Zeynep Aktaş – Mart ayında hızlanan jeopolitik riskler, sadece iki haftada 4,5 milyar dolarlık yabancı sermayenin silinmesine yol açtı. Veriler yılın başındaki bahar havasının erken bittiğini ve yerini kışa bıraktığını söylüyor. Peki bu eğilim geçici mi, yoksa yeni ve daha sert bir dönemin başlangıcı mı? Yılın ilk aylarında Türkiye’ye yönelen yabancı ilgisi, yerini rasyonel bir korkuya bırakmış görünüyor. Ocak ve şubat aylarında giriş yapan yabancı sermaye, aynı zamanda Türkiye’nin makroekonomik hikayesine açılmış bir kredi niteliğindeydi. Ancak martta ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla birlikte şartlar da hızla değişti. Küresel risk haritası Orta Doğu ölçeğinde artarken sermaye de riskini azaltma arayışında.
Sermaye yön değiştirdi
Hisse senedi piyasasında, 23 Ocak haftasında 490 milyon dolar, 30 Ocak’ta ise 455 milyon dolarlık net alımlarla büyüme potansiyeli taşıyan şirketler yabancı radarına girdikleri gözlendi. Şubat ayı boyunca dalgalı ama pozitif kalan bu eğilim, mart ayının ilk haftasıyla birlikte bir kırılma yaşadı. 6 Mart haftasında 755 milyon dolarlık, hemen ardından 13 Mart’ta 321 milyon dolarlık çıkışlar, yabancının bekle ve gör stratejisinden çıkıp doğrudan “risk azaltma” moduna geçtiğinin en somut işareti oldu. Hisse senedi tarafındaki bu üç haftalık 1,2 milyar doları aşan kaçış, yatırımcının kaldıraç oranlarını düşürerek güvenli limanlara çekilme refleksinin bir sonucu olarak gerçekleşti.
Tahvilde sert kırılma
Tahvil tarafında ise çok daha güçlü bir hareket yaşandı. Ocak ayında 1 milyar doların üzerine çıkan girişler, Martta yerini sert satışlara bıraktı. 6 Mart’ta 1,7 milyar dolar, 13 Mart’ta ise 2,8 milyar dolarlık çıkış gerçekleşti. Sadece iki haftada 4,5 milyar dolarlık çözülme yaşandı. Bu, yabancı yatırımcının uzun vadeli pozisyonlarını hızla kapattığını gösteriyor.
Jeopolitik risk belirleyici oldu
Kırılmanın arkasında Orta Doğu’daki gerilim var. ABD-İsrail ekseni ile İran arasındaki çatışmanın büyümesi ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel risk algısını bozdu. Ateşin Kızıldeniz’e sıçrama olasılığı enerji fiyatları üzerinden enflasyon beklentileri daha da yükseltiyor. Bu durum gelişmekte olan piyasalardan çıkışı hızlandırırken Türkiye de doğrudan etkilenmekte.
Bundan sonra ne olur?
Yabancı çıkışının devamı büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı. Gerilim azalırsa yeniden girişler görülebilir. Ancak risklerin kalıcı hale gelmesi durumunda temkinli duruş sürecektir. Mevcut tablo, yabancının tamamen çıkmadığını ama pozisyon küçülttüğünü gösteriyor. Bu da sürecin yönünü belirleyecek ana değişkenin jeopolitik gelişmeler olduğuna işaret etmekte.
