Fortune Brainstorm/Tech başlığı altında DE-CIX Türkiye ortaklığıyla gerçekleştirdiğimiz, “Dijital Gelecek İçin Bağlantının Önemi” konulu toplantıda; dijitalleşme konusunda veri, özel bağlantı ve bulut teknolojileri konusunda uçtan uca bağlantıları ve birbirine bağlantı “Interconnection” konusundaki çözümleri gündeme taşıdık. Ayrıca, gelecek döneme ilişkin çevik yaklaşımlara odaklandık. Fortune farklı sektörlerden liderle bir araya geldi ve bu özel konuyu öngörülerle ele aldı. İşte toplantıdan sayfalarımıza yansıyan önemli başlıklar. – Şule Laleli
Bülent Şen / DE-CIX Türkiye Bölge Direktörü
‘Yapay zeka entegrasyonunun getirdiği karmaşıklıklar çeviklik ile yönetilmeli’
“Yaklaşmakta olan Agentic AI dalgası, geleneksel ağ altyapılarının sınırlarını ciddi biçimde zorlamaya hazırlanıyor. Önceki yapay zeka teknolojileri; statik ağlar, ağırlıklı olarak aşağı yönlü (downlink) trafik ve zaman hassasiyeti düşük makine öğrenimi (ML) veya üretken yapay zeka uygulamalarıyla yeterince desteklenebiliyordu. Bu uygulamalar, çoğunlukla geleneksel bulut ortamları üzerinde çalışıyor ve insanlar tarafından tüketilmek üzere tasarlanıyordu. Ancak Agentic AI, bu tabloyu kökten değiştiriyor. Akıllı, proaktif ve makineden makineye iletişimin potansiyel olarak katlanarak artması bekleniyor. Bu da yalnızca düşük gecikme değil; aynı zamanda yüksek çeviklik, ölçeklenebilirlik ve basit, otomatik, kullandıkça öde (pay-as-you-use) tüketim modelleri gerektiriyor. Buna ek olarak, yukarı yönlü (uplink) trafikte de ciddi bir artış yaşanacak. Fabrika sahasından yönetim kurulu odasına, finansal hizmetlerden sağlık sektörüne kadar birçok alandaki gerçek zamanlı kullanım senaryolarında, eski ağ mimarileri önemli sorunlara yol açıyor ve henüz emekleme aşamasındaki yapay zeka ajanı projelerinin başarısını engelliyor.
Günümüzde işletmeler; bant genişliği, tedarik ve işletme ağ giderlerine aşırı harcamalar yapmak zorunda kalırken, aynı zamanda yavaş ve karmaşık tedarik süreçleriyle ve farklı sağlayıcılar veya platformlar arasında bağlantıların yönetimiyle de mücadele ediyorlar. Mevcut ağ çözümleri çoğu zaman değişen iş ihtiyaçlarına yeterince hızlı uyum sağlayamıyor veya ölçeklenemiyor. Bu noktada çeviklik, kritik bir unsur haline geliyor. Buluttan veya özel veri merkezlerinden yapay zeka entegrasyonunun getirdiği karmaşıklıkları yönetmek için, yazılım tanımlama, otomasyon ve mevcut taleplere göre ölçeklendirme yeteneği gerekli. Şirketler, tüm ekosistemleri genelinde özelleştirilmiş, güvenilir, sorunsuz ve kullanımı kolay bağlantıya ihtiyaç duyarlar. Yapay zeka; birden fazla veri kaynağına erişim, çoklu bulut ve hibrit bulut ortamlarının entegrasyonu, değer zincirleri içinde veri ve içgörülerin paylaşımı ve ihtiyaç duyulan her yerde düşük gecikmeli çıkarım (inference) yapılmasını gerektiriyor.
Hizmet Olarak Birbirine Bağlantı: Yapay Zeka Talepleri için Geleceğe Hazır Ağ Tasarımı Hizmet Olarak Ağ (Network as a Service – NaaS), isteğe bağlı ve çevik bağlantı sunarak; kolay tüketilebilen, programlanabilir ve kuruma özel çözümler sağlar. Programlanabilir Hizmet Olarak Birbirine Bağlantının (Interconnection as a Service) optimize edilmiş yolları ve düşük gecikme süresiyle birleştiğinde NaaS, kurumsal ağ mimarları için son derece güçlü bir araç haline gelir. Bu yapı; bant genişliği, rotalar, hedefler, ağlar arası birbirine bağlantılar ve hizmet kalitesi (QoS) açısından yüksek esneklik sunar. Aynı zamanda, yapay zeka veya genel amaçlı yazılım yığınlarına entegre edilerek, ilgili yazılımın ihtiyaç duyduğu şekilde otomatik olarak kullanılabilir. Böylece uygulamaların ve yapay zeka ajanlarının anlık gereksinimlerine doğrudan yanıt verebilir. Kurumsal yazılımlar, ağı basit bir hizmet olarak otonom şekilde kullanabilir. İsteğe bağlı olmasının yanı sıra NaaS; ağ performansı ve SLA’ların dışarıdan izlenmesini, hizmetlerin ayarlanmasını, güvenli hizmet tüketimini ve farklı sistemler arasında birlikte çalışabilirliği mümkün kılar. Kullanıma dayalı abonelik modeli sayesinde maliyetleri kontrol altında tutarken, ağların bulutlaşmasını (cloudification) destekler.
Hizmet Olarak Birbirine Bağlantı, geleneksel birbirine bağlantı prensiplerini; ağlar, bulutlar ve iş ortakları arasında doğrudan, özel ve güvenli bağlantılar alarak bunları isteğe bağlı, esnek ve yazılım odaklı hale getirir. Bu sayede şirketler, ağ ayak izlerini birbirine bağlantı platformuna kadar genişletebilir. Bulut bağlantılarının ve eşleştirmenin tüketimi, çoklu bulut ve hibrit bulut ortamlarının entegrasyonu, farklı veri merkezlerindeki ağlara ve veri altyapılarına sanal erişim, başka şehirlerdeki ağlara sağlayıcının omurgası üzerinden uzaktan erişim gibi senaryolar bu yapı sayesinde mümkün olur. Sonuç olarak, diğer ağlara ve kaynaklara bağlantı isteğe bağlı, çevik ve kolay tüketilebilir hale gelir; bu da şirketlerin ajan tabanlı yapay zeka projelerinin başarıya ulaşmasını doğrudan destekler.
Aykut Yılmaz / Securitas Bilgi Teknolojileri Ülke Yöneticisi/ CIO
‘Uçtan uca bağlantılarda Securitas’ın farkı öne çıkıyor’
“Securitas olarak biz bağlantıyı bir IT detayı değil, güvenliğin kendisinin bir parçası olarak görüyoruz. Sahadan gelen kamera görüntüsü, alarm ya da erişim verisinin; güvenli, gecikmesiz ve kesintisiz şekilde analiz edildiği yere ulaşması, verdiğimiz hizmetin kalitesini doğrudan belirliyor. Bu yüzden özel bağlantılar, bulut entegrasyonu ve uçtan uca görünürlük bizim için bir teknoloji tercihi değil; operasyonel güvenliğin temel koşulu. Kısaca farkımız; bağlantıyı altyapı olarak değil, güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmamız. Interconnection odağımız ve gelecek yaklaşımı Interconnection tarafında odağımız çok net: daha güvenli, daha çevik ve daha ölçeklenebilir bağlantılar. Güvenlik operasyonlarında internetin öngörülemezliğine bağımlı kalmak istemiyoruz. Bu nedenle SOC’ler, veri merkezleri ve bulut platformları arasında özel, izole ve düşük gecikmeli bağlantıları önceliklendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde ise yazılım tanımlı, hızlı devreye alınabilen ve ihtiyaca göre ölçeklenebilen interconnection modelleri gündemimizin merkezinde. Çünkü güvenlikte hız sadece sadece sahada değil, verinin hareket ettiği altyapıda da başlıyor.”
Burak Aydın / Zorlu Holding Teknoloji ve Dijital İş Geliştirme Grup Başkanı
‘Şirketlerin dijital dönüşüm yolculuğunda entegrasyon değil, orkestrasyon yetkinliği fark yaratacak’
“Küresel ölçekte yapay zeka yatırımlarının hızla arttığı bu dönemde şirketler pilot çalışmaların ötesine geçerek yapay zekayı doğrudan operasyonlarına entegre etmeye yöneliyor. Özellikle edge AI, multimodal modeller ve üretim–lojistik–enerji gibi alanlarda gerçek zamanlı karar alma ihtiyacının yükselmesi, 2025–2027 arasında kurumsal otomasyon ve veri odaklı iş modellerinin belirgin biçimde yaygınlaşacağını gösteriyor. Bu dönüşümün yarattığı en önemli fırsat, insan kaynağının operasyonel yüklerden arındırılarak daha stratejik ve katma değerli roller üstlenebilmesine olanak tanıması. Grup olarak yapay zekanın sunduğu imkânları tüm iş süreçlerimize taşımayı hedefliyoruz; bu kapsamda önceliğimizi özellikle ‘üretim’e verdik. Türkiye’de sanayi sektörünün toplam ihracatın yaklaşık %95’ini gerçekleştirmesi ve 6 milyondan fazla kişiye istihdam sağlaması, bu alanın stratejik önemini açıkça ortaya koyuyor.
Endüstri bulguları, üretim süreçlerine yapay zekayı entegre eden şirketlerin rekabet avantajını % 36 artırdığını; maliyetlerde % 20’ye varan tasarruf, üretim hızında %30’a kadar artış ve plansız duruşlarda % 50 azalma sağladığını gösteriyor. Tüm bu etkiler ışığında, üretimde yapay zeka kullanımının yalnızca süreçleri değil çalışma biçimimizi de temelden değiştirecek en güçlü kırılma noktası olduğunu düşünüyoruz. Yapay zeka destekli üretim modellerinin önümüzdeki dönemde verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından yeni standartları belirleyeceğine inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde veriden değer üretme vizyonunun ve bulut teknolojilerinin olgunlaşmasıyla birlikte şirketlerin dijital dönüşüm yolculuğunda “tek başına” altyapı ya da entegrasyon değil; kurumsal veri stratejisini iş hedefleriyle entegre edebilen orkestrasyon yetkinliği en büyük farkı yaratacak.
Bulut ve özel bağlantı ekosistemleri, artık yalnızca teknik kapasite sağlayan platformlar değil; verinin doğru yerde, doğru hızda ve doğru güvenlikle işlenmesini mümkün kılan bir değer zinciri oluşturuyor. Bu zincirin gerçek potansiyeli ise ancak şu üç unsur birlikte yönetildiğinde ortaya çıkıyor: Güçlü ve esnek altyapı, entegrasyon ve interconnection kabiliyeti ve olgun bir veri stratejisi. McKinsey’nin Cloud Value: Beyond Cost Efficiency raporuna göre, bulut ve veri ekosistemlerinin asıl değeri yalnızca altyapı modernizasyonundan değil; veriyi stratejik bir varlık haline getirerek iş modellerini dönüştürme kapasitesinden geliyor. Dolayısıyla gelecekte fark yaratan kurumlar; altyapı + entegrasyon + veri stratejisini birlikte yöneten, veriyi iş modelinin merkezine koyan ve karar mekanizmalarını veriyle besleyen şirketler olacak. Çünkü teknoloji tek başına değer üretmiyor; asıl fark, stratejik şekilde yönetilen bütüncül bir veri ekosistemiyle ortaya çıkıyor.”
Cüneyt Ergen / Alışan Lojistik BT ve Ar-Ge Müdürü
‘Interconnection’a odaklanarak, sistemi çevik, güvenli ve ölçeklenebilir hale getiriyoruz’
“Alışan Lojistik, bugün Türkiye’nin önde gelen lojistik hizmet sağlayıcıları arasında yer almaktadır. 2023 yılında, küresel liman işletmecisi ve tedarik zinciri çözüm ortağı PSA International ile gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklık ise, dijitalleşme ve küresel entegrasyon kabiliyetimizi daha da ileri bir noktaya taşımıştır. Dijital altyapımız, yüksek regülasyona tabi tehlikeli madde ve kimya lojistiğinde güvenlik, izlenebilirlik ve operasyonel mükemmelliği odağına alırken; entegre hizmet yapımızla müşterilerimize tek noktadan, şeffaf ve sade bir tedarik zinciri yönetimi sunuyor. Türkiye genelinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı 13 Ar-Ge merkezinden 73 ikisi Alışan Lojistik bünyesinde yer alıyor.
2023 yılında TÜBİTAK tarafından onaylanan iki Ar-Ge projemiz dahil tüm projelerimiz İstanbul ve Konya’da yer alan Ar-Ge merkezlerimizde hayata geçiriliyor. 50’ye yakın uzman ekibimizle birlikte merkezlerimizde, gerçek ve sanal dünyanın birlikte çalıştığı, araçların, sistemlerin ve kullanıcıların birbirleriyle sürekli iletişim halinde olduğu sürdürülebilir bir dijital çalışma modeli uygulanmaktadır. Ayrıca, SD-WAN teknolojisi projesiyle daha güvenli, hızlı ve merkezi olarak yönetilebilen bir bulut altyapısına geçerek tüm bağlantıları modernize etmeyi; veri güvenliği ve uçtan uca dijital görünürlükle müşterilerimize sunduğumuz katma değeri bir üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz.
Hybrid bulut teknolojisi kullanan bir şirket olarak, bağlantı sürekliliğini ve güvenliğini en üst seviyede tutmayı önceliklendiriyoruz. Bu doğrultuda, global müşterilerimizle birlikte geliştirdiğimiz dijital yapılarda; internet üzerinden haberleşme yerine veri merkezlerini doğrudan birbirine bağlayan “interconnection” yaklaşımına odaklanarak sistemi daha çevik, güvenli ve ölçeklenebilir hale getirmeyi hedefliyoruz.
Elif Acar Özgüner / Microsoft Türkiye Kurumsal Çözüm Satışlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
‘Gündemimizde, güvenli yapay zeka ve kurumların iş modellerinin dönüşümünü hızlandırmak var’
“Microsoft Türkiye’de kurumların dijital dönüşüm yolculuklarında ihtiyaç duydukları uçtan uca çözümleri hayata geçirmelerinde stratejik iş ortağı olarak görev almaya çalışıyoruz. Bu kapsamda veri altyapısından özel bağlantılara, hibrit bulut çözümlerinden güvenlik ve yapay zeka ile dönüşüme kadar geniş bir yelpazede müşterilerimize destek oluyoruz. 2026 yılı için gündemimizde ilk sırada yer alan başlık güvenli yapay zeka ile kurumların ve iş modellerinin dönüşümünü hızlandırmak. Hibrit bulut ve interconnection çözümleri bu konuların altyapı başlıklarında yer alıyor.
Türkiye’deki şirketlerin %70’inin hibrit bulut modellerine yöneldiğini görüyoruz. Bu da bizim, şirket içi sistemlerle bulut ortamlarını güvenli ve esnek biçimde entegre eden çözümlerimize olan ilgiyi artırıyor. Aynı zamanda, Kişisel Verileri Koruma Kanunu gibi regülasyonlara uyumlu çözümler sunmak da önceliklerimiz arasında. Microsoft’un global gücünü, Türkiye’nin yerel ihtiyaçlarıyla birleştirerek müşterilerimize değer katmayı sürdürüyoruz. Microsoft’un bu alandaki en büyük farkı, müşterilerine sunduğu entegre ve güvenilir ekosistem yaklaşımı. Biz sadece bir teknoloji sağlayıcısı değil, aynı zamanda müşterilerimizin tüm bağlantı ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayan bir çözüm ortağıyız. Örneğin, Azure ExpressRoute hizmetimiz sayesinde müşterilerimiz, veri merkezleri ile Azure arasında internetten bağımsız, özel ve yüksek hızlı bağlantılar kurabiliyor.
Bu bağlantılar, kamu (public) internet ağına çıkmadan Microsoft’un global ağı üzerinden gerçekleşiyor. Bu da hem güvenlik hem de performans açısından büyük avantaj sağlıyor. Özellikle finans, kamu ve üretim gibi sektörlerde bu tür özel bağlantılar kritik öneme sahip. Bunun yanı sıra, Azure Arc gibi çözümlerimizle müşterilerimizin şirket içi sistemlerini, farklı bulut ortamlarını ve uç cihazlarını tek bir platformdan yönetmelerini sağlıyoruz. Bu, operasyonel verimliliği artırırken güvenlik ve uyumluluğu da garanti altına alıyor. Ayrıca, Microsoft’un dünya çapındaki devasa ağ altyapısı sayesinde, müşterilerimize düşük gecikmeli, yüksek performanslı ve kesintisiz bir bağlantı deneyimi sunabiliyoruz. Türkiye’de DE-CIX İstanbul gibi iş ortaklarımızla çalışarak, Azure’a en yakın noktadan bağlantı imkânı sağlıyoruz. Bu da kullanıcı deneyimini ciddi anlamda iyileştiriyor. Interconnection bizim için sadece teknik bir konu değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik. Müşterilerimizin farklı sistemlerini, uygulamalarını ve ağlarını birbiriyle sorunsuz şekilde entegre edebilmeleri için kapsamlı çözümler sunuyoruz.
Azure Arc, Azure Virtual WAN ve Azure Peering Service gibi çözümlerimizle müşterilerimize hem şirket içi hem de çoklu bulut ortamlarında esnek ve güvenli bağlantılar sağlıyoruz. Örneğin, Azure Virtual WAN ile farklı şehirlerdeki ofisleri Microsoft’un global ağı üzerinden tek bir merkezde toplayabiliyoruz. Azure Peering Service ile ise internet üzerinden Azure ve Microsoft 365 gibi hizmetlere daha hızlı ve güvenilir erişim sunuyoruz. 2026 yılına baktığımızda, ExpressRoute Direct için 400 Gbps bağlantı desteği gibi yüksek kapasiteli çözümlerle altyapımızı geleceğe hazırlıyoruz. Ayrıca Azure Copilot gibi yapay zekâ destekli araçlarla ağ yönetimini daha çevik ve otomatik hale getiriyoruz. Bu sayede küçük BT ekipleri bile karmaşık bağlantı altyapılarını kolayca yönetebiliyor.
Yerel iş ortaklarımızla olan iş birliklerimiz de çevik yaklaşımımızın bir parçası. Türkiye’deki müşterilerimize özel çözümleri hızlıca hayata geçirebilmek için yerel servis sağlayıcılarla yakın çalışıyoruz. Bu sayede, örneğin bir ExpressRoute bağlantısını birkaç gün içinde devreye alabiliyoruz. Bağlantı, dijital dönüşümün temel taşı. Artık sadece insanlar değil; makineler, uygulamalar ve veriler de birbirine bağlı. Microsoft olarak misyonumuz, bu bağlantıları güvenli, hızlı ve esnek hale getirerek müşterilerimizin iş süreçlerini dönüştürmelerine destek olmak. Uçtan uca bağlantı çözümlerimizle kurumların sadece bugünkü ihtiyaçlarını değil, gelecekteki dijital yolculuklarını da güvence altına alıyoruz. Bu dönüşümde bağlantı, bir maliyet kalemi değil; tam tersine, bir rekabet avantajı haline geliyor.”
Engin Kavas / Aydem Enerji Teknoloji Grup Başkanı ve CTO’su
‘Enerji ekosistemini birbirine bağlayan stratejik bir dijital platform olarak ele alıyoruz’
“Aydem Enerji Holding olarak elektrik üretimi, dağıtımı ve perakende alanlarında faaliyet gösteren, Türkiye’nin öncü entegre enerji gruplarından biriyiz. Enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi için, Türkiye’nin farklı noktalarına yayılmış operasyonlarımızı yöneten sistemler arasında sürekli, kontrollü ve güvenli kritik veri akışı hayati öneme sahip. Bu ihtiyaç, fiziksel elektrik şebekesi omurgasının yanı sıra, büyük ölçekli ve yüksek güvenilirliğe sahip bir dijital ağ omurgasının da etkin şekilde işletilmesini zorunlu kılmakta. Elektrik üretimi tarafında bu dijital omurga; santrallerimizin gerçek zamanlı izlenmesi, üretim optimizasyonu ve uzaktan kontrolünün güvenli biçimde yürütülmesini sağlıyor.
Dağıtım tarafında; SCADA, arıza yönetimi, yük dengeleme ve şebeke otomasyon sistemlerinin kesintisiz çalışmasına imkân tanır. Perakende ve müşteri tarafında ise abonelikten faturalamaya, tahsilattan çağrı merkezi ve dijital kanallara kadar tüm müşteri süreçlerinin doğru, hızlı ve şeffaf biçimde işletilmesinin temelini oluşturur. Böylece dijital omurga, Aydem Enerji’nin uçtan uca tüm değer zincirini birbirine bağlayan kritik bir altyapı haline geliyor. Bu değer zinciri içerisinde yer alan süreçlerin güvenlik, kritiklik ve regülasyon gereksinimleri birbirinden farklı. Bu nedenle Aydem Enerji’de; santral ve şebeke gibi kritik operasyonlar için özel bağlantılar ve izole ağlar, sayaç ve saha ekipmanları için IoT ve APN altyapıları, müşteri ve analitik uygulamalar için ise güvenli bulut bağlantıları kullanılmakta. Tüm bu bağlantı türleri, ortak bir dijital omurga üzerinde entegre edilerek hem siber güvenlik hem de ulusal ve sektörel regülasyonlara tam uyum sağlayacak şekilde yönetilmekte. Böylece operasyonel süreklilik, veri gizliliği ve sistem bütünlüğü birlikte güvence altına alınmakta.
Elektrik enerjisi sektörü, klasik “üreten » ileten » dağıtan » tüketen” tek yönlü yapıdan; lisanssız üreticilerin, enerji depolama sistemlerinin, toplayıcıların, elektrikli araç şarj istasyonlarının ve aktif tüketicilerin (prosumer) yer aldığı çok daha dağıtık, çok yönlü ve dinamik bir yapıya doğru hızla evrilmekte. Bu dönüşüm, fiziksel enerji akışının yanı sıra, tüm paydaşlar arasında yüksek güvenilirliğe sahip, gerçek zamanlı ve güvenli bir veri iletişim altyapısını zorunlu hale getirmekte. Bu çerçevede Aydem Enerji olarak interconnection yaklaşımımızı yalnızca bir bağlantı konusu olarak değil, enerji ekosistemini birbirine bağlayan stratejik bir dijital platform olarak ele alıyoruz. Kritik operasyonlar için özel ve izole bağlantılar, saha ekipmanları ve sayaçlar için IoT ve APN altyapıları, müşteri ve analitik uygulamalar için ise güvenli bulut bağlantıları kullanarak, farklı ihtiyaçlara uygun ama entegre bir yapı oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız, enerji ekosistemine katılan yeni oyuncuların- lisanssız üreticiler, toplayıcılar ve şarj ağı işletmecileri gibi – sisteme bu bağlamda hızlı, güvenli ve regülasyonlara uyumlu biçimde bağlanabilmesini sağlamak olacak.
Erman Karaca / TFI TAB Gıda Yatırımları CTO
‘Interconnection kavramını, agentic AI yaklaşımıyla bir üst seviyeye taşıyacağız’
“TFI TAB Gıda Yatırımları olarak dijitalleşmeyi yalnızca operasyonları otomatikleştiren bir teknoloji yatırımı değil, tüm ekosistemi kapsayan veri merkezli bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. TAB Gıda’nın işlettiği restoranlardan Fasdat Gıda’ya, Atakey’den Ekur’a, Ekmek Unlu Gıda’dan Reklam Üssü’ne kadar tüm grup şirketlerimiz; bulut tabanlı, güvenli ve ölçeklenebilir bir dijital omurga üzerinde kesintisiz şekilde birbirine bağlı çalışıyor. Bu yapı sayesinde bir ürünün tohumdan başlayarak müşterinin masasına kadar uzanan yolculuğunu, misafirlerimizin anlık değişen beklentilerini, stok seviyelerini, lojistik rotalarını ve kampanyalarımızın etkisini gerçek zamanlı olarak tek bir veri evreni içinde izleyebiliyoruz. Ancak asıl farkı yaratan nokta, veriyi izlemenin yanında anlamak, öngörmek ve aksiyona dönüştürmek.
Veri bu sayede geriye dönük bir raporlama çıktısı değil; karar alma süreçlerimizin aktif bir girdisi haline geliyor. Bulut mimarisi üzerine inşa 75 ettiğimiz dijital platformlarımız ileri analitik, yapay zekâ ve makine öğrenmesi modelleriyle destekliyoruz. Bu sayede restoranlarımız ve ekosistem şirketlerimiz için ölçülebilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yönetim modeli sunuyoruz. Biz interconnection kavramını, sistemlerin teknik olarak birbirine bağlanmasının ötesinde, verinin, kararların ve aksiyonların eş zamanlı aktığı canlı bir yapı olarak görüyoruz.
Restoranlarımız, dijital platformlarımız, iş ortaklarımız ve müşteri temas noktalarımız; birbiriyle düşük gecikmeli, güvenli ve yüksek performanslı bir altyapı üzerinden sürekli etkileşim halinde çalışıyor. Önümüzdeki dönemde bu yapıyı Agentic AI yaklaşımıyla bir üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Bu çerçevede, sadece analiz yapan değil belirli hedefler doğrultusunda kendi kendine karar alternatifleri üretebilen ve aksiyon alabilen yapay zekâ ajanları geliştiriyoruz. Talep tahmini, stok optimizasyonu, kampanya yönetimi ve operasyonel planlama gibi alanlarda bu ajanlar, ekiplerimizle birlikte çalışan dijital takım arkadaşları haline geliyor.
Hedefimiz, hiper kişiselleştirilmiş çağın gerektirdiği hız ve çevikliği sağlayan, müşteri dinamiklerini önceden öngörebilen, ekosistem şirketlerimizin değişime daha erken adapte olmasını mümkün kılan ve tüm bunları veri güvenliğinden ödün vermeden hayata geçiren bir teknoloji mimarisi kurmak. Teknolojiyi, sadece işimizi destekleyen bir unsur değil, stratejik itici gücümüz olarak ele alıyoruz.
İsmail Duran / Logo Grup CTO
‘Müşterilerimizin sadece dijitalleşmesini değil, bağlantılı, akıllı ve sürekli gelişen dijital işletme olmalarını sağlıyoruz’
“Logo Yazılım olarak, dijitalleşme yolculuğunda müşterilerimize sunduğumuz en büyük fark; pazarın farklı ihtiyaçlarına yanıt veren iki temel ürün omurgasını, akıllı bağlantı platformumuz (LEP) üzerinden birleştirerek oluşturduğumu kesintisiz, akıllı ve gerçek zamanlı uçtan uca dijital bir omurga. Geleneksel ERP yaklaşımları tek bir çözüm sunarken, biz müşterilerimizin yatırım tercihlerine göre iki güçlü seçenek sunuyoruz. Bulut ERP ile herhangi bir sistem veya kurulum yatırımı gerekmiyor. Bulut bilişim altyapısı sayesinde ERP sistemi sürekli güncel kalıyor. Her paket ihtiyaca göre ek fonksiyonlarla zenginleştirilebiliyor ve kullanıcı sayısı da ihtiyaç doğrultusunda belirlenebiliyor. Servis, şirketlerin performans ihtiyacına göre uyarlanabiliyor. On-premise ürünlerimizi ise daha fazla özelleştirilmiş entegrasyon ihtiyacına sahip, yerel donanım yatırımı olan ya da yapmak isteyen on-premise kontrol isteyen işletmelerin hizmetine sunuyoruz. Bu iki ana omurga, kurduğumuz dinamik kas sistemi (BPM, mobil uygulamalar, yapay zekâ modülleri) ile destekleniyor.
Asıl farkımız, tüm veriyi gerçek zamanlı analitik ve tahmine dayalı içgörüler için kullanılır hale getirerek, yöneticilerin hızlı, bilinçli ve proaktif kararlar almasını sağlamak. Interconnection, bizim için sadece sistemler arası entegrasyon değil, aynı zamanda farklı mimarideki ürünlerimizi (on-Premise ve bulut) tek bir ekosistemde buluşturma stratejisi. Birbirine bağlantı stratejimizin merkezinde Logo Entegrasyon Platformu (LEP) yer alıyor. LEP, Logo ekosistemi içerisindeki tüm tamamlayıcı çözümlerin ve üçüncü taraf uygulamaların (e-ticaret, lojistik, fintek vb.) hızlı, güvenli ve standartlaştırılmış bir şekilde Logo ERP çözümlerimizle entegre olmasını sağlayan temel bir omurga. Bu, müşteriye hangi çözümü kullanırsa kullansın, ekosistemdeki tüm yeniliklere erişim garantisi sunuyor. Akıllı Süreç Otomasyonu ile ise odak noktamız, ERP verilerini kullanarak yapay zekâ tabanlı iş akışları oluşturmak. Bu sayede bir siparişin alınmasından faturalamaya kadar tüm adımları manuel müdahale gerektirmeden bağlayarak hız ve verimlilik sağlıyoruz.
Gelecek dönemde, bağlantı konusunda çevikliği artırmak adına iki ana gündem maddemiz bulunuyor. Gelişmiş yapay zekâ entegrasyonu ve Logo Development Platform (LDP). Yapay zekâ yeteneklerini sadece son kullanıcı çözümlerimize değil, tüm ekosistemimize entegre ediyoruz. Müşterilerimizin özel ihtiyaçlarına yönelik çözümleri hızlandırmak için, Logo Development Platform (LDP) üzerinde yapay zekâ destekli özelleştirmeler sağlıyoruz. Böylece, çözüm ortaklarımızın geliştirme süreçlerini hızlandırırken, Logo ERP çözümleriyle uyumlu, kaliteli çözümler sunmasını sağlıyoruz. Ürün geliştirme süreçlerimizi tamamen yapay zekâ destekli hale getiriyoruz.
Bu sayede, pazarın değişen ihtiyaçlarına çok daha çevik ve hızlı yanıt verebiliyor; kaliteyi en üst seviyede tutabiliyoruz. Teknolojik olarak odak noktamız, tahmine dayalı analitik ve üretken yapay zekâ araçlarını, her iki ERP çözümümüzün de kalbine entegre etmektir. Modüler, abonelik bazlı yaklaşım ise ikinci gündem maddemiz. Müşterilerimizin iş ihtiyaçlarına en hızlı şekilde uyum sağlaması için ERP çözümlerimizi bağımsız ve abonelik bazlı modüllere ayırma yol haritasını hızlandırıyoruz. Bu yaklaşım, uygulamaya alma süresini kısaltacak ve özelleştirme maliyetlerini düşürerek daha çevik bir ekosistem sunacak. Bu stratejik odak noktalarımızla, müşterilerimizin sadece dijitalleşmesini değil, aynı zamanda bağlantılı, akıllı ve sürekli gelişen bir dijital işletme olmasını sağlıyoruz.”
‘Global bir interconnection altyapısını hedefliyoruz’
Kerem Öztürk / TAV Havalimanları CIO ve TAV Technologies CEO
“Interconnection tarafında odağımız; kurumların veri, uygulama ve bulut altyapılarını güvenli, düşük gecikmeli ve ihtiyaç anında hızla ölçeklenebilir şekilde birbirine bağlayan esnek mimariler oluşturmak. Yani sabit, statik ve lokasyona bağımlı bağlantılar yerine; iş önceliklerine göre şekil değiştirebilen, dinamik bağlantı modelleri sunmak. Günümüzde kurum içi sistemler ile farklı bulut servis sağlayıcıları arasında, internetten bağımsız, yüksek güvenlik ve performans sunan özel bağlantılar sağlıyoruz. Bununla birlikte; servisin tipi, kritikliği ve regülasyon gereksinimlerine göre özel, hibrit ve çoklu bulut (multi-cloud) mimarilerini destekleyen esnek bağlantı kurguları oluşturuyoruz. Tek bir bulut sağlayıcısına veya tek bir lokasyona bağımlı kalmadan, verinin ve uygulamanın ihtiyaç duyulduğu yerde çalışabildiği bir interconnection yaklaşımını benimsiyoruz. Bu sayede hem iş sürekliliğini hem de maliyet ve performans optimizasyonunu birlikte sağlıyoruz.
Özellikle operasyonun kesintisiz olması gereken yapılarda; gecikmeyi ve kesinti riskini minimize eden, yedekli, coğrafi olarak dağıtık ve yüksek erişilebilir bağlantı mimarileri tasarlıyoruz. Böylece altyapı, işin hızına ayak uyduran bir kolaylaştırıcı haline geliyor. SD-WAN (Software-Defined Wide Area Networking) çözümlerini; farklı bağlantı tiplerini daha etkin kullanmak, trafik yönetimini akıllı hale getirmek ve erişim kesintilerini minimize etmek amacıyla konumlandırıyoruz. Atıl yedek devrelerden kaçınarak, mevcut kapasitenin tamamını aktif şekilde kullanan, daha verimli ve çevik ağ yapıları oluşturuyoruz. Gelecek dönemde hedefimiz; servis verdiğimiz ve vermeyi planladığımız havalimanlarına uygulamalarımızı kıtalar arası, coğrafi engelleri ortadan kaldıran bir mimariyle sunmak.
Uygulamaların, gecikme yaşatmadan en yakın lokasyondan servis verebildiği; bakım veya arıza senaryolarında ise farklı bölge veya ülkelerden otomatik devreye girebilen bir erişim modelini hayata geçirmek istiyoruz. Bu kapsamda, multi-tenancy destekli SaaS uygulamalarımızı; en yüksek performans, erişilebilirlik ve güvenlik seviyesinde sunabileceğimiz global bir interconnection altyapısını hedefliyoruz. Aynı zamanda; farklı bulut platformları arasında doğrudan, güvenli ve yüksek performanslı veri akışını daha standart, daha görünür ve daha kolay yönetilebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Güvenliği ise sonradan eklenen bir katman olarak değil; interconnection mimarisinin doğal ve ayrılmaz bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Böylece hem çevikliği artırıyor hem de regülasyon ve uyumluluk gereksinimlerini daha proaktif bir şekilde yönetiyoruz.”
