PwC ve Microsoft iş birliğiyle hazırlanan “Yarını Potansiyelini Ortaya Çıkarın: Finansal Hizmetler Sektöründe Agentic AI’ın Gücü” başlıklı çalışma, “agentic AI” (Otonom Yapay Zekâ) hakkında dikkat çekici bulgular içeriyor…
Dijitalleşme süreçlerinde artan regülasyon baskısı, değişen müşteri beklentileri ve operasyonel verimlilik ihtiyacı gibi başlıkların etkisiyle başta finans olmak üzere birçok sektörde yeni bir dönüşüm yaklaşımını gündeme geliyor. Üretken yapay zekâ uygulamalarının hız kazandırdığı bu değişim ve dönüşüm süreçlerindeki yaklaşım da beklentileri daha ileri bir aşamaya taşıyor. PwC, tüm bu süreçleri dikkate alarak Microsoft iş birliğiyle hazırladığı, “Yarını Potansiyelini Ortaya Çıkarın: Finansal Hizmetler Sektöründe Agentic AI’ın Gücü” başlıklı çalışma, sektörün yeni teknoloji gündemini oluşturan “agentic AI” (Otonom Yapay Zekâ) yaklaşımını kapsamlı biçimde ele alıyor.

Agentic AI Neyi Değiştiriyor?
PwC Türkiye Finansal Hizmetler Lideri Talar Gül, “Çalışmamızda agentic AI, yalnızca içerik üreten ya da tek bir görevi yerine getiren sistemlerin ötesinde; veri kaynaklarına erişebilen, çok adımlı süreçleri yürütebilen, iş akışlarını koordine edebilen ve insan gözetimi altında aksiyon alabilen yeni nesil yapay zekâ sistemleri olarak tanımlanıyor. Bu yönüyle söz konusu yaklaşım, kurumların yapay zekâyı bir verimlilik aracı olmaktan çıkarıp doğrudan operasyon modelinin parçası haline getirmesine imkân tanıyor.
Bu kapsamda bugüne kadarki birçok teknoloji yatırımı, belirli görevleri hızlandırmaya veya manuel işleri azaltmaya odaklanıyordu. Otonom yapay zekâ ise birbirine bağlı süreçleri uçtan uca ele alıyor. Bankacılıkta müşteri kabul süreçlerinden kredi tahsisine, finansal suçlarla mücadeleden çağrı merkezi operasyonlarına kadar çok sayıdaki alanda yapay zekâ ajanlarının belge toplama, veri doğrulama, eksikleri tespit etme, sonraki adımları tetikleme ve gerekli aşamalarda insan onayına yönlendirme gibi görevleri üstlenebildiği görülüyor. Bu gelişmelerin, noktasal otomasyondan süreç orkestrasyonuna geçiş anlamına geldiği bir geleceğe doğru evriliyoruz” diyor.

Veri ve Altyapının Yeni Önemi
Bu dönüşümün merkezinde ise teknoloji altyapısı yer alıyor. Bu rapora göre agentic AI sistemlerinin verimli çalışabilmesi için kurumların dağınık veri yapılarından uzaklaşıp daha entegre, güncel ve güvenilir veri mimarilerine yönelmesi gerekiyor. Bulut altyapısı, uygulamalar arası bağlantı katmanları, gerçek zamanlı veri erişimi ve güçlü güvenlik mekanizmaları artık yalnızca BT gündeminin değil, doğrudan iş stratejisinin konusu haline geliyor. Çünkü yapay zekâ ajanları ne kadar gelişmiş olursa olsun, beslendikleri veri ortamı güçlü değilse beklenen etkiyi yaratmaları mümkün görünmüyor. PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Cem Aracı, “Bu tablo aynı zamanda kurumsal yazılım anlayışında da önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Kullanıcıların yalnızca ekranlar arasında işlem yaptığı geleneksel model, yerini görev tanımlayan, sonuçları değerlendiren ve dijital ajanlarla birlikte çalışan yeni bir modele bırakıyor. Böylece kullanıcı deneyimi kadar görev deneyimi de önem kazanıyor. Kurumlar için amaç artık yalnızca iyi çalışan bir arayüz geliştirmek değil; farklı sistemleri bir araya getirerek sonuç üreten akıllı iş akışları kurabilmek oluyor. Öte yandan finansal hizmetler gibi geniş regülasyonlu sektörlerde hız kadar güven de belirleyici. Çalışmada Avrupa Birliği’nin AI Act düzenlemesi, DORA ve GDPR çerçeveleri gibi başlıkların; açıklanabilirlik, izlenebilirlik ve veri güvenliği konularını daha da kritik hale getirdiği belirtiliyor. Bu nedenle yapay zekâ yatırımlarında yönetişim artık sonradan eklenen bir kontrol katmanı değil, teknolojinin tasarım aşamasından itibaren düşünülmesi gereken temel bir unsur olarak öne çıkıyor” diyor.
İnsan ve Yapay Zekâ Birlikte Ölçeklenecek
Gül, “Raporumuzda dikkat çeken bir diğer yaklaşım ise geleceğin kurumlarının tamamen insansız yapılar olmayacağı yönündeki vurgu. PwC ve Microsoft, insan uzmanlığı ile yapay zekâ ajanlarını birlikte ölçekleyebilen kurumları “Öncü organizasyonlar” olarak tanımlıyor” diyor. Buna göre rekabet avantajı, yalnızca teknolojiye yatırım yapanlarda değil; insan deneyimini, kurumsal hafızayı ve karar kalitesini yapay zekâ ile birlikte güçlendirebilen organizasyonlarda oluşacak.
Sonuç: Yeni Rekabet Alanı
Bugün gelinen noktada finans sektörü için temel soru artık yapay zekâ teknolojilerini süreçlere, kararlara ve müşteri deneyimine ne kadar güvenli, kontrollü ve ölçeklenebilir biçimde entegre edebilecekleri olacaktır. Aracı, “Otonom yapay zekâ dönemi, finansal hizmetler sektöründe yeni bir rekabet alanı yaratıyor. Önümüzdeki yıllarda öne çıkacak kurumlar en çok teknoloji satın alanlar değil, teknolojiyi çalışma modeline en iyi yerleştirenler olacak” diyor.
