| Yıllık 32 milyon tonluk üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen 15 milyon ton un üretimi yapan Türkiye, küresel un ticaretinden yüzde 23 pay alıyor ve 10 yıldır dünyanın un ihracat şampiyonu olma özelliğini taşıyor. İran-ABD-İsrail arasında yaşanan savaş nedeniyle petrol fiyatlarındaki artış, gıda ve tarıma bağlı sanayileri yalnızca enerji faturası üzerinden değil, üretimden lojistiğe kadar uzanan tüm değer zinciri üzerinden etkiliyor. Tarımda mazot, sanayide enerji, taşımada navlun ve bunker, dış ticarette ise sigorta ve teslim süreleri aynı anda baskı altına giriyor. Dolayısıyla maliyet artışı tek kalemde değil, bütün sistem boyunca hissediliyor. IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, sorunun sadece enerji kaynaklı olmadığını, asıl sorunun enerjiyle birlikte taşımacılık zincirinin daha pahalı, daha yavaş ve daha belirsiz hale gelmesi olduğunu, bu nedenle etkisinin kısa vadede maliyet, orta vadede fiyatlanma ve uzun vadede de rekabetçilik üzerinde hissedileceğini belirtiyor. Savaşla birlikte artan enerji maliyetlerinin tarım tarafında da hissedildiğini ifade eden Ulusoy, “Kuzey yarımkürede yeni sezonda ekilecek ürünler açısından bakıldığında, başta mısır olmak üzere yeni dönem tahıllarında mazot ve gübre maliyeti çok belirleyici olacaktır. Burada konu geçmiş sezonda ekilmiş ürünler değil, üreticinin önündeki yeni üretim kararlarıdır. Çünkü yeni sezona girerken sürüm, toprak hazırlığı, ekim, gübreleme, bakım, sulama, hasat ve taşıma gibi işlemlerin büyük bölümü mazotla yapılıyor. Mazot pahalanırsa çiftçinin daha tarlaya girmeden maliyeti yükselir. Gübre pahalanırsa ya daha düşük kullanım söz konusu olur ya da daha yüksek maliyet göze alınır. Birinci durumda verim ve kalite riski ortaya çıkar, ikinci durumda ise ürün maliyeti artar” diyor. Yeni sezonda ekilecek ürünler için gübre maliyet riskinin sadece enerji kaynaklı değil, aynı zamanda ticaret politikaları kaynaklı da büyüdüğünü söyleyen Dr. Eren Günhan Ulusoy, dünyada gübre ihracatlarında kısıtlamaların ve kota sistemlerinin daha önce de gündeme geldiğini belirtiyor. Gıda arz güvenliği korumada Türkiye’nin güçlü üretim kültürü, gelişmiş sanayi altyapısı, hızlı teslim kabiliyeti ve geniş coğrafyalara erişim avantajı önemli bir rekabet üstünlüğü sağladığını ifade eden IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, “Gıda ve tarıma dayalı sanayilerde enerji maliyetleri yalnızca üretim süreçlerini değil, tüm değer zincirini etkiliyor. Bu noktada Türkiye’de tahıl piyasasının yönetiminde Tarım ve Orman Bakanlığı ile TMO önemli bir düzenleyici rolü bulunmaktadır. TMO yalnızca alım yapan bir kurum değil, aynı zamanda piyasa istikrarını sağlayan stratejik bir mekanizma olarak çalışmaktadır. Hasat dönemlerinde açıklanan alım fiyatları üretici için bir referans oluştururken, TMO’nun ülke genelinde gerçekleştirdiği alımlar üreticinin ürününü güvenli bir şekilde satabilmesini sağlamaktadır. Bu uygulama özellikle fiyat dalgalanmalarının yoğun olduğu dönemlerde üretici gelirini koruyan önemli bir araçtır” açıklamalarında bulunuyor. TMO’nun oluşturduğu stratejik tahıl stoklarının piyasa dengesi açısından kritik rol oynadığını sözlerine ekleyen Ulusoy, “TMO gerektiğinde stoklarından satış yaparak iç piyasada arzın düzenlenmesine katkı sağlayabilmekte, gerektiğinde ise ithalat veya ilave alım mekanizmalarını devreye alarak piyasada oluşabilecek ani fiyat hareketlerini sınırlayabilmektedir. Bu müdahale kapasitesi, özellikle küresel krizler veya arz şokları yaşandığında Türkiye’nin tahıl piyasasının daha istikrarlı işlemesine yardımcı olmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın politikaları ve TMO’nun piyasa düzenleyici araçları sayesinde hem üreticinin korunması hem de tüketici fiyatlarında aşırı dalgalanmaların önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu sistem aynı zamanda gıda arz güvenliğinin korunmasında da önemli bir güvence sağlamaktadır” diyor. |
“Enerji Maliyetleri Karşısında Tahıl Piyasası TMO Güvencesi Altında”
By Fortune Türkiye
