Enerji Bakanlığı’nın 5 Gigavatlık Offshore Hamlesi, Mavi Vatan’ı Küresel Enerji Üssüne Çevirebilir mi?

By Fortune Türkiye

2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisinde toplam 120 bin megavatlık kurulu güç hedefleniyor. Bu dönüşüm için yeşil iletim altyapısına 30 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirilecek. Yerlilik oranı rüzgar teknolojilerinde yüzde 70 seviyesini aşarken, gözler şimdilerde deniz üstü sahalara çevrildi. Peki, denizlerin rüzgarı enerjide tam bağımsızlığın kapılarını açmaya yetecek mi?

TÜREB’in düzenlediği Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin yapıldığı otelin lobisinden içeriye geçtiğimde mermer zeminde yankılanan ayak sesleri rüzgarın geleceğine duyulan heyecanı anlatıyordu. Girişin tam karşısında yükselen “Yarının Güvencesi, Rüzgarın Enerjisi” yazılı pano, kongreye katılan yüzlerce profesyonelin ilk durağı gibiydi. Lacivert takımları içinde hızlı adımlarla salona doğru ilerleyen katılımcıların arasından geçerek, Türkiye’nin enerji kaderinin çizildiği bu stratejik platformda yerimi alıyorum. Enerjide dışa bağımlılığı bitirecek o büyük hamlenin şifrelerini bizzat en yetkili ağızdan öğrenmek istiyorum.

Kürsüde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar konuşuyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar

“Yarının güvencesi rüzgarın enerjisidir,” diyor.

Acaba bu iddialı vizyon, Türkiye’yi küresel krizlerin ötesinde güvenli bir limana ulaştırabilecek mi?

120 bin megavatlık yeni enerji yüzyılı

Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlamak için yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payı her geçen gün daha yukarıya taşınıyor.

“Türkiye’nin rüzgar ve güneş kurulu gücünü toplam 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz,” diyor Bakan Alparslan Bayraktar. Elektrik talebinin 2035 yılında 510 teravatsaat seviyesine ulaşacağı ve sistemin buna göre hazırlanacağı öngörülüyor.

“Büyüyen talebi güvenli, temiz ve ekonomik kaynaklarla karşılamak zorundayız,” sözleriyle durumu özetliyor.

Sektörün bu büyük dönüşümü gerçekleştirebilmesi için üretim kapasitesine olduğu kadar, aynı zamanda iletim altyapısının modernizasyonuna da odaklanılıyor.

“2035 yılına kadar yeşil iletim altyapısına yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz.”

Söz konusu yatırımlar, rüzgar santrallerinden elde edilen elektriğin ülkenin her noktasına kesintisiz ulaşmasını sağlayacak yeni bir şebeke mimarisini de beraberinde getiriyor.

“Güçlü bir yenilenebilir enerji portföyü, güçlü bir şebeke altyapısı gerektirir,” sözleriyle hedefi somutlaştırıyor.

Denizin rüzgarı ekonomiye katılıyor

Karadaki rüzgar potansiyelinin sınırlarını zorlayan Türkiye, şimdi de denizlerin sunduğu yüksek verimli enerjiyi kapsama alanına almış durumda.

“2035 yılına kadar offshore rüzgarda 5 gigavatlık kapasite hedefliyoruz.”

Marmara ve Ege denizlerindeki stratejik noktalar için tüm teknik hazırlıklar büyük bir titizlikle sürdürülüyor.

“Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore sahası belirledik,” diyerek sahadaki çalışmaları hatırlatıyor.

Dünya genelinde hızla gelişen deniz üstü rüzgar pazarı, Türkiye’nin sanayi ve denizcilik kabiliyetlerini yeni bir boyuta taşıma potansiyeli barındırıyor.

“Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgar YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz,” diyerek ihale süreçlerine dair somut takvimi paylaşıyor.

Denizlerde yükselecek bu yapılar yerli teknoloji geliştirme serüvenimizde bir kilometre taşı sayılıyor.

“Offshore projelerine özel önem veriyoruz; Türkiye bu alanda çok büyük bir potansiyele sahip,” diyor.

Yüzde 70 yerlilikle küresel oyuncu olmak

Yenilenebilir enerji yatırımları artık bir çevre politikasının  ötesine geçerek, Türkiye’nin teknoloji geliştiren sanayi gücüne dönüşmüş.

“Bugün Türkiye’de rüzgar türbinlerinde yaklaşık yüzde 60 yerlilik oranına ulaştık,”

Sanayideki dönüşümü paylaşıyor Alparslan Bayraktar. Kulelerden jeneratörlere kadar rüzgarın her parçası bu toprakların imzasını taşıyor.

“Kule, jeneratör ve kanat üretiminde ise yüzde 70’in üzerine çıktık.”

Sektörün yarattığı ekonomik değer, sağladığı istihdam olanaklarıyla toplumun her kesimine yayılan yeşil bir büyüme modeli sunuyor.

“Alt tedarikçilerle birlikte yaklaşık 50 bin vatandaşımıza yeşil istihdam sağlıyoruz,” bilgisini veriyor Bakan.

2014 yılında sadece 27 olan üretici sayısının bugün 500’e ulaşması başarının boyutunu gösteriyor.

“Bugün sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren bir Türkiye var,” diyerek gelinen aşamayı özetliyor.

Elektrikleşen dünya ve dijital şebeke

Geleceğin enerji düzeni, artık mekanik sistemlerden öte akıllı algoritmalar ve dijitalleşen bir altyapıdan güç alıyor.

“Merkezinde elektrikleşme olan yeni bir enerji mimarisi üzerinde çalışıyoruz,” diyor Bakan Alparslan Bayraktar.

Sistem, veri merkezlerinden elektrikli araçlara kadar her noktada en yüksek verimlilikle çalışacak şekilde tasarlanıyor.

“Daha dirençli, daha esnek ve dijitalleşen yeni bir enerji altyapısı hedefliyoruz,” sözleriyle vizyonu genişletiyor.

Küresel jeopolitik risklerin arttığı bir çağda, enerji bağımsızlığı bir beka meselesi olarak tüm stratejilerin merkezine yerleşmiş.

“Hürmüz örneğinde olduğu gibi krizlere karşı dirençli bir yapı amaçlıyoruz,” diyerek dış kaynaklı risklere karşı hazırlıklı olduklarını belirtiyor.

Nükleerden güneşe kadar çok katmanlı bir kaynak çeşitliliği bu stratejiyi destekliyor.

“Enerji milli güvenlikten rekabetçi ekonomiye kadar her alanı etkiliyor,” uyarısıyla konunun önemini hatırlatıyor.

Antalya’dan dünyaya COP31 mesajı

Türkiye, rüzgarda yakaladığı bu ivmeyi uluslararası arenada sergileyerek bölgesel enerji liderliğini tescil etmeye hazırlanıyor.

“Kasım ayında ülkemizde düzenlenecek COP31 büyük bir önem taşıyor,” diyerek küresel iklim diplomasisindeki rolümüzü hatırlatıyor Alparslan Bayraktar.

Rüzgar enerjisi sektörünün elde ettiği başarılar bu büyük buluşmada dünyaya birer model olarak sunulacak.

“Antalya’dan dünyaya önemli mesajlar vereceğiz,” ifadesiyle süreci takip ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı temsilcilerinden yabancı büyükelçilere kadar herkesin gözü Türkiye’nin enerji dönüşüm hamlesinde.

“Türkiye yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında yer alıyor.”

Bakan Alparslan Bayraktar’ın konuşması bitiyor.

Lobideki “Yarının Güvencesi” yazılı panonun yanından geçerek dışarı çıkıyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...