Bu yıl yatırımcıların odağı, dezenflasyon süreciyle desteklenen TL varlıklara, faiz indirimleriyle cazibesi artan tahvillere, güçlü kârlılığa sahip seçici hisselere ve merkez bankalarının rezerv politikalarıyla öne çıkan altın ile kıymetli madenlere yönelecek. Küresel ölçekte ise ABD’de faiz indirimlerinin sürmesi, doların görece zayıf seyri ve jeopolitik belirsizlikler; portföylerde denge ve seçiciliğin önemini daha da artırıyor. – Zeynep Aktaş
Piyasalar 2026’ya, süreceği öngörülen faiz indirimleri ve jeopolitik risklerin seyriyle giriyor. ABD ekonomisinin potansiyele yakın büyüme performansı, küresel risk iştahını destekleyen temel unsur olarak öne çıkıyor. Teknoloji yatırımları ve yapay zekâ uygulamaları ise verimlilik artışı üzerinden 2026’nın en güçlü fırsat alanını oluşturuyor. Rusya-Ukrayna savaşında olası bir çözüm, küresel piyasalar açısından önemli bir rahatlama yaratabilir. Öte yandan, enflasyonun yeniden ivme kazanması ve ticaret savaşlarının geri dönmesi, faiz indirim sürecini kesintiye uğratabilecek başlıca riskler arasında yer alıyor.
Türkiye’de 2026’nın temel gündemi, dezenflasyon sürecinin kalıcılığı olacak. TCMB’nin faiz indirimleri, para piyasası fonlarının cazibesini azaltırken borçlanma araçlarını öne çıkarıyor. Bu ortamda, orta ve uzun vadeli tahvillerde sermaye kazancı ihtimali artıyor. Finansmana erişimin kolaylaşması ise hisse senetlerinde seçici fırsatlar yaratabilir. Altın, jeopolitik belirsizlikler ve rezerv politikaları nedeniyle portföylerde dengeleyici rolünü koruyor. 2026’da yatırımcı açısından fark yaratacak en önemli unsur ise çeşitlendirme ve disiplin olacak.
2025 Yılı Beklentilerimiz ve Gerçekleşmeler
• Borsa; BIST 100 Endeksi yıl genelinde 8,500-11.500 aralığında hareket eder, demiştik. Endeks 8.872- 11.605 aralığında hareket etti.
• Dolar; kur enflasyona paralel artış gösterecek %27 artışla 45’li seviyeleri test edebilir, demiştik. Dolar/TL yüzde 21,26 yükseldi. 27 Aralık itibari ile 42,90 seviyesinde.
• Genel ekonomi; dezenflasyon ve faiz indirimi odaklı bir makroekonomik programla yol alınacağı ve süreçte TL cinsi sabit getirili enstrümanların ön planda olacağını, söylemiştik. TL Enstrümanlar öne çıktı.
• Hisse senetleri, seçici olmak kaydıyla cazip fırsatlar sunacağı, özellikle bankacılık ve GMYO hisseleri göz önünde bulunacak, demiştik. Gayrimenkul hisseleri yüzde 66,72 yükselirken banka hisselerinin getirisi yüzde 11,36’da kaldı.
• Türkiye CDS primleri; makroekonomik iyileşmelerle 200 baz puanın altına düşebileceği ve güvenin artabileceğini, ifade etmiştik. Türkiye’nin CDS oranı 205,82 seviyesine geriledi.
• Kıymetli madenler; altın ve gümüş gibi enstrümanların korunma aracı olarak tercih edilebileceğini, söylemiştik. Gram altın %109, gram gümüş %218 arttı.
• Dolarizasyon eğilimi; faiz indirimi ve TL’ye olan güvenin artışıyla azalabileceğini ancak küresel belirsizliklerin döviz talebini tamamen ortadan kaldırmayacağını, belirtmiştik. Dolarizasyon eğilimi azaldı.
2026 Yılı Beklentilerimiz
• Borsa; BIST 100 Endeksi’nin 2026 yılında 14.000–16.000 bandına yönelmesi, yıl sonunda ise 15.000–15.500 seviyelerinde dengelenmesi beklenmeli. Bu senaryo, yıl genelinde %30–40 aralığında bir yükseliş potansiyeline işaret ederken, faiz indirimlerinin bilançolara seçici şekilde yansımasıyla desteklenecektir. Faiz indirim sürecinin hız kazanması durumunda, endeksin 16.000 seviyesinin üzerine çıkarak 18.000’e doğru potansiyel bir hareket alanı oluşturması da olası.
• Faiz; Politika faizinin yıl sonunda %27–30 aralığına gerilemesi, mevcut seviyelere kıyasla 6–9 puanlık bir düşüş anlamına gelmekte. Bu senaryo, dezenflasyon sürecinin istikrarlı şekilde devam etmesi durumunda gündeme gelecektir.
• Tahvil; 2–5 yıl vadeli TL tahviller, faiz indirimi sürecinde öne çıkabilir. Bu vadelerde yıl genelinde %30–35 toplam getiri potansiyeli öngörülürken, bunun yaklaşık %8–12’lik kısmının sermaye kazancından kaynaklanması beklenmeli.
• Eurobond; dolar bazında %8–12 aralığında toplam getiri beklenebilir. Bu getirinin büyük ölçüde kupon gelirlerinden kaynaklanması öngörülürken, fiyat artışının ise %2–4 seviyelerinde sınırlı kalması olası.
• Dolar/TL; yıl sonunda 50–52 bandında dengelenmesi, yıl geneline yayılan %18–22 aralığında sınırlı bir artış anlamına gelmekte. Bu senaryo, değerli TL politikasının devamı halinde makul olacaktır.
• Euro/TL; 60–65 bandına yönelmesi, euro/dolar paritesindeki güçlenmenin etkisiyle TL karşısında %22–28 civarında bir artış gözlenebilecektir.
• Altın; ons altın, TL bazında %30–40 artış potansiyeli öne çıkıyor. Bu senaryo jeopolitik risklerin devamı halinde korunabilir görünüyor.
• Gümüş; sanayi talebinin zayıflamaması ve küresel faiz indirim sürecinin sürmesi hâlinde, ons gümüşte dolar bazında %20–30, TL bazında ise %45–60 getiri alanı sunarak altına kıyasla daha oynak ama daha yüksek potansiyelli bir görünüm sergiliyor.
