Eksim Holding Teknoloji Başkanı Sami Saraç, yapay zekayı şov olmaktan çıkarıp ekonominin hizmetine sundu. Yönettiği dijital operasyon Türkiye’ye 521 milyar TL kazandırdı. Peki, bu devasa katkının ardındaki matematiksel formül ne?
Çocukluğunda televizyon karşısına geçip A Takımı dizisini izlerken, herkesin aksiyonun ortasındaki kahramanlara odaklandığı anlarda, o gözünü arka plandaki detaya, o “sihirli kutu”yu yöneten bilgisayarcı karaktere dikmişti.
Şanlıurfa’nın sıcak ikliminden, İstanbul’un rekabetçi iş dünyasının merkezine uzanan bu yolculuk, bugün rüzgâr santrallerinden elektrik dağıtımına, gıdadan girişim sermayesine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Eksim Holding’in tüm teknoloji operasyonlarının yönetildiği bir masada somutlaşıyor.
Eksim Holding Teknoloji Başkanı Sami Saraç’ın karşımdaki sakin duruşu, yönettiği dijital dönüşümün büyüklüğünü adeta gizliyor. Yüzünde, 2001 krizinde batan ilk girişiminden edindiği tecrübenin olgunluğu, sözlerinde ise bugün yönettiği 260 kişilik teknoloji ordusunun güveni var.

“Bilgisayarın tuşlarına artık çok dokunmuyorum, işi koordine ediyorum.”
Bu sözler hayli mütevazı olsa da, aslında Türkiye’nin yenilenebilir enerji gücünü ve Dicle Elektrik ile ülkenin en zorlu coğrafyasının enerji altyapısını yöneten dijital beyni işaret ettiğinin farkındayım. Kodların, algoritmaların ve verinin birbiriyle yarıştığı bir dünyada, Sami Saraç ve ekibi sessiz bir başarıyı yürütüyor.
Peki, çocukluk hayali olan o bilgisayar ekranı, nasıl oldu da Türkiye ekonomisine 521 milyar TL gibi devasa bir katkı sağlayan ekonomik kalkana dönüştü?
Cevabını birazdan kendisinden öğreneceğim.
Yapay zeka ve abartıdan arınmış gerçekçilik
“Kurumsal firmalarda yapay zekanın başarıya ulaşma oranı hayli düşük. Çünkü henüz beklendiği olgunluğa gelmediği alanlar var.”
Sami Saraç’ın sözleri teknoloji dünyasını saran popüler rüzgâra kapılmadıklarını, ayaklarının yere basan bir yaklaşım sergilediklerini işaret ediyor.
Sonuçlarını da alıyorlar. Eksim Holding, MIT istatistiklerini tersine çeviren bir strateji izliyor. Şov amaçlı projeler yerine, doğrudan finansal yaraya merhem olacak ve yatırım getirisi yüksek işlere odaklanıyorlar.
“Yapay zekayı bir soruna çözüm üretecek yerlerde kullanmaya gayret ediyoruz.”
Sözleri stratejilerini özetler nitelikte. Beş yıllık etkisi 50 milyon doları aşan projelere öncelik veriyorlar.
“Binlerce dosyayı kaç hukukçuyla takip edebilirsiniz?”
Dicle Elektrik’ten bahsettiğini anlıyorum. Şirketin en büyük sınavı sorunlu elektrik kullanımıyla mücadele. Yükü sahada olduğu kadar adliye koridorlarına da taşıyor.
Bu noktada devreye giren yapay zeka destekli RPA robotlarının 110 farklı uygulamadan belge topladığını, yargının talep ettiği belgeleri kısa sürede hazır hale getirdiğini söylüyor. Bu yolla yılda 10 milyon dolar tasarruf sağlanıyor.
Elektrik üretiminde de yapay zeka devrede. Holdingin enerji üretim tarafındaki verimliliğe dikkat çekiyor.
“Rüzgar hızı ve yönü tahminlemeyle ilgili kısımlarda algoritmaları çok ciddi kullanıyoruz.”
Yüzde 98’e varan isabetli tahminler sayesinde santrallerin üretim planlaması daha verimli hale gelirken, şirketin kârlılığını yukarı taşıyor.

Enerjide 3K dönemi
Sami Saraç, enerjide kayıpsız, kaliteli ve kesintisizliğin önemine vurgu yapıyor.
“Yüzde 76 diye devraldık ama bizim kendi hesaplarımızda yüzde 80’lerin üzerinde olduğunu görüyorduk.”
Dicle Elektrik’in faaliyet yürüttüğü bölgedeki kaçak elektrik gerçeğine vurgu yapıyor.
Devraldıkları mirasın zorluğunu gizlemiyor. Mücadelenin boyutundan bahsediyor. Tarımsal sulamanın yoğun olduğu bölgede Sentinel uydularından alınan görüntülerle araziler analiz edilirken sorunlu kullanımlar tespit ediliyor.
“Geldiğimiz noktada yüzde 35-37 seviyelerine düşen bir kaçak kullanım var.”
Dijital denetim mekanizmasının ve kayıt altına alınmanın ekonomiye 521 milyar TL’yi aşan katkı sağladığını söylüyor.
Devamında kaliteli enerjiye dikkat çekiyor.
“Bir kullanıcıyı en fazla rahatsız eden şey, enerjinin stabil şekilde gelmemesi.”
Tespiti müşteri memnuniyetinin merkezinde olan kesintisiz elektrikle ilgili. Teknolojiyi bu sorunun çözümü olarak görüyor.
Eksim Holding, sorunu aşmak için 3K projesini hayata geçirmiş. Altyapıyı yeniledikçe ve sorunlu kullanımları azalttıkça şebeke üzerindeki yük azalıyor ve enerji kalitesi artıyor.
“Aşağı yukarı 1,3 milyon aboneyi uzaktan okuyan bir model kurduk.”
GSM hatlarının çekmediği kırsal bölgelerde dahi kendi geliştirdikleri yerli RF teknolojisi ile sayaçları okuyabildiklerini, belirtiyor.
Gelecek vizyonu, otonom arıza yönetimi
“Bir kişinin iki kilometre kontrol yapabildiği yerde bir hattın tamamını elden geçirmek yıllar alacak bir operasyon.”
Sami Saraç, insan gözüyle ve manuel yöntemlerle yapılan on binlerce kilometrelik hat denetiminin sınırlarını işaret ediyor.
2026 vizyonunda, hat kontrolleri artık otonom dronlara ve Akıllı Bakım uygulamalarına emanet edilecek. Havadan alınan yüksek çözünürlüklü görüntülerle izolatör çatlakları veya klemens gevşemeleri henüz arıza oluşmadan tespit edilecek.
“Esas katma değer insan eliyle yapılamayacak yerlerde. Belki 10 kat, 20 kat verim elde edeceğimiz yerler var.”
Teknolojiyi personelin yetkinliğini artıran ve süreci hızlandıran bir araç olarak konumlandırıyor.
“Daha abone bize uyarı vermeden aslında kesintiden haberdar oluyoruz.”
İfadesi proaktif bir işletmecilik modeline geçtiklerini, arızanın peşinden koşmak yerine onu öngördüklerini gösteriyor.
Geliştirdikleri Akıllı Saha Yönetimi uygulaması, arıza oluştuğunda hem yerini hem de türünü tahmin ederek operasyonu yönetiyor.
Oluşan arıza ile sahadaki personelin hem yetkinliğini hem de yanında bulunan ekipmanı eşleştiren bir algoritma üzerinde çalıştıklarını söylüyor.
“Bu sayede yarım saatlik kesintileri dakikalar seviyesine indireceğiz.”
Sözleri müşteri memnuniyetinin maksimize edileceği yönünde.
Sohbetimiz sona eriyor. Sami Saraç, masanın üzerindeki tabletinin ekranını kapatıyor.
Dışarda şehrin ışıkları yanmaya başlıyor.
O ise ekibiyle birlikte, Türkiye’nin en uç noktasındaki bir trafonun, bir rüzgar gülünün veya bir fırının dijital nabzını tutmaya devam ediyor.
