3.5 Milyon Dolarlık Yatırım, Hastalığı Bekleme Devrini Kapatabilir mi?

By Fortune Türkiye

Ömrümüz uzuyor ama hayatımızın son 15 yılını hastane koridorlarında geçiriyoruz. Peki ya hastalığı beklemek yerine, bedeninizin 10 yıl sonra koparacağı fırtınaları bugünden okumak mümkün olsaydı? Prof. Dr. Osman Müftüoğlu öncülüğünde başlayan check-forward çağı, yaşlanmayı bir çöküş olmaktan çıkarıp “Altın Yaka” hazinesine dönüştürmenin kapılarını aralıyor.

Medicana Zincirlikuyu Hastanesi’nin 21. katındaki o geniş, tavandan yere kadar uzanan camların önünde durduğumda, İstanbul’un bitmek bilmeyen kaosu aşağıda sessiz, minyatür bir nehir gibi akıyordu. Ahşap detayların sıcaklığı, dairesel tavan aydınlatmalarından süzülen yumuşak ışık ve modern bej koltuklar; buranın alışılmış, iyot kokulu, telaşlı bir hastane katı olmadığını ilk saniyede hissettiriyor. Burası daha çok geleceğin tasarlandığı, zamanın yeniden kurgulandığı bir vizyon üssünü andırıyor.

Polo yaka tişörtü, kolundaki iskelet kadranlı saatiyle zamanın ritmini adeta bileğinde taşıyan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, ellerini iki yana açarak tıbbın geçirdiği evrimi anlatıyor. Sesi heyecanlı ama bir o kadar da anlaşılır:

Prof.Dr. Osman Müftüoğlu, Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Genel Müdür & İcra Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Oğuzhan Cücü

“Artık tıp, hastalığı bekleyen bir yapı olmaktan çıkıyor. Sadece hastalığı bulmak değil dert, bulmak kadar gelmeden dur demek gerekir.”

Müftüoğlu’nun anlattığı yeni dünyanın merkezinde, Medicana’nın 3,5 milyon doları aşan yatırımıyla kurduğu “Longevity” (Sağlıklı Uzun Yaşam) bölümü var. Ancak bu rakam, sadece lüks bir kliniğin inşa bedeli olarak okunmamalı; aynı zamanda dünya ekonomisini derinden sarsmaya başlayan makroekonomik bir krize, yani yaşlanan nüfus problemine karşı alınmış bir önlem olarak değerlendirilmeli.

“Altın Yaka”lar ve Kayıp 15 Yıl

İstatistikler acımasız, Türkiye’de ortalama yaşam süresi 79 yıla dayanmış durumda. İşin can sıkıcı tarafı ise sağlıklı yaşam süremizin sadece 64 yıl olması. Aradaki o 15 yıllık fark; hastane kuyruklarında, yoğun bakımlarda, ilaç torbalarıyla geçen, yaşlılığın toplumsal bir yüke dönüştüğü kayıp yıllar.

Oysa yeni dünya düzeni, 65 yaş üstü tecrübeli profesyonelleri artık Altın Yaka olarak tanımlıyor. Duygusal kararlardan arınmış, zihni zehir gibi çalışan, kriz yönetiminde ustalaşmış bu 70’lik, 80’lik CEO’ların, doktorların ve uzmanların ekonomiye entegre olabilmesi, ellerinin titrememesine ve zihinlerinin berrak kalmasına bağlı.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu tam da bu noktaya parmak basıyor:

“Hedefimiz ömrü uzatmak kadar, insanların daha uzun süre enerjik, üretken, bağımsız ve sağlıklı kalabilmesini desteklemek. Yaşlılık, eğer iyi bakmazsanız toplumsal bir yüke dönüşür. Fakat süreci iyi yönetebilirseniz, toplumsal bir hazineye evrilir.”

Tıp 3.0: Check-Up Bitti, Check-Forward Başladı

Bu hazineyi korumanın yolu tıbbın kurallarını yeniden yazmaktan geçiyor. Müftüoğlu’nun tabiriyle, geçmişi gösteren dikiz aynasına bakarak ilerlenen check-up dönemi kapanıyor; geleceği gösteren ön cam konumundaki Check-Forward dönemi başlıyor.

Tıp 3.0 olarak adlandırılan bu yeni faz, reaktif (tepki veren) bir nitelikten ziyade, proaktif (ön alan) bir yapı üzerine kurulu. 21. kattaki bu merkezde, dünyada sadece birkaç merkezde bulunan yapay zeka destekli analizlerle, vücudun gelecekteki haritası çıkarılıyor. En çarpıcı olanı ise Cell-Free DNA (Hücresiz DNA) testi.

“Sadece kanınızı alarak 3 ya da 5 sene sonrasını bırakın, tam 10 sene sonraki kanser riskinizi tahmin etmek mümkün oluyor,” diyor Müftüoğlu.

Kanser hücrelerinin kana bıraktığı genetik izler, kırılmalar ve metilasyon bozuklukları yapay zeka ile sayısızca kez taranıyor. Yıllar sürecek kemoterapilerin, ameliyatların ve kaybedilen iş gücü karşısında ifade edilen yönelim oldukça rasyonel bir tercih olarak öne çıkıyor.

Medicana Longevity Bekleme Odası

Süleyman Demirel 5 Yıl Daha Yaşayabilirdi

Tüm bu yüksek teknolojiye, DNA analizlerine ve yapay zekaya rağmen insan ömrünün ve yaşam kalitesinin yaklaşık %70’ini genetikten önce yaşam tarzı belirliyor. Müftüoğlu, bunu Yaşam Masası olarak adlandırıyor: Uyku, beslenme, hareket ve huzur.

İleri yaşlarda bu masanın ayaklarını sağlam tutmak için altın bir üçlü kuralı var hocanın: “Durma, düşme, üşütme.”

Durursan kas erir, düşersen kemik kırılır ve sistem çöker, üşütürsen akciğer gider. Prof. Dr. Müftüoğlu, bu son kuralın bedelini en yakından tanıklık ettiği bir isim üzerinden, merhum 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel üzerinden anlatıyor.

Demirel 94 yaşında, beklenmedik bir zatürre komplikasyonuyla hayatını kaybetmişti. Müftüoğlu, sesinde hafif bir buruklukla, “Zatürre olmasaydı, bir beş sene daha yaşayabilirdi,” diyor. Sağlam bir zihin ve tecrübenin, basit bir üşütme ile nasıl sistem dışı kaldığının en çarpıcı örneği bu.

Medicana Longevity Tedavi Odası

Huzurun Formülü

Peki ya masanın dördüncü ayağı? Huzur. Ekonomik krizlerin, jeopolitik fırtınaların hiç dinmediği bu coğrafyada huzur nasıl bulunacak? Prof. Dr. Müftüoğlu, stresi yönetmenin ve ruhsal bağışıklığı korumanın sırrını yine Demirel’den aldığı tarihi bir dersle açıklıyor.

1994 krizinin patlak verdiği o karanlık gün. Gecelik faizler %5000’e fırlamış, Merkez Bankası başkanı istifa etmiş. Müftüoğlu Demirel’in yanına gider. Demirel gayet sakindir. Odadaki ahşap dünya haritasını çevirir, Türkiye’yi işaret eder ve o meşhur metaforu kurar:

“Bu ülke sence neye benziyor? Nazım Hikmet’in dizesindeki kısrağı falan boş ver. Bu ülke okyanustaki bir sal gibidir. Sen de o salın üstünde yaşıyorsun. Dalgalar gelir ıslanırsın ama batmazsın.”

Uzun yaşamanın sırrı, bu coğrafyada o salın üzerinde ıslanmayı kabul edip panik yapmadan yola devam edebilmektir.

Geleceğe Bakan Pencere

Konuşmanın sonuna doğru gelirken, güneş Zincirlikuyu’daki plazaların camlarına altın rengi ile yansıyor. 21. kattaki bu izole fanusun içinde, tıbbın olduğu kadar, insanın kaderinin de nasıl değişebileceğini görüyorum.

Artık hastaneler, vücudumuz pes ettiğinde sığındığımız çaresizlik duraklar olmaktan çıkıyor, hücrelerimizin mesajlarını yapay zekayla dinleyip, yıllar sonra kopacak fırtınalara bugünden kalkan ören, okyanustaki salımızı sükunetle yüzdürmemizi sağlayan birer yaşam pusulasına dönüşüyor.

Tıpta insanın kendi biyolojik zamanına hükmettiği, hastalanmadan yaşlanma sanatının icra edildiği yeni bir koridor açılıyor.

21. kattaki koridordan yavaşça yürüyerek Longevity bölümünden ayrılıyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...