2014’te son derece ciddi, koyu renk takım elbiseli dinleyicilerin doldurduğu görkemli bir balo salonunda, kürsüde asık suratlı bir adam “iklim değişikliğinin ürkütücü etkisi” konusunda uyarıda bulunuyordu.
“Harekete geçmek için hâlâ zaman var” diyerek sözlerini sürdürse de, “fırsat penceresi kapandı ve geriliyor” cümlesiyle noktalıyordu.
Peki bu, bir çevrecinin çığlığı mıydı? Pek sayılmaz. Londra’da sigorta sektörünün üst düzey yöneticilerinden oluşan ve pür dikkat kesilmiş topluluğa hitap eden kişi, finans dünyasının en saygın isimlerinden biriydi: İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney. Verdiği mesaj son derece basitti: İklim değişikliği geliyor ve bu da iş dünyası için çok kötü bir haber.
Paris’te aralık ayında düzenlenen 2015 BM İklim Değişikliği Konferansı’na 100’ü aşkın devlet başkanı katılırken, iş dünyası liderleri de oturumlara ağırlığını koydu. Accenture’ın bir anketine göre, artık 10 yöneticiden dokuzu iklim değişikliğini acil bir öncelik olarak görüyor. 27 milyar dolarlık Fransız emeklilik fonu ERAFP’ın CEO’su Philippe Desfossés, “Büyük şirketlerin ilk tepkisi inkar oldu” diyor. Ancak iklim değişikliğinin yol açtığı maliyet arttığından inkar gittikçe zorlaştı. Desfossées, “Bu etik vs’yle ilgili değil” sözleriyle konuşmasını sürdürüyor.
Şimdiye kadar, geçerli sebeplerden dolayı sigorta sektörü bu yükü üstlendi. İklim değişikliği konusunda ilk kez 1973 yılında alarm zillerini çalan Munich Re’de Geo Risk Araştırması Direktörü Peter Höppe, çok önceden de, doğal felaketlerin yapısında bazı değişiklikler olduğuna dair birtakım sezgiler olduğunu belirtiyor. O zamandan beri de bu mesajı yankı bulmaya başladı. Sigortanın karşıladığı, hava durumuyla bağlantılı hasarların sayısı 1980’lerden beri üçe katlanırken, maliyet de yıllık 10 milyar doların üzerine sıçrayarak 50 milyar dolar civarına ulaştı.
Ancak iklim değişikliğini yakından izleyen yalnızca sigorta sektörü değil. İklimdeki vahim tablo savaşlardan ve “subprime” kredilerden çok daha fazla küresel ekonomiyi aşağıya doğru bir sarmal içine çekiyor. Aynı zamanda, bu konudaki kampanyalar da fosil yakıt hisselerinin değerini aşağıya çekti. Örneğin, New York eyaleti Exxon Mobil’in iklim riskini göz ardı ederek yatırımcıları yanıltıp yanıltmadığını soruşturuyor; bu dava şirkete pahalıya patlayabilir.
Öte yandan, iklim değişikliğinin en kötü etkileri hâlâ bir kuşak ötede ve ekonomide salt kendi çıkarını düşünmek ciddi bir ilerleme sağlayamaz. Liderlerin daha fazla bekleyecek zamanı yok. Carney şöyle diyor: “İklim değişikliği mali istikrar için belirleyici bir unsur olduğunda, zaten çok geç olabilir.”
SİBER SUÇLAR
DİJİTAL FİDYE PAZARLIĞI
2014 YILI BAHAR MEVSİMİNDE, Mark Schneider’in bilgisayarı gittikçe yavaşlayıp, durma noktasına gelirken, ekranda şu mesaj belirdi: “Bu bilgisayardaki önemli dosyalarınız kriptolanmıştır. Birdenbire bütün dijital veriler -rezervasyonlar, kaparolar, küçük bir Ontario balıkçı köyüne yaz mevsiminde gelen patronların peşinatları- bloke olmuştu. Ancak tüm bunlar arasında belki de en can sıkıcı olanı şuydu: “Özel anahtarınızı -elektronik bilgilere erişim sağlayacak olan gizli şifre- elde etmek istiyorsanız, para ödeyeceksiniz.”
Dijital fidye vakaları son yıllarda büyük bir artış kaydetti. Yapılan bir araştırmaya göre, tek bir hamle -CryptoWall 3.0 adlı kötü niyetli bir program- programı geliştirenlere 325 milyon doları aşkın para kazandırabiliyor.
Siber alemdeki bu suç dalgası güvenlik yetkililerini de harekete geçirirken, geleneksel rehin alma, hırsızlık gibi suçlarla ilgili yasal düzenlemeleri yeniden gözden geçirmeye zorladı. Kısa süre önce Boston’da düzenlenen bir konferansta konuşan FBI yetkilisi Joseph Bonavolonta, diğer seçeneklerin işe yaramadığı bir durumda, “Dürüst olmak gerekirse, mağdurlara fidyeyi ödemelerini tavsiye ediyoruz” diyor. (FBI yetkilisi veri yedekleme, tehdit tarama yazılımı ve genel olarak online ortamda dikkatli olma gibi önerilerde bulunuyor). Bazı güvenlik uzmanları ise siber suçlulara istedikleri fidyeyi ödemenin bu hackerları cesaretlendirdiğini belirtiyor ama eğer siber suçlularla pazarlık etmek ya da verileri gözden çıkarmak dışında bir seçenek yoksa, bu durumda istediklerini ödemek daha mantıklı.
Peki daha iyi bir yol var mı? Önceden plan yapın. Schneider saldırıdan hemen önce, bulut bazlı veri yedekleme hizmeti için anlaşma imzalamıştı; bu anlaşma kapsamında, herhangi bir şey ödemek zorunda kalmadan (hizmet aboneliği için yaptığı ödeme haricinde) dosyalarının tam kontrolünü sağlamıştı. Unutmamak gerekir ki, “phishing” yöntemiyle siber saldırılar düzenleyen suçlular ortalıkta elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor. Robert Hackett
DENEME VAKA
Joe’s Crab Shack bahşiş uygulamasına son verdi
Bu kış ABD’nin bezgin restoran çalışanları Joe’s Crab Shack’i yakından izleyecek. Joe’s kasım ayında, bahşişi yasaklayan ilk ulusal restoran zinciri oldu; deneme aşamasındaki bu uygulama bir düzine kadar lokasyonda hayata geçiriliyor. COO David Catalano’ya göre, bu uygulamanın gerekçesi, bahşişe daha az bağımlığın, çalışanlara daha düzenli bir gelir kazandıracak olması. Yeni düzenleme uyarınca, çalışanların saatlik ücreti 12 dolara kadar çıkabilir ve bu maliyetin de müşterilerin hesaplarına yüzde 12-15 arası bir artış olarak yansıtılması öngörülüyor.
