Philips Neden Hep Zor Olanın Yanında Duruyor?

By Fortune Türkiye

6,5 milyonun hayatına dokunan büyük bir ekosistem; bu kez okyanusun ortasındaki zifiri karanlıktan Hatay’ın bereketli topraklarına kadar uzanan ortak bir dayanma hikâyesi kuruyor. Coğrafyalar değişse de, hikâyeler benzer. Peki insan kendi potansiyelini en konforlu anında mı keşfeder, yoksa “bitti” dediği yerde mi?

Philips Lumea ile Kendi Işığını Yansıt etkinliğini yerinde görmek üzere Zorlu PSM Sky Lounge salonundayım. Geniş camlarından içeri sızan şehrin ışıkları, içerdeki yoğun eflatun ve macenta tonlarıyla karışıyor.

Sahnede, klasik bir lansman ışıltısından fazlasını, tuhaf bir kader birliğini görüyorum.

Sahne tasarımındaki neon çizgiler modern bir estetik sunsa da, asıl hikaye yan yana duran kadınların yüzündeki ifadede saklı.

Arkadaki büyük afişte Philips Lumea yazısı parlıyor. Önünde duran kadınlarsa, sanki ortak bir meydan okumanın tanıkları olarak oradalar.

Bir yanda okyanusları aşan bir kulaç, diğer yanda depremin yıktığı toprağı yeniden filizlendiren bir el…

Bir markanın, sattığı ürünün ötesine geçerek nasıl bir cesaret ekonomisi inşa ettiğini anlamaya çalışırken, sahnedeki kolektif direnişin zarif dışavurumunu hayranlıkla izliyorum.

Philips Kişisel Sağlık Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Genel Müdürü Sibel Yıldız, sahnedeki anlamlı atmosfere tercüman oluyor.

“Bu ışık hepimizde var ama bunu keşfetmek için biraz durmamız, kendimize dönmemiz gerekiyor.”

Sibel Yıldız’ın sözleri beni düşündürüyor.

Bir kadın içindeki ışığı ne zaman fark eder; her şey yolundayken mi, yoksa tüm ışıklar söndüğünde mi?

Toprağın altından filizlenen ışık

Etkinliğin en çarpıcı hikayelerinden biri, plazaların ışıltılı dünyasından çok uzakta, Hatay’ın kadim topraklarında yazılıyor.

Teofarm ve Hasat Platformu Kurucusu, akademisyen Elif Ovalı, sahnedeki yerini aldığında, temsil ettiği başarı, girişimciliğin ötesinde büyük bir yıkımın ardından gelen inadına mücadele kararı oluyor.

Sibel Yıldız’ın yaptığı atıf Elif Ovalı’nın temsil ettiği güce dair oluyor.

“Kendi yolunu cesaretle çizen ve bulunduğu alanda fark yaratan ilham verici kişiler ve onların hikâyelerini paylaşmayı amaçlıyoruz.”

Sözleri aslında bir nevi Anadolu’nun sessiz kahramanlarına selam niteliğinde.

Elif Ovalı, 6 Şubat depreminin o korkunç toz bulutu altında, ailesinin yüzlerce yıldır sürdürdüğü tarım geleneğini bırakmak yerine, ona daha sıkı sarılan bir isim.

Yıkımın ortasında, endemik bitkileri yaşatmak ve üretimi sürdürülebilir kılmak için verdiği mücadele, ışığın sadece gökyüzünden gelmediğini, bazen toprağın, emeğin ve alın terinin içinden de doğabileceğini gösteriyor.

Onun hikayesi, markanın Kendi Işığını Yansıt mottosunu, süslü bir slogandan çıkarıp, hayatta kalma refleksine dönüştürüyor.

Okyanusun ortasındaki görünmez ışık

Söz topraktan suya, dünyanın en acımasız sularına meydan okuyan Bengisu Avcı’ya geldiğinde salondaki ılık hava yerini okyanusun tekinsiz serinliğine bırakıyor.

Bengisu Avcı, yüzme dünyasının Everest’i sayılan ve ölümcül akıntılarla dolu yedi zorlu kanalı aşmayı hedefleyen Okyanus Yedilisi’ni tamamlayan ilk Türk yüzücü.

Onu dinlerken, meselenin sadece yüzmek olmadığını, o uçsuz bucaksız kimsesizlikle baş etmek olduğunu anlıyorum.

Catalina Kanalı geçişini anlatıyor.

“Gece 11’de başlayan, yanınızdaki refakatçinin yüzünü dahi göremediğiniz zifiri bir karanlık.”

Bengisu Avcı’nın bahsettiği ürpertici bir karanlık. 15-20 saat boyunca, dışarıda hiçbir ışık kaynağı yokken atılan binlerce kulaç, insanın sınırlarını zorlayan bir hayatta kalma savaşına dönüşüyor.

İşte tam da o noktada, ışık kavramı romantik bir kelime olmaktan çıkıp, tek dayanak noktasına dönüşüyor.

“Kendi ışığınızı yansıtmaktan başka çareniz olmadığı bir parkur,” diyor Bengisu Avcı.

Dışarıda size yol gösterecek hiçbir fener yoksa, yönünüzü sadece kendi içinizdeki güçle bulmak zorundasınız.

Gecenin moderatörü Tanem Sivar, karanlıkta kulaç atma halini, aslında modern kadının iş hayatında, sosyal yaşamda karşılaştığı görünmez duvarları aşma çabasının en saf hali olarak tanımlıyor.

Akıntıya karşı kürek çekenler

Işık bazen karanlıkta yol bulmaksa, bazen de herkesin gittiği yönün tersine gidebilme cesaretidir.

Philips’in marka yüzü ve olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil eden ilk kadın kürekçi Elis Özbay, hikayenin asi ve güçlü tarafını temsil ediyor.

Sibel Yıldız, markanın neden Elis Özbay ile yola devam ettiğini anlatıyor.

“Elis’in spor kariyerinde ortaya koyduğu azim, kararlılık ve akıntıya karşı ilerleme cesareti, kadınlara ilham veriyor.”

Cümleleri bu duruşu sahiplendiklerini söylüyor.

Elis Özbay, bir sporcu olmanın ötesinde, kendisine dayatılan sınırları, yapamazsın denilenleri, bilek gücüyle ve inançla aşan bir sembol.

Sibel Yıldız, iş birliğinin sadece bir logo birlikteliği olmadığını ifade ediyor.

“Bireylerin potansiyellerini keşfetmelerini, kendi yollarını özgüvenle çizmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz.”

İstatistikleri kıran ışık huzmeleri

Tüm bu hikayeler, aslında soğuk istatistiklere karşı kazanılmış sıcak zaferler.

Komedyen Miray Akovalıgil, sahnede kendi alanındaki cinsiyet eşitsizliğine değinirken, kadın komedyen oranının yüzde 3 gibi sarsıcı bir seviyede olduğunu hatırlatıyor.

Aslında Miray Akovalıgil’ın işaret ettiği o dar koridor, hayatın her alanında karşımıza çıkıyor. Önümdeki sahnedeyse istatistiklere teslim olmayan ve onları yeniden yazan kadınlar var.

Futbolun erkek oyunu olduğu algısına inat 90 kez milli formayı giyen Kaptan Didem Karagenç,

Motor sporlarının maskülen dünyasında Formula 4 kokpitine oturan ilk Türk kadın pilot Sena Savaşer,

Ve geleneğin erkek egemen kodlarını ney üfleyerek değiştiren, dünyanın ilk kadın ney albümü sahibi Burcu Karadağ

Onlar için başarı, kendilerinden sonra gelecek kız çocuklarına bu koltukta biz de varız diyebilmenin kanıtı.

Etkinlik sona eriyor.

Zorlu PSM’den dışarı çıkıyorum.

Gece koyulaşmış,

Karanlığı, evlerden sızan o cılız ama inatçı ışıklar aralıyor.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...