Konut Sektörü Beklenti Anketi’nin 2026 yılı ilk sonuçları yayınlandı. Anket, konut üreticilerinin; coğrafyada yaşanan son gelişmelerden sonra temkinli bir pozisyon aldıklarını, bununla birlikte yeni proje üretme iştahını koruduklarını, konut üretiminde orta ve uzun vadeye ilişkin olumlu beklentilerini sürdürdüklerini, jeopolitik gelişmeleri ise dönemsel bir etki olarak kabul ettiklerini gösteriyor.
Ankete göre, Körfez bölgesinde artan jeopolitik risklerin, yatırım tercihleri üzerinde oluşturacağı etkiyle, yabancıya konut satışında yeniden Türkiye’ye yönelimin yükseleceği beklentisi de artmış bulunuyor.
“Sektörde temkinli iyimserlik yerini dengeli bir beklenti dönemine bırakıyor”
Anket sonuçlarını değerlendiren KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, “son dönemde küresel ölçekte yaşanan gelişmeler ve özellikle Körfez bölgesinde artan jeopolitik riskler, sektör beklentilerinde daha temkinli bir tabloyu beraberinde getiriyor. Bir önceki dönemde oldukça güçlü olan faiz indirimi beklentisinin zayıflaması, kredili satışlara yönelik öngörülere de doğrudan yansımış durumda” dedi.
Ziya Yılmaz, anket sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sektörün, üretim tarafında güçlü bir duruş sergilediğini görüyoruz. Üretim artışı beklentisinin yükselmesi ve üyelerimizin önemli bir kısmının yeni projelere devam etme kararlılığı, konut sektörünün yaşanan bu süreci dönemsel bir dalgalanma olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerin gayrimenkul yatırımlarının yönünü yeniden etkileyebileceğini görüyoruz. Özellikle Dubai gibi pazarlara yönelen yatırım iştahının bir miktar yeniden Türkiye’ye kayabileceğine yönelik beklentiler, yabancıya konut satışlarında sınırlı da olsa bir toparlanma sinyali oluşturuyor. Türkiye; güçlü iç pazarı, stratejik konumu ve sunduğu erişilebilir yatırım ortamı ile yatırımcıya uzun vadeli güven sunan bir ülke. Özellikle küresel ölçekte artan riskler, Türkiye’nin yeniden ‘güvenli liman’ olarak değerlendirilmesini destekleyen bir zemin oluşturuyor.
Diğer taraftan maliyetler cephesinde, özellikle malzeme fiyatlarındaki artış beklentisinin güçlenmesi, konut fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Bu nedenle üretimin sürdürülebilirliği ve konuta erişimin güçlendirilmesi adına arsa maliyetlerini dengeleyici ve finansmana erişimi kolaylaştırıcı adımlar kritik önem taşıyor.
Konut sektörü, hem ekonomik büyüme hem de sosyal refah açısından stratejik bir rol üstlenmeye devam ediyor. Bu doğrultuda, sektörün sağlıklı gelişimini destekleyecek bütüncül politikalarla daha dengeli ve sürdürülebilir bir piyasa yapısına ulaşılabileceğine inanıyoruz.”
