Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Konut Fiyat Endeksi verilerine göre Ankara’da konut fiyatları yıllık bazda %31,7 artarak İstanbul’un %28,7’lik artışını geride bıraktı. Uzmanlara göre bu tablo yalnızca fiyat hareketi değil; sanayi yatırımları, kamu projeleri ve üretim organizasyonundaki genişleme ile desteklenen yeni bir ekonomik dinamizme işaret ediyor.
Türkiye gayrimenkul piyasasında uzun yıllardır ağırlık merkezi İstanbul olarak kabul edilirken, son veriler başkent Ankara’nın farklı bir büyüme dinamiği yakaladığını gösteriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ocak 2026 Konut Fiyat Endeksi (KFE) verilerine göre Türkiye genelinde yıllık konut fiyat artışı %27,7 seviyesinde gerçekleşirken, Ankara’da artış oranı %31,7’ye ulaştı ve İstanbul’un %28,7’lik artışını geride bıraktı. Ankara’da aylık bazda %3,5’lik artış da dikkat çekiyor. Türkiye genelinde konut fiyatlarının reel bazda gerilediği bir dönemde başkentteki bu performans, şehirde sıradan bir fiyat artışından daha kapsamlı bir ekonomik hareketliliğin oluştuğuna işaret ediyor.
Üretim organizasyonunda güçlü artış
Ankara’daki konut piyasasının dikkat çeken unsurlarından biri de üretim organizasyonundaki genişleme. Özellikle konut yapı kooperatifleri son yıllarda başkentte konut üretiminin hızlanmasında önemli bir rol oynuyor.
Son yıllarda Ankara’da konut geliştirici firmaların hızlı hareket edebilmesinin arkasındaki önemli unsurlardan birinin kooperatifleşme olduğu görülüyor. 2020 yılından bu yana konut yapı kooperatiflerinin sayısında yaklaşık %40, bu kooperatiflerdeki toplam faal ortak sayısında ise yaklaşık %90 oranında artış yaşandığı görülüyor.
Kooperatif modelinin yeniden güç kazanması, Ankara’da konut üretiminin yalnızca büyük geliştirici firmalar üzerinden değil, daha geniş bir üretim organizasyonu üzerinden ilerlediğine işaret ediyor. Bu yapı hem konut arzını artırıyor hem de şehirdeki fiyat hareketlerinin yalnızca talep baskısından değil üretim kapasitesindeki genişlemeden de beslendiğini gösteriyor.
Ruhi Konak: “Ankara’da yaşanan hareketlilik spekülatif değil, üretim temelli bir dönüşüm”
Gaboras CEO’su Ruhi Konak’a göre Ankara’da konut fiyatlarının ortalamanın üzerinde artmasının arkasında geçici piyasa dalgalanmalarından ziyade yapısal ekonomik dinamikler bulunuyor. “Ankara’da son dönemde gördüğümüz fiyat hareketini yalnızca konut piyasası üzerinden okumak eksik kalır. Şehirde üretim kapasitesinin genişlediği, organize sanayi bölgelerinin büyüdüğü ve savunma sanayi yatırımlarının yoğunlaştığı bir döneme giriyoruz. Sincan, Kahramankazan, Akyurt, Polatlı ve Temelli hattında yoğunlaşan sanayi ve teknoloji yatırımları, konut talebini doğrudan istihdamla bağlantılı hale getiriyor. Üretim nereye gidiyorsa yerleşim de oraya gidiyor ve bu durum gayrimenkul piyasasında daha sağlıklı, daha sürdürülebilir bir talep yapısı oluşturuyor.”
Konak’a göre başkentteki dönüşüm yalnızca sanayi yatırımlarıyla sınırlı değil; kamu projeleri ve üretim organizasyonundaki genişleme de piyasa dengelerini etkiliyor.
“Ankara’da büyük ölçekli kamu yatırımları da şehir ekonomisini yeniden şekillendiriyor. Dışişleri Bakanlığı yerleşkeleri, Milli Savunma Üniversitesi kampüs alanları ve savunma sanayi projeleri gibi yatırımlar yalnızca inşaat sürecinde değil, tamamlandıktan sonra da kalıcı istihdam ve yerleşim yaratıyor. Bu da konut talebini geçici değil yapısal hale getiriyor.”
Konak, 2023 depremlerinden sonra Ankara’nın aldığı göçün de başkentteki konut talep tabanını genişlettiğini belirtiyor: “Deprem sonrası dönemde Ankara güvenli zemin yapısı, güçlü kamu altyapısı ve planlı büyüme modeli nedeniyle göç alan şehirlerden biri oldu. Bu demografik hareket özellikle kiralık konut ve orta segment piyasasını canlı tuttu. Konut üretiminde kooperatif modelinin yeniden hareketlenmesi de fiyatların yalnızca talep baskısıyla değil, planlı üretimle desteklendiğini gösteriyor.”
Konak’a göre tüm bu gelişmeler Ankara’nın gayrimenkul piyasasında yeni bir konum kazandığını ortaya koyuyor: “Bugün Ankara yalnızca alternatif bir şehir değil; üretim, kamu yatırımı ve demografik hareketin aynı anda desteklediği dengeli bir büyüme modeli sunuyor. Bu nedenle yatırımcı açısından başkent giderek daha güçlü bir merkez haline geliyor. Üretimle desteklenen piyasalar kısa vadeli dalgalanmalardan daha az etkilenir ve uzun vadede daha sağlıklı fiyat dengeleri oluşturur.”
