Ketil Gjerstad, Marley Finley, Johann Harnoss – 2025 yılı iş dünyası açısından oldukça kaotik oldu. Değişen küresel ticaret ve gümrük vergisi dinamikleri, yapay zeka yarışı değişim ritmini alışılagelmişin dışında hızlandırdı. Maliyetler arttı, iflaslar çoğaldı. Bununla birlikte, bazı sektörlerde, bazı şirketler ayakta kalmanın da ötesine geçip, büyüyorlar ve pek çok pazarda, hareketli hisse fiyatları yatırımcıların iyimserliklerini koruduğunu gösteriyor. Peki, hangi şirketlerin paydaşlarına uzun vadeli cazip getiriler sağlayacağını nasıl belirleyebiliriz?
BCG ve Fortune, 2017 yılından beri beraber çalışarak, büyüme potansiyeli yeterince yüksek şirketleri belirliyor; biz bu ölçülebilir, yönetilebilir özelliği “kurumsal canlılık” olarak tanımlıyoruz. Her yıl, en yüksek canlılık puanlarını alanlar Fortune Gelecek 50’de yerini buluyor. Tarama çalışmalarımız 3,000’i aşkın şirketi kapsıyor ve bunlar arasında 150’nin üzerinde girişim sermayesi destekli startup var. Bu yıl, her bir şirketin stratejisini, teknolojisini, iş gücünü, organizasyon yapısını ve kültürünü ortaya koyan 25 kriteri belirlemek için 10 milyonu aşkın veri noktası analiz ettik. Her bir ölçü kriteri ortalama üzeri iş performansıyla bağlantılı ve bunlar hep beraber BCG’nin Net Canlılık Skoru’nu ortaya koyuyor. Geçmişe dönüp baktığımızda, canlılık testimizden geçenlerin hisselerinin zaman içinde benzerlerini geride bıraktıklarını görüyoruz. Listenin yayımlanmasından beri, Gelecek 50’deki şirketler yılda ortalama yüzde 12 getiri sağlayarak, MSCI Dünya Borsa Endeksi’ni yüzde 1,4 oranında geçtiler. (Geçen yılki seçimlerimiz çok daha güçlü bir başlangıç yaptı: 2024 yılı Gelecek 50’deki borsa şirketlerimizden oluşan portföy MSCI dünya endeksini yüzde 2,6 oranında geçmişti.
Yazılım kazanıyor
Özellikle de yazılımda olan ABD’li teknoloji şirketleri Gelecek 50’ye hakim oldular; bu da, bu kategorideki şirketlerin ölçeklenebilirliğini, yetenekleri işe alım ve Ar-Ge’ye odaklanma konularına etkili bir şekilde odaklandıklarını ortaya koyuyor. Bu yıl da istisna değil: Bulut bazlı veri depolama şirketi Snowflake listede tepede yer alırken, yapay zeka sağlayıcısı Databricks hemen arkasında ikinci sırada bulunuyor. Her iki şirket de, iş dünyasında yapay zeka momentiyle hareket ediyor; platformları şirketlerin yapay zekanın altyapısı olarak kendi verilerini harekete geçirmelerine yardımcı oluyor. Bu yılki liste toplamda 38 yazılım ve yapay zeka şirketi içeriyor; diğerleri ise dijital medya, teknoloji donanımı, e-ticaret, fintech ve sağlık teknolojisi alanlarında yer alıyor. ABD, ilk 50 şirketin yüzde 76’sını barındırarak zirvede yer alıyor; ayrıca Avustralya, Kanada, Çin Avrupa ve Hindistan’dan da şirketler var. Borsaya kapalı şirketler veri tabanımızdaki şirketlerin yalnızca yüzde 5’ini oluştursa da, sıralamada ilk 50’nin 25’ini kapsıyor. Alman yazılım hizmeti kuruluşu Celonis (No.3) ve hızla büyüyen ABD’li yapay zeka sağlayıcıları OpenAI (No.12) ve Anthropic (No.29) gibi şirketler iddialı büyüme hedeflerini gerçekleştirmek ve bunu yapabilecek sermayeyi çekebilmek için ürün geliştirme ve yeteneğe yoğun bir yatırım yapıyorlar. Ancak bir kategorinin olmaması dikkat çekiyor: Bu yıl ilk kez, satış geliri bakımından ABD’nin en büyük şirketleri sıralamasında yer alan kuruluşlardan hiç biri Gelecek 50 sıralamasına girmedi. Ancak Gelecek 50 şirketlerinin ölçeklerini büyütürken 500 sıralamasına “terfi etmeleri” de görülmemiş bir şey değil. (Örnek olarak, 2018 yılında listemizde birinci sırada yer alan Workday’i verebiliriz.) Bu yılki listemizde yer alan 25 borsa şirketinden çoğu – Reddit (No.26) ve Palantir (No.31)- bu potansiyele sahip. Bu arada, gelirini resmi olarak açıklamayan ancak yıllık satışlarının 12 milyar doları aştığı bildirilen OpenAI çoktandır Fortune 500 ölçeğinde yer alıyor.
Daha büyük ama hala “canlı”
Büyük borsa şirketleri sürdürülebilir büyüme söz konusu olduğunda avantajlı sayılmazlar. Kurumsallaşmış, yerleşik işlerini korumak zorundalar, yatırım yapacak fazla sermayeleri yoktur, manevra yapmakta zorlanacak hantal organizasyonlara sahiptirler ve aktivist yatırımcıların da yakın takibi altındadırlar. Yine de, canlılık söz konusu olduğunda ilk çeyrek dilimde yer alan, yıllık geliri 10 milyar dolar ya da üzeri olan 120 borsa şirketi var; bunlar ilk 50’nin dışında ama 750 şirket arasında yer alıyorlar. Bunlar arasında Apple, Amazon ve Alphabet gibi teknoloji devleri ve Meituan, Coupang ve MercadoLibre gibi uluslararası süper aplikasyonlar var. Ancak parlayanlar yalnızca dijital odaklı devler değil. Yazılım dışı üç sektörde de büyük oyuncular mevcut.
Otomotiv: Volkswagen grubunun Porsche birimi ve Çinli Geely’nin Volvo’su gibi şirketler de, özellikle otonom sürüş ve sürdürülebilir mobiliteye yaptıkları yatırımlardan iyi sonuçlar elde ettiler. Fransız otomotiv tedarikçisi Valeo dünyada 60’ı aşkın Ar-Ge merkezine sahip. Seres de, Aiwo markasının Huawei’yle yaptığı iş birliği sayesinde, Çin’de lüks elektrikli araç segmentinin tepesine yerleşti.
Sağlık: İsviçreli Roche ve Amerikalı dev Eli Lilly yüksek puanlar elde eden büyük eczacılık şirketleri arasında yer alıyorlar. Her ikisi de, ilaç keşfi için daha küçük biyoteknoloji kuruluşları ve akademiyle iş birliği yapıyor. Ayrıca yapay zeka aplikasyonları, klinik deney optimizasyonu ve iş akışı otomasyonuna yoğun bir şekilde yatırım yapıyorlar.
Tüketici ürünleri: H&M rekabetçi yetenek stratejisi sayesinde ilk çeyrek payda yer alıyor. Sağlıklı iç mobilitesi ve işe alımı bilgilerin yenilenmesini sağlarken, liderlik katında çeşitliliğe önem vermesi H&M’in dünyadaki müşteri tabanına hizmet etmesini sağlıyor. Avrupa’nın önde gelen moda ve lifestyle e-ticaret pazarı kısa süre önce rakibi About You’yla birleşerek bölgesel varlığını pekiştirdi aynı zamanda ana mühendislik ve ürün ekiplerine de yatırımını sürdürdü.
Daha küçük, daha hızlı ve daha dayanıklı
Şirketlerini büyütmeye ve uzun ömürlü kılmaya çalışan CEO’lar için iyi haber şu ki, herhangi bir ölçeğe sahip herhangi bir şirket daha canlı ve enerjik hale gelebilir. Yalnızca geçen yıl bile, 300’ü aşkın büyük borsa şirketi canlılığını önemli ölçüde artırmayı başardı. BCG’nin araştırmasına dayanarak, en büyük sıçramaları gerçekleştiren şirketlerin üç ortak noktası var. Bunlar büyüme hedeflerini yatırımcılara, şirket dışı inovasyon ortaklarına ve çalışanlarına net bir şekilde anlattılar. Bu yaklaşımları, iş inşa etme konusunda yetkin kişileri işe almalarını sağladı; bu insanlar bir işi sıfırdan alıp yukarı taşımanın nasıl olacağını biliyorlardı. Tüm bunlar tabii ki, CEO’lar da dahil yönetici düzeyinde gerçek anlamda bir teşvik kültürüyle harmanlanmıştı; kurumsal liderler kollarını sıvayıp, ekiplerine rehberlik ettiler, onlara cesaret verdiler ve disiplinli büyüme yatırımları gerçekleştirdiler. En önemlisi, bu her zaman yapay zekanın hızla benimsenmesine paralel gerçekleşti. Canlılık bir ayrıcalık değil bir seçim. Farklı sektörlerdeki şirketler ve farklı coğrafyalar daha akıllı, daha hızlı ve daha dirençli olmanın yollarını buluyorlar. Daha canlı bir ekonomi de herkes için değer yaratıyor: Yatırımcılar ödüllendiriliyor, çalışanlar daha şevkle hareket ediyor ve daha genel kapsamda, toplum ileri gidiyor. Gelecek onu inşa edenlere aittir.
