Sağlıkta Dönüşümün Dinamosu: Yerelleşme, İnovasyon ve Sosyal Etki

By Fortune Türkiye

Menarini, Türkiye’deki köklü üretim tecrübesi ve geniş ürün portföyüyle global ağ içerisindeki stratejik konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Ekonomik dalgalanmaların ve dijitalleşmenin sektörü yeniden şekillendirdiği bu dönemde; yerelleşme gücü, inovasyon odaklı yaklaşımı ve kapsayıcı kurum kültürüyle öne çıkan Menarini Türkiye, 2026 hedeflerine kararlılıkla ilerliyor. Menarini Türkiye Genel Müdürü Cenk Balcı ile şirketin operasyonel verimlilik yaklaşımını, topluma değer katan projelerini ve teknolojiyi insan odağıyla birleştiren yeni dönem vizyonunu konuştuk.

Menarini Türkiye için 2025 yılı nasıl bir dönemi temsil ediyor? Global yapı içindeki yerinizi nasıl tanımlarsınız?

2025, Menarini Türkiye için hem yerel hem de global ölçekte başarı ivmesinin pekiştiği stratejik bir yıl oldu. Menarini Group’un 140 ülkeyi kapsayan küresel yapısı içinde Türkiye, yalnızca önemli bir pazar değil; aynı zamanda güçlü bir üretim merkezi konumunda yer alıyor.

Kutu bazında global yapı içerisindeki en yüksek hacimli ülkeler arasında yer almaya devam etmemiz, Türkiye ekibinin yetkinliğini ve yerel üretim altyapımızın esnekliğini açıkça ortaya koyuyor. Bu istikrarlı performans, global merkezin Türkiye’ye duyduğu güveni güçlendirirken, bize de geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleme imkânı sunuyor.

Sektörde makroekonomik zorluklar ve maliyet artışları yaşanırken üretim kapasiteniz ve verimlilik hedefleriniz 2026 stratejinize nasıl yansıyor?

İlaç sektörü; yüksek AR-GE yatırımları, sıkı regülasyonlar ve hassas lojistik dengeleri nedeniyle küresel ekonomik dalgalanmalardan doğrudan etkilenen bir alan. Biz bu süreci yalnızca bir risk yönetimi başlığı altında değil, aynı zamanda operasyonel verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından önemli bir fırsat olarak ele alıyoruz.

Üretimimizin büyük bölümünü kendi tesislerimizde ve uzun soluklu iş birliklerine sahip olduğumuz anlaşmalı CMO’larımızda gerçekleştirmemiz, maliyet dalgalanmalarına karşı önemli bir direnç sağlıyor. Bu yapı; tedarik zinciri güvenliği, kalite sürekliliği ve maliyet optimizasyonu açısından bize stratejik bir avantaj kazandırıyor.

2026 perspektifinden baktığımızda ise hem ülkemizde hem de küresel ölçekte yaşanan makroekonomik ve çevresel koşulların önümüzdeki dönemi bir dayanıklılık ve adaptasyon yılı olarak şekillendireceğini öngörüyoruz. Bu doğrultuda odağımız; üretim kapasitemizi akıllı yatırımlarla güçlendirmek, süreç verimliliğini artırmak ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen esnek bir operasyonel yapı kurmak olacak.

İnovasyon ajandanızda neler var? Özellikle AI ve dijitalleşme sürece nasıl entegre ediliyor?

Bugün inovasyon, yalnızca yeni ürünler geliştirmekten ibaret değil; kurumların düşünme biçimini, karar alma hızını ve paydaşlarıyla kurduğu etkileşimin niteliğini yeniden tanımlayan stratejik bir yetkinlik alanı. Biz inovasyonu, teknolojiyle desteklenen ancak merkezinde insan ve bilim olan uzun vadeli bir dönüşüm olarak ele alıyoruz.

Yapay zekâ ve veri temelli çözümleri; klinik bilgi üretimini derinleştiren, karar süreçlerini daha öngörülü hale getiren ve sağlık profesyonelleriyle kurulan bilimsel diyaloğu zenginleştiren kaldıraçlar olarak görüyoruz. Bu yaklaşım, teknolojiyi bir amaç değil; güvenilir bilgi, daha iyi klinik sonuçlar ve sürdürülebilir değer yaratma hedefimizin doğal bir parçası haline getiriyor.

Dijitalleşme vizyonumuz yalnızca belirli projelerle sınırlı değil; organizasyonel çeviklikten kurumsal iletişime, yetenek yönetiminden paydaş deneyimine kadar uzanan bütünsel bir çerçeveye dayanıyor. 2026’ya ilerlerken odağımız; yapay zekâ, veri analitiği ve dijital sağlık çözümlerini stratejik karar mekanizmalarımızın merkezine daha güçlü şekilde entegre ederek, geleceğe hazır bir organizasyon yapısı oluşturmak.

Menarini Türkiye’nin topluma değer katan projelerinde öncelikleri neler?

Menarini olarak “daha fazla sağlık, daha fazla mutluluk, daha fazla hayat” yaklaşımını yalnızca sunduğumuz tedavilerle değil, toplumsal fayda yaratan sürdürülebilir girişimlerle de hayata geçiriyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluğu, dönemsel projelerden ziyade uzun vadeli bir etki alanı olarak konumlandırıyoruz.

Bu çerçevede önceliklerimiz; gençlerin psikolojik dayanıklılığını ve potansiyellerini destekleyen eğitim odaklı modeller, kültür ve sanatın dönüştürücü gücünün yaygınlaştırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi etrafında şekilleniyor. Sağlıklı toplumların, yalnızca fiziksel iyilik haliyle değil; zihinsel, kültürel ve sosyal olarak da güçlendiklerinde sürdürülebilir hale geldiğine inanıyoruz.

Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri, gençlerin sınav ve gelecek kaygılarını sağlıklı biçimde yönetmelerine destek olmayı amaçlayan “Kaygını Yönet, Potansiyelini Keşfet” projemiz. Eğitimde psikolojik iyi oluşu merkeze alan bu modelle, gençlerin kendi potansiyellerini daha güçlü ve bilinçli şekilde ortaya koymalarını hedefliyoruz.

Sanat tarafında ise “Hayata Sanat Kat” projemizle, kültür ve sanatın iyileştirici ve ilham verici etkisini daha geniş kitlelerle buluşturuyor; sanatı bireylerin yaşamına dokunan bir değer alanı olarak konumlandırıyoruz.

Önümüzdeki dönemde de toplumsal faydayı kurumsal stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele alarak, daha sağlıklı, daha bilinçli ve daha özgüvenli nesillerin yetişmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve çalışan hakları konusundaki duruşunuzu nasıl özetlersiniz?

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve çalışan hakları, bizim için bir politika başlığı ya da yan uygulama değil; Menarini’nin kurum kültürünü ve liderlik anlayışını tanımlayan temel değerlerdir. Eşitlik ilkesini, hem küresel hem de yerel ölçekte tüm iş yapış biçimlerimizin doğal bir parçası olarak ele alıyoruz.

Önceliğimiz; tüm çalışanlarımıza, kariyerlerinin her aşamasında hiçbir ayrım gözetmeksizin eşit fırsatlar sunmak. İşe alımdan yetenek gelişimine, liderlik yapılanmasından performans yönetimine kadar tüm süreçlerimizi kapsayıcılık ve çeşitlilik perspektifiyle tasarlıyoruz. Çünkü sürdürülebilir başarının, farklı bakış açıları ve adil bir çalışma ortamı olmadan mümkün olmadığına inanıyoruz.

Çalışan deneyimi tarafında ise tek tip çözümler yerine, bireysel ihtiyaçları gözeten esnek ve kapsayıcı modelleri önceliklendiriyoruz. Her bireyin yaşam döngüsünün ve beklentilerinin farklı olduğunun farkındayız; bu nedenle amacımız, çalışanlarımızın hem profesyonel hem de kişisel hayatlarında kendilerini desteklenmiş hissettikleri bir yapı oluşturmak.

Eşitlik ve adil çalışma ilkelerini yalnızca kurum içi bir sorumluluk olarak değil, topluma karşı taşıdığımız uzun vadeli bir liderlik sorumluluğu olarak görüyoruz.

2026 yılı için sektör öngörüleriniz ve şirket içi odak noktalarınız neler?

Önümüzdeki dönemi, teknolojiyle güçlenen ancak merkezinde insan olan bir büyüme anlayışıyla tanımlıyorum. İlaç sektörünün geleceğinde dijitalleşme, yerelleşme ve sürdürülebilirlik belirleyici başlıklar olacak. Ancak bu dönüşümün gerçek karşılığını bulabilmesi, yalnızca altyapı yatırımlarıyla değil; kurumların kültürlerini ve değerlerini nasıl yönettikleriyle mümkün.

Benim için inovasyon, laboratuvarların ötesine geçen bütünsel bir yaklaşımı ifade ediyor. İnsan ve kültürden kurumsal iletişime, liderlik modellerinden iş yapış biçimlerimize kadar her alanda daha esnek, daha dijital ve daha sürdürülebilir bir yapı kurmayı öncelikli görüyorum.

2026’yı; Menarini Türkiye’nin güçlü sektörel birikimini yeni nesil çalışma modelleriyle buluşturduğu, etik değerlerinden ödün vermeden toplumsal fayda yaratan etkisini büyüttüğü bir dönüm noktası olarak görüyorum. Amacım, Türkiye’nin ilaç üretimindeki gücünü küresel ölçekte temsil etmeyi sürdürürken, toplum için daha fazla sağlık ve daha güçlü bir gelecek üretmek.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...