Yapay zeka, ofis araçlarından çıkıp fiziksel operasyonlara kayarken, Zebra Technologies’den Tim Stoddard; bağlantılı çalışanların, gerçek zamanlı verilerin ve otomasyonun perakende, lojistik ve sağlık hizmetleri gibi sektörlerde iş yapış biçimlerini nasıl yeniden tanımladığını açıklıyor.
Yapay zeka sohbetleri yıllardır ofis verimliliği, yardımcı araçlar, sanal sohbet imkanı sunan arayüzler ve bilgi işçiliğine katmanlanan otomasyon etrafında şekillendi. Ancak bu anlatı, hikâyenin yalnızca bir kısmını oluşturuyor.
Asıl dönüşüm başka bir yerde yaşanıyor. Depolarda, hastane koridorlarında, perakende mağazalarında ve teslimat ağlarında yapay zekâ, kararların fiziksel, anlık ve genellikle geri döndürülemez olduğu ortamlarda işlerin nasıl yapıldığını şimdiden yeniden şekillendiriyor. Daha da önemlisi, küresel iş gücünün çoğunluğu bu alanlarda faaliyet gösteriyor.
Dünya Ekonomik Forumu’na göre, dünyada iş gücünün yaklaşık %80’i masa başında çalışmıyor ve lojistik, imalat, perakende ve sağlık gibi sektörlere yayılıyor.
İşte bu değişim, Zebra Technologies’in “akıllı operasyonlar” olarak tanımladığı şeyin merkezinde yer alıyor.
Özel bir söyleşide, Zebra Technologies EMEA Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tim Stoddard, durumu basitçe şöyle özetliyor:
“Perakende, lojistik, depolama, sağlık ve imalat gibi alanlardaki rolleriyle ön saflar, dünyadaki en büyük iş gücünü oluşturuyor.”
Ve giderek artan bir şekilde, yapay zekanın gerçek ticari değer sunmaya başladığı yer tam olarak burası.
Ofis Yapay Zekâsından Operasyonel Zekaya
Yapay zekanın benimsenmesinde, ilk dalga, büyük ölçüde ofis tabanlı rolleri desteklemeyi hedef aldı. Ancak kurumlar ölçülebilir getiriler aradıkça, dikkatler sahadaki operasyonlara kaymaya başladı.
“Çoğu zaman güven ve işlemlerin gerçekleştiği yer ön saflardır, bu da ön saf dönüşümünün müşteri deneyiminden (CXO’lar) ve yapay zekâdan (CAIO’lar) sorumlu liderler için bir öncelik olması gerektiği anlamına geliyor.”
Bu geçiş aynı zamanda sektörler genelinde daha geniş bir farkındalıkla da yönlendiriliyor. Yapay zekanın benimsenmesi yaygın olsa da, etkisi genellikle düzensiz oldu. Yakın tarihli bir küresel anket, şirketlerin %80’inden fazlasının şimdiye kadar yapay zekâdan ölçülebilir bir verimlilik artışı bildirmediğini ortaya koydu ve bu da deneysel yaklaşım ile uygulama arasında bir boşluk olduğunu vurguluyor.
Bu boşluk şimdi kurumları, yapay zekanın envanter, teslimat, müşteri deneyimi ve kalite kontrol gibi sonuçları doğrudan etkileyebileceği alanlara itiyor.
“Akıllı Operasyonlar” Gerçekte Ne Anlama Geliyor?
Özünde akıllı operasyonlar, yapay zekayı işletmelerin günlük işleyişine doğrudan yerleştirmekle ilgilidir.
Stoddard’ın açıkladığı gibi, “Operasyonlar, işlerin düzgün ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak için gereken ticari fonksiyonlardır. Zeka, bu operasyonlar arasında bir katman olarak yapay zekâyı uygulayarak onların daha bağlantılı, görünür ve otomatik hale getirilmesinden gelir.”
Değişen şey sadece verinin varlığı değil, onunla neler yapılabileceğidir.
“Geleneksel IoT, operasyonel verinin toplanmasını mümkün kıldı. Bugün yapay zeka, toplanabilecek verinin hacmi, çeşitliliği ve kalitesi açısından IoT’yi geçmiş durumda ve veriyi içgörüye ve zekâya dönüştürme gücüne sahip.”
Uygulamada, bu değişim şimdiden sektörler arasında gözle görülür durumda:
- İmalatta, makine görüşü sistemleri daha önce hiç görülmeyen kusurları tespit ediyor.
- Perakendede, yapay zekâ ajanları çalışanlara gerçek zamanlı ürün ve envanter sorgularıyla destek oluyor.
- Lojistikte, mobil cihazlar sürücülere rota, teslimat kanıtı ve gözetim zinciri konularında rehberlik ediyor.
Sonuç, yapay zekayı doğrudan verimlilik ve gelirle ilişkilendiren yeni bir işletim modelidir.
“Maliyetleri düşürebilecek ve gelir yaratabilecek olan akıllı operasyonlardır ve üst yönetimin duyması gereken de budur.”
Üç Temel Unsur: Görünürlük, Otomasyon ve Bağlantı
Zebra, bu dönüşümü üç temel etrafında çerçeveliyor: bağlantılı ön saf, envanter görünürlüğü ve akıllı otomasyon.
Stoddard’a göre görünürlük temeldir.
“Envanter görünürlüğü etrafındaki daha büyük resim, kurumların sahip oldukları envanteri ve varlıkları ve bunların herhangi bir anda nerede olduklarını doğru bir şekilde bilme ihtiyacıdır.”
Bu görünürlük olmadan, kurumlar stok dengesizliklerinden itibar zedelenmesine kadar her şeyi riske atar.
“İşletmeler, talep olmadan çok fazla envantere sahiplerse veya çok az envantere sahip olup müşteri ihtiyaçlarını karşılayamazlarsa para kaybedecekler.”
Dijitalleşme, barkodlar, RFID ve bilgisayar görüşü gibi teknolojiler aracılığıyla her varlığa “dijital bir ses” kazandırır.
Oradan otomasyon gelişir.
“Geleneksel otomasyonu kurallara dayalı olarak düşünebiliriz. Yapay zeka ile otomasyon seviye atlar ve akıllı hale getirilir.”
Bu, sistemlerin anormallikleri tespit ederek, yeni ürünlere uyum sağlayarak ve sonuç olarak yapılandırılmamış iş akışlarını yöneterek gerçek zamanlı olarak uyum sağlamasına olanak tanır. Her şeyin merkezinde ise ön saf çalışanı yer alır.
“Bağlantılı ön saf çözümleri, gerçek zamanlı iş birliği ve karar almayı mümkün kılarak, çalışanların ihtiyaç duydukları bilgilere, ihtiyaç duydukları anda erişebilmelerini sağlar.”
Veri Yığınından Gerçek Zamanlı Kararlara
Günümüzde kurumların karşılaştığı en büyük zorluklardan biri veri eksikliği değil, üzerinde hareket edememe yetersizliğidir.
“Ön saf verilerindeki büyüme çok büyük, çeşitli ve değerli. Ve yapay zeka ile bu veriyi analiz, trend belirleme, öngörücü ve kuralcı eylemlerle kullanışlı hale getirebiliyoruz.”
Akıllı operasyonların ölçülebilir etki göstermeye başladığı yer burasıdır.
Zebra’nın Oxford Economics ile ortaklaşa yürüttüğü araştırma, ön saf iş akışlarını iyileştiren kurumların şunları başardığını gösteriyor:
- Çalışan verimliliğinde %19’a varan artış
- Diğer firmalara göre daha yüksek gelir artışı ve kârlılık
Sonuç apaçık ortada. Yapay zeka, soyut kullanım durumlarına değil, doğrudan operasyonel sonuçlara bağlandığında en yüksek değeri sağlıyor.
Ön Saf Yapay Zekası Gerçekte Nasıl Görünüyor?
Ön saftaki yapay zeka, ofisteki yapay zekadan çok farklı görünüyor.
“Ön saf yapay zekası, fiziksel ortamları dijitalleştirir. Yapay zeka ajanları, bilgisayar görüşü, derin öğrenme ve makine öğrenmesi ile makine görüşü kullanarak çalışanın ortamını gerçek zamanlı olarak yakalar.”
Fiziksel dünyanın canlı, dijital bir katmanını oluşturur.
“Çok modlu yapay zeka, statik ve hareketli çevrelerin dijital bir versiyonunu oluşturabilir, verileri yapay zeka modellerine besleyebilir.”
Daha da önemlisi, farklı kısıtlamalar altında çalışması gerekir.
“Ön saftaki yapay zekanın güvenilir ve çok duyarlı olması gerekir. Bu yüzden cihazın üstünde çalışan yapay zekâ çok önemlidir.”
Çoğu durumda veri işlemenin doğrudan cihazın üzerinde gerçekleşiyor olması, gecikmelerin ve bulut bağlantısına olan bağımlılığın azalması anlamına gelir.
Bu değişimin en ikna edici kanıtı, gerçek uygulamalarda saklı. Zebra Technologies gerçek hayattan üç kullanım örneği sunuyor:
- Yapay zeka destekli kişisel alışveriş çözümünü (PSS) kullanan bir lüks gıda perakendecisi, ortalama sepet boyutunda %5’lik bir artış gördü ve aktif kullanıcılar arasında %70 benimseme oranına ulaştı.
- 260 mağazalı bir perakendeci, yapay zeka ajanları ve mobil platformları kullanarak çalışan işe alımını kolaylaştırdı.
- Küresel bir üretici, yapay zeka güdümlü otomasyon ile %99,7’nin üzerinde doğruluk, %30’a varan verim artışı ve %99 sistem kullanılabilirliği elde etti.
İnsan Faktörü: Kültür, Güven ve Benimseme
Teknolojiye rağmen, dönüşüm, nihayetinde insanlara bağlıdır.
“Yapay zeka mevcut işe eklenebilir ama bu ancak bir yere kadar gider. Yapay zeka uygulaması, iş süreci dönüşümü ve iş gücü için yeterli destekle el ele gitmelidir.”
Ayrıca, özellikle yapay zekanın sahadaki rolleri nasıl şekillendireceği konusundaki iş gücü endişelerini gidermek için açık bir ihtiyaç var. Stoddard’ın görüşü, müşteriler arasında gördüklerine dayanıyor:
“Yapay zeka ve işten çıkarmalar hakkında birçok manşet görüyoruz, ancak duyduklarımız bu değil. Liderler, teknoloji yatırımlarının ön saf çalışanlarını değiştirmek yerine onları güçlendirmesini ve desteklemesini istiyor.”
Türkiye’de perakende sektörü modernleşiyor
Türkiye’deki müşterilerimizle geçirdiğim zamanı çok önemsiyorum. Gerek iş ortaklarımızla gerekse müşterilerimizle yapmış olduğum her bir görüşmem bana, ön saflardaki operasyonların dönüştürülmesine ilişkin vizyonlarına dair yeni bilgiler edinmemi sağladı.
Alışveriş yapanların kendi kendilerine barkod okutabilecekleri kişisel alışveriş çözümleri (PSS), mobil bilgisayarlar, yapay zeka ve RFID gibi şeylere yapılan yatırımlarla mümkün kılınan hızlı büyüme ile perakende sektörü için heyecan verici bir döneme girildiğini gözlemledim… Bu, sektörün modernleştiğini ve müşteri deneyimlerini iyileştirmek ve kişiselleştirmek, envanterin daha iyi görünürlüğünü ve yönetimini sağlamak ve çalışan bağlılığını ve verimliliğini artırmak istediğini gösteriyor. Zebra ve iş ortaklarımız, perakende, depo ve lojistik sektöründe hizmet veren tüm müşterilerimizi, bu sürecin her adımında destekliyor ve var gücüyle de desteklemeye devam edecek.
Yapay Zekayı Ölçeklendirmede Ekosistemlerin Rolü
Birçok kurum için zorluk teknolojiye erişim de değil, teknolojinin entegrasyonundadır.
“Ekosistem önemli bir kelime. Müşterilerimizin ekosistemlere erişmesi gerekiyor, çünkü bu onlara tek noktadan alışveriş deneyimi sunuyor.”
Donanım sağlayıcılardan yazılım satıcılarına ve sistem entegratörlerine kadar, iş ortağı ağları dağıtımı basitleştirmede kritik bir rol oynuyor.
İleriye bakıldığında, Stoddard yapay zeka etrafındaki daha aşırı anlatılardan bazılarına karşı çıkıyor.
“Yapay zeka ve ‘doktora düzeyinde çalışma’ hakkında pek çok tahmin var. Ama bunların gerçekçi veya yardımcı olduğunu düşünmüyorum.” Bunun yerine, daha ayakları yere basan bir evrim görüyor ve ekliyor: “İş akışları ve işler arasında bir yürütme ve zeka katmanı olarak daha fazla yapay zeka kullanan daha fazla işletme olacak.”
Ve onunla büyüyen bir iş gücü:
“Ayrıca, iş gücüne katılan ve ilk günden itibaren yapay zekaya yatkın olacak yeni bir nesil de olacak.”
Yapay zeka yolculuğuna yeni başlayacak kurumlar için tavsiye basit ama genellikle göz ardı ediliyor. “Yapay zekayı bir iş dönüşümü, strateji ve kültür çerçevesinde düşünün” diye açıklıyor.
Çünkü sonuçta akıllı operasyonlar yalnızca teknolojiyle ilgili değildir. Onlar ön saf çalışanları, müşteriler ve işletmelerin nasıl çalışmayı seçtiği ile ilgilidir.
Tim Stoddard Hakkında;
Tim Stoddard, Zebra Technologies‘in EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesinden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı ve genel müdürüdür. Başkan yardımcılarından oluşan bir ekiple birlikte, bölgedeki tüm müşteri, iş ortağı ve satış stratejisinden sorumludur.
Tim, “önce müşteri” ilkesini benimseyen ve iş ortağı ilişkilerini besleyen bir yaklaşımla lider bir rol üstlenmekte, aynı zamanda Zebra’nın iş gücünü ve kurum kültürünü desteklemektedir. İşletmelerin ön sahadaki çalışanlarını birbirine bağlamalarına, varlık görünürlüğü elde etmelerine ve iş akışlarını akıllı bir şekilde otomatikleştirmelerine yardımcı olma konusunda 20 yılı aşkın bir deneyime sahiptir.
Zebra Technologies’e “yeni mezun programı” ile katılmış olan Stoddard hem hizmet hem de satış departmanlarında üst düzey görevlerde bulunmuştur ve çalışmalarını “önce müşteri” yaklaşımıyla sürdürmektedir. Medyaya düzenli olarak röportajlar vermekte ve sektör etkinliklerinde konuşmacı olarak yer almaktadır.
