ELDER’in İşaret Ettiği 120 Bin MW’lık Hamle, Enerjide Dışa Bağımlılığı Bitirebilir mi?

By Fortune Türkiye

Avrupa ülkeleri savaşın gölgesinde enerji güvenliğini arıyor. Türkiye ise 2035 yılına kadar yenilenebilir enerjide tam bağımsızlık yolunda 120 bin megavat kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Küresel fiyat türbülanslarına karşı başlatılan yerli kaynak hamlesi, faturalarımızı gerçekten korumaya yetecek mi?

Tekirdağ Yeşilsırt köyündeki TREDAŞ’ın saha çalışmasına yaklaştığımda, Trakya rüzgarının taşıdığı taze toprak kokusu beni tüm doğallığıyla karşılıyor. Uçsuz bucaksız yeşil tarlaların ortasında, sarı güvenlik bariyerlerinin ardında toplanmış basından meslektaşlarımın arasına karışıyorum.

Başımızda beyaz baretler, üzerimizde fosforlu yeleklerle, ağır tonajlı sepetli bir vincin elektrik direğine doğru yükselişini dikkatle izliyoruz. Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan hemen sağımda duruyor.

“Türkiye elektrik sistemi dayanıklı bir yapıya sahip” diyor, sakin bir ses tonuyla.

Küresel fiyat dalgalanmalarının ve sınır ötesi gerilimlerin ortasında dile getirilen bu sözler, sıradan bir durum tespitinin ötesinde çok daha fazlasını anlatıyor.

Peki, Avrupa kıtası güvenlik endişeleriyle boğuşurken, kendi topraklarımızdaki kaynaklar bizi gerçekten enerji krizinden koruyabilecek mi?

Avrupa’nın endişesi ve yerel tedbirler

Avrupa’daki ülkeler, son dönemde enerji altyapılarını dış tehditlere karşı korumak maksadıyla yeni ve daha katı güvenlik prosedürleri geliştiriyor. Fakir Hüseyin Erdoğan konunun ciddiyetine vurgu yapıyor.

“Ukrayna’daki gerilimle birlikte Avrupa’daki şirketlerin siber ve fiziksel güvenliği öncelikli olarak gündemlerine aldıklarını görüyoruz. “

Gelişmeler enerji sektörünün dünya çapında yatırım planlamalarından operasyonel süreçlerine kadar uzanan köklü bir algı değişikliği yaşadığını ortaya koyuyor. Sistemin gücüne duyduğu inançla devam ediyor.

“Biz de kendi milli politikalarımız doğrultusunda ihtiyaç duyulan tedbirleri almaya muktediriz.”

Coğrafyamızdaki ateş çemberi, dağıtım şebekelerinin günlük yönetiminde daha donanımlı, hazırlıklı ve esnek bir yaklaşımı mecbur kılıyor.

Komşu ülkelerle kurduğumuz köklü altyapı bağları, zorlu zamanlarda enerjinin kesintisiz akışı için önemli bir dengeleyici unsur olarak öne çıkıyor. Meseleyi uluslararası bir perspektifle özetliyor.

“Mevcut enterkonnekte bağlantılarımız, enerji arz güvenliği açısından bize stratejik bir avantaj sağlıyor.”

Uluslararası sistemdeki bu fiziksel entegrasyon, olası krizlerin ulusal şebeke üzerindeki yıpratıcı etkisini ciddi anlamda hafifletiyor.

“Savaşın Türkiye’deki elektrik dağıtım sektörüne doğrudan bir etkisi olacağını düşünmüyorum,” diyor.

Türbülanslara karşı kalkan mekanizması

Enerji üretim maliyetlerindeki küresel tırmanış, hammadde fiyatlarındaki öngörülemezlik sebebiyle tüm dünyada tüketicilerin faturalarına yansıma potansiyeli taşıyor.

“Enerji maliyetleri yükseliyor,” diyerek piyasadaki zorlu gerçeği samimiyetle ifade ediyor.

Bununla birlikte, devletin farklı sektörlerde uyguladığı destekleme mekanizmaları artışın vatandaşa doğrudan ve sarsıcı biçimde ulaşmasını engellemek üzere çalışıyor.  Tedbirler hakkında bilgi veriyor.

“Akaryakıttaki eşel mobil uygulamasına benzer yaklaşımlar, maliyetlerin yansımasının önünde önemli bir araç.”

Fiyatlardaki ani ve yorucu dalgalanmalar, sektör temsilcilerini geçici tedbirlerin ötesine geçerek daha kalıcı çözümler bulmaya itiyor.

Dışa bağımlılığı kırmanın ve ekonomik dalgalanmalardan korunmanın en geçerli yolu, topraklarımızın sunduğu doğal imkanları sonuna kadar değerlendirmekten geçiyor. Fakir Hüseyin Erdoğan stratejik hedefe odaklanıyor.

“Uluslararası fiyat türbülanslarından en az etkilenmenin yolu kendi öz kaynaklarımızı, yerli ve milli kaynaklarımızı kullanmaktır.”

Güneş enerjisi tarlaları, rüzgar türbinleri ve jeotermaller, ülkenin enerji bağımsızlığı denkleminin en sarsılmaz temel taşlarını oluşturuyor. Uzun vadeli vizyonu belirgin hatlarla çerçeveliyor.

“Kendi kaynaklarımıza dayandığımız ölçüde tüketicilerimiz uluslararası gelişmelerden daha az etkilenecektir.”

Geçmişteki ithalata dayalı üretim modellerine göre yeni yaklaşım, ülkenin ekonomik geleceğinin haritasını çok daha güvenli çiziyor.

Bağımsızlık yolunda kurumsal adımlar

Türkiye, önümüzdeki on yıllık süreçte küresel rekabette öne çıkabilmek için oldukça iddialı ve vizyoner enerji hedefleri belirlemiş durumda. Umutla konuşuyor Fakir Hüseyin Erdoğan.  

“2035 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettiğimiz gücü 120.000 MW’a çıkarmak gibi bir hedefimiz var.”

Böylesi bir büyüklükteki rakam, kağıt üzerinde duran sıradan istatistik olmanın çok ötesine geçerek ekonomik bağımsızlık anlamı taşıyor.

“İddialı ama ulaşılabilir bir hedef,” diyerek sektörel inancını ve motivasyonunu dile getiriyor.

Ülkenin dört bir yanında aralıksız süren yeni rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları, böylesi büyük kapasite sıçramasının en güçlü hazırlık aşaması olarak karşımızda duruyor.

Elektrik dağıtım sektörü, altyapıdaki bu tarihi dönüşümü sağlıklı biçimde finanse etmek ve kurumsal yapısını güçlendirmek için farklı enstrümanlar arıyor. Piyasaların uzun süredir beklediği sektörel adımdan bahsediyor.

“Kişisel olarak elektrik dağıtım şirketlerinin halka arzının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.”

Finansal piyasalardaki istikrar sağlandıkça, halka arz adımlarının hızlanması için gereken uygun zemin de kendiliğinden oluşacak. Konunun şirket yönetimleri açısından yapısal önemine dikkat çekiyor.

“Şirketlerimizin halka arz edilmesi, sektörümüzün hesap verilebilir vizyonunu daha da ileriye götürecektir.”

Kuşkusuz bilançolardaki finansal şeffaflık arttıkça yerli ve yabancı yatırımcının bu makro vizyona duyduğu güven de aynı oranda artacak.

Elder Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan ile sohbetimiz sona eriyor.

Göçmen kuşlar için elektrik direğinin tepesine yuva kuran sepetli vinç yavaşça aşağıya doğru iniyor.

Yeşilsırt köyündeki ilkbahar rüzgarı, öğleden sonranın dinginliğiyle esmeye devam ediyor.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...