TAİDER ve İş Portföy Trilyonluk Disiplini Aile Masasına Taşıyabilir mi?

By Fortune Türkiye

1,4 trilyon TL’lik bir varlığı yönetmenin getirdiği tecrübe, şimdi aile şirketlerinin kurumsallaşma yolculuğuna rehberlik ediyor. İş Portföy ve TAİDER’in 2027 sonuna kadar sürdüreceği iş birliği, aile şirketlerinde finansal farkındalığı artırmayı hedefliyor. Peki, trilyonları yöneten o kurumsal disiplin, aile şirketlerinin duygusal kararlarını rasyonel bir zemine oturtabilir mi?

İş Portföy ile Türkiye Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER)’in iş birliğinin detaylarını öğrenmek üzere, Beyoğlu’nun o kendine has bitmek bilmeyen insan selini arkamda bırakıp, İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin kapısından içeri giriyorum.

İstiklal Caddesi’nin kaosuna kıyasla, içeride sanatın o vakur sakinliği karşılıyor beni.

Müzenin birinci katındaki seminer salonuna yöneldiğimde, duvardaki siyah fonda parlayan “İş” amblemi ve sahnenin köşesinde duran piyano dikkatimi çekiyor.

Salondaki loş ışık, tavandan aşağı inen Türkiye haritasını daha belirgin kılıyor. Üzerinde işaretlenmiş dört şehir, aslında bir yol haritasının habercisi.

Burada birazdan, Türkiye’nin en köklü sermaye birikimi ile aile işletmelerinin nesiller boyu süren çabası aynı masada buluşacak.

Salondaki atmosfer, güçlü bir ittifakın varlığını hissettiriyor. Bu birlikteliğin temelindeyse tek bir amaç yatıyor: Aile şirketlerin varlığını korumak ve büyütmek.

İş Portföy Genel Müdürü Burak Sezercan’ın kendinden emin tavrı, temsil ettiği kurumun finansal ağırlığını hissettiriyor.

“Tasarrufların etkin biçimde yönlendirilmesine ve sermaye birikiminin uzun vadeli değer yaratacak şekilde yönetilmesine odaklanıyoruz,” diyor.

Sözleri ister istemez beni düşündürüyor.

Rakamların ağırlığı, aile ilişkilerinin sıcak ve aynı zamanda karmaşık yapısını disipline edebilir mi acaba?

1,4 trilyonluk şemsiyenin güvencesi

Salondaki konuşmalardan dikkatimi çeken ilk veri, aslında tüm hikayenin omurgasını oluşturuyor; 1,4 trilyon TL’lik portföy büyüklüğü.

İş Portföy Genel Müdürü Burak Sezercan, rakamı istatistiki veriden ziyade, sorumluluk beyanı olarak ortaya koyuyor.

“Sektörün öncü portföy yönetim şirketlerinden biri olmanın getirdiği sorumlulukla hareket ediyoruz,” diyor.

Kuşkusuz bu hacim, aile şirketlerinin en büyük endişesi olan kazanılanı kaybetme korkusuna karşı güçlü bir dalgakıran işlevi görüyor.

Sezercan, hemen ardından konuyu özetliyor.

 “Kalıcı başarı güçlü bir finansal perspektifin yanında sağlıklı ve sürdürülebilir yatırım kararlarıyla mümkün olur.”

Sorun parayı yönetmek kadar, o parayı yaratan kültürü muhafaza edebilmekte.

Bu noktada finansal okuryazarlığın önemine işaret ediyor.

“Yatırım kültürünün ve finansal okuryazarlığın güçlenmesine de katkı sağlıyoruz.” diyor, Burak Sezercan.  

Sözleri trilyonluk bir fon yönetiminin, aile anayasalarıyla nasıl entegre olabileceğini işaret ediyor.

Hedef, sermaye piyasaları aracılığıyla reel sektörün finansmanını desteklemek ve nesiller arası değer aktarımını güvence altına almak.

Anadolu’da yeni bir rota

Duvardaki harita, projenin sadece İstanbul’daki plazalarla sınırlı kalmayacağını, üretimin kalbine, Anadolu’ya inileceğini açıkça gösteriyor.

TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin, rotayı Kuzey Yıldızı metaforuyla tanımlıyor.

“TAİDER olarak, aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini ve uzun vadeli yolculuklarını desteklemek için Kuzey Yıldızı programımızın son derece önemli bir araç olduğunu düşünüyoruz.”

17 Şubat’ta Ankara ile başlayacak yolculuk; Gaziantep ve İzmir duraklarıyla devam edip, ekim ayında İstanbul’da son bulacak bir bilgi köprüsü kurmayı hedefliyor.

Perçin, buluşmaların sadece teorik bir aktarım olmayacağının altını çiziyor.

“Aile şirketlerinin deneyimlerini birbirleriyle paylaşabileceği bir platform olacak.”

Böylece, Gaziantep’teki sanayici ile İzmir’deki ihracatçı, aynı finansal dertleri ve çözümleri konuşabilecek.

 “Aile şirketlerine ilham veren, sürdürülebilir ve somut sonuçlarını birlikte paylaşacağımız projeler gerçekleştireceğimize inanıyoruz” diyor, Gülfem Yorgancılar Perçin.

Gelecek neslin sınavı

Toplantının belki de en can alıcı noktası, 2027 yılına kadar sürecek maratonun nihai hedefi olan, yeni nesiller.

Veriler, TAİDER üyelerinin yarısının 18-40 yaş aralığındaki gelecek nesillerden oluştuğunu söylüyor.

Burak Sezercan, genç kuşağın finansal araçlara bakışını şekillendirmeyi hedeflediklerini belirtiyor.

“Nesiller arası uzun vadeli değer yaratma odaklı yatırım yaklaşımına ışık tutuyoruz,” diyor.

Sözleri, dededen kalan fabrikayı yöneten torunun, fon sepetleri ve robofonlar gibi modern araçlarla tanışması anlamına geliyor.

Gülfem Yorgancılar Perçin ise dönüşümün kültürel ayağına dikkat çekiyor.

“Türkiye genelinde aile şirketlerinin çok boyutlu düşünmesini ve stratejik kararlar almasını destekleyeceğiz,” diyor.

Amaç, hem bugünün bilançosunu kurtarmak hem de 2027 ve sonrasındaki ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı kurumlar inşa etmek.

Perçin, ileriye dönük beklentisini paylaşarak cümlesini tamamlıyor.

“İki güçlü kurumun bir arada olmasının aile şirketlerinin sinerjisine katkı sunacağından eminiz,” diyor.

Toplantı sona eriyor.

Müzenin katlarında dolaşıyorum.  Sanatçıların eserlerini inceliyorum.

Ardından müzenin o ağır kapısından çıkıp İstiklal Caddesi’nin kalabalığına karışıyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...