Küresel perakende sektörü önümüzdeki 3 yıl içinde öngörülemez bir dönüşüm sürecine girmeye hazırlanıyor. Avrupa’da pazar giderek daralırken, Asyalı e-ticaret platformları alışverişin kurallarını baştan yazıyor. Peki, tüketim çarkları bu kadar hızlı dönerken, mutfak alışkanlıkları bu büyük dalgaya nasıl direnecek?
Cam yansımalarının birbirine karıştığı modern alışveriş merkezinin parlak zeminli uzun koridorundan geçiyorum. Karşımda, üzerinde lacivert ceketi, rahat tavrını tamamlayan bej pantolonu ve spor ayakkabısıyla Enplus CEO’su Murat Hatipoğlu duruyor.
60’tan fazla global markayı tek çatı altında buluşturan Enplus’ın en üst yetkilisinden mutfak eşyası sektörünün nereye doğru gittiğini dinlemek üzere buradayım.
“Önümüzdeki 2-3 yıl içinde alışkın olduğumuz perakende ezberleri kökten bozulacak,” diyor Murat Hatipoğlu doğrudan konuya girerek.
Yaklaşan büyük değişimin sarsıntıları şimdiden hissediliyor. Peki, geleneksel perakende bu sarsıcı dönüşüm kasırgasına karşı nasıl bir savunma hattı kuracak?

Esen inovasyon rüzgarı
Danimarka’da düzenlenen prestijli TCG Summit sonuçları, Avrupa perakende dünyasındaki yön değişimini belirgin şekilde ortaya koyuyor.
“Büyük beyaz eşya pazarının gittikçe küçüldüğünü oradaki rakamlarla görüyoruz,” diyor Hatipoğlu.
Tüketici nezdinde büyük hacimli ürünlerin yenilik yaratma kapasitesi belli bir doygunluğa ulaşmış.
“Bugün yeni bir teknolojiyle üretilen dondurma makinesi koca bir pazarı yönlendirebiliyor,” sözleriyle odak noktasının küçük aletlere kaydığını belirtiyor.
Anlaşılan o ki inovasyon rüzgarının yönü artık mutfak tezgahlarını iyice sarmış.
Mutfak perakendesinin içinden geçtiği zorlu ekonomik süreç, şirketleri hayatta kalmak için yeni yollar bulmaya itiyor.
“İhtiyaçları doğru okuyup, perakende rüzgarını kendi lehimize çevirerek ayakta kalabiliriz,” diyor.
Sektördeki oyuncuların Asya merkezli dalgaya karşı ekosistemlerini güçlendirmek zorunda olduğuna işaret ediyor.
“Sadece ürüne odaklanmak yerine, müşteriye keyif veren yeni bir yaşam tarzı sunmalısınız,” uyarısıyla çıkış yolunu işaret ediyor. Sözleri salt ürün satmanın şirketleri geleceğe taşımaya yetmeyeceğine vurgu yapıyor.

Kapsül yerine kahve çekirdeğini destekliyor
Tüketici profili teknolojik gelişmelere paralel olarak hızlı kabuk değiştirme süreci yaşıyor.
“Artık erkek tüketiciler de evlerinde profesyonel aşçı bıçağı kullanmayı ve iyi malzemelerle vakit geçirmeyi seviyor,” tespitiyle sosyolojik dönüşüme işaret ediyor.
Kaliteli gıdaya ulaşma çabası ise mutfaktaki saklama donanımlarının önemini daha da artırıyor.
“İyi teknolojiye sahip bir buzdolabıyla aldığınız sebzeleri 8 hafta boyunca tazeliğinde saklayabiliyorsunuz,” diyerek donanımın aile ekonomisine katkısını anlatıyor. Doğru teknoloji, uzun vadede ailelere tasarruf sağlıyor.
Tüketim toplumunun en zayıf noktalarından birini oluşturan gıda israfı, dünyanın geleceği üzerindeki en önemli tahribat unsurlarından biri olduğunu hatırlatıyor.
“Doğru yalıtım özelliklerine sahip bir dolap tasarımıyla, elmayı tam 6 ay sonra bile aynı dirilikte yiyebilirsiniz,” diyerek israfı önlemenin mümkün olduğunun altını çiziyor.
Kahve hazırlama ritüellerinde kullanılan moda aletler de benzer bir çevresel soruna yol açıyor.
“Platformlarımız üzerinden satılan kahve çekirdeklerinde sürekli yüzde 30 indirim uygulayarak müşterinin doğru donanımı seçmesini destekliyoruz,” sözleriyle sürdürülebilirlik bilincini gündeme getiriyor.
Çevre dostu donanımlar, sürdürülebilir bir gelecek için lüks olmayıp zorunluluk niteliği taşıyor.
“Özel olarak ürettirdiğimiz çay makinelerinin genel arıza oranı yüzde 2’nin altında seyrediyor,” diyerek uzun ömürlü kullanımın çevresel önemini belirtiyor.
Günü kurtaran ucuz çözümlerin aksine, kaliteli donanımların uzun vadede hem çevreyi hem de bütçeyi koruduğunun altını çiziyor.

Fırtınaya şimdiden hazırlanmalı
Mutfak eşyası perakende sektörü, yalnızca tek bir kategoriye odaklanan köklü markalar ile pazara yeni giren teknoloji firmalarının çetin rekabetine sahne oluyor.
“Sadece kendi işine odaklanan uzmanlaşmış firmaların uzun Ar-Ge süreçleri, pazardaki kalite standartlarını her zaman ileriye taşıyor,” değerlendirmesini yapıyor.
Ancak küresel arenada onlarca yıllık geçmişe sahip bu üreticiler artık yeni trendleri yakalamaya çalışan markalarla vitrinleri paylaşıyor.
“Tüketiciler, mühendislik kalitesinin yarattığı farkı donanımı kullandıkça kavrıyor,” diyerek köklü tecrübenin gücünü hatırlatıyor.
Çinli platformların küresel pazarı hedef alan agresif genişleme politikaları ise geleneksel oyuncuları bölgesel düşünmeye zorluyor.
“Uluslararası sahaya çıkarak çevre ülkelere yayılarak, sektörü vuracak fırtınaya şimdiden hazırlanılmalı,” diyor Hatipoğlu sektörel bir projeksiyon çizerek.
Türkiye merkezli şirket, bu vizyonla şimdiden 3 farklı ülkede aktif operasyon sürdürerek öngörüleri doğrultusunda hareket ediyor.
“Müşteri veri tabanımızdaki 500 bin kişilik kitleyle bu fırtınaya karşı sağlam duruyoruz,” diyor.
Sınırların hızla eridiği bir dönemde, şirketler sınır ötesi koruma kalkanı oluşturmak zorunda olduğu anlaşılıyor.
“Önümüzdeki üç yıllık dönemde, kendini adapte edemeyen oyuncular ciddi anlamda sarsılacak,” diyerek ufuktaki riskin büyüklüğüne dikkat çekiyor Murat Hatipoğlu.
Sohbetimizi tamamlıyoruz.
Alışveriş merkezinin o parlak zeminli koridorundan çıkışa doğru yöneliyorum.
Etrafımdaki hareketliliğe bakıyorum.
Modern çağın baş döndürücü tüketim hızı, ardında koca bir belirsizlik bırakarak ilerlemeyi sürdürüyor.
