Anasayfa Zeynep Aktaş Yazıları 2020’de Parayı Nerede Değerlendirmeli ?
Zeynep Aktaş Yazıları - 20 Ocak 2020

2020’de Parayı Nerede Değerlendirmeli ?

Bu yıl hisse senetleri, yatırımcısına en fazla kazandırmaya aday konumunda bulunuyor. Özel sektör tahvilleri öne çıkabilecek diğer yatırım araçları. TL varlıklaraysa ilgi artacak. Dolar kurunda yukarı ancak ivmesi düşük bir hareket gözlenecek. Sabit getirili enstrümanlar içerisinde mevduat tercih edilmeye devam edecek. Altın yatırımcısına kazandırmayı sürdürecek.

Piyasalarda TL varlıklar 2020 yılına hareketli giriyor. Hisse senetleri dolar bazında yüzde 8,8 değer kazandı. Ancak buna rağmen hisseler hâlâ iskontolu. Türkiye’nin kredi risk primi 285 seviyesinde bulunurken dolar kuru tarihi zirvesinin yüzde 17 altında. 2020 yılında ticaret savaşları öne çıkıyor. Sabit getirili enstrümanlar içerisinde yeniden özel sektör tahvilleri öne çıkmaya hazırlanıyor. TL mevduat faizleri hâlâ cazip bir seçenek sunarken hisse senetlerinde büyüme odaklı şirketler öne çıkıyor.

2020’de belirsizlik yaratacak başlıkların başında ABD’de başkanlık seçimleri geliyor. FED’in izleyeceği yol haritası, ABD’nin dış ticaret politikası, yaşanan ticaret savaşları, ana gündem maddeleri arasında bulunuyor. Öte yandan Brexit’e ilişkin gelişmeler izleniyor. Türkiye’de Merkez Bankası ve sermaye piyasası aktörleri piyasalarla daha güçlü bir iletişim içerisinde olacak. Enflasyonla mücadele ve faizlerin izleyeceği seyir yatırımcılar açısından en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.

METİN AYIŞIK
GEDİK YATIRIM GENEL MÜDÜRÜ

Gelişmiş ülke merkez bankalarının 2019 yılında gerçekleştirdiği genişleyici adımların ardından 2020 yılının önemli bir bölümünde “bekle-gör” stratejisi izlemeleri ve dolayısıyla da küresel faizlerin düşük seviyelerde kalma olasılığı yüksek görünüyor. Bu durum sermaye hareketlerinin gelişmekte olan ülkelere yönelmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Türkiye açısından da 2020 yılının toparlanma yılı olmasına dair beklentilerin ön planda olduğunu; dış ilişkilerdeki gerginliğinin kısa-orta vadede görülen en önemli risk unsuru olduğu söylenebilir. Borsa Istanbul’un orta-uzun vadede önemli bir getiri potansiyeli taşıdığını düşünmekte ve 2020 yılında endeksin ilk aşamada 125.000 ve sonrasında daha yüksek seviyelere doğru hareketlenmesini olası görüyoruz. BES’teki yatırımcıların Uzun vadeli bir bakış açısıyla hazırlanmış portföylerde hisse, dolar ve tahvil fonlarından oluşan emeklilik fonlarına yer verilebilir. 2020 yılında değerli metallerden ziyade endüstriyel emtiaların öne çıkmasını bekliyoruz.

MEHMET GERZ
ATA PORTFÖY GENEL MÜDÜRÜ

2019’da dünya para piyasaları açısından en önemli değişiklik FED’in faiz indirmesiydi. FED bir tanker gibi dünyada faiz ve para dengelerini değiştirdi. Takiben Avrupa ve Japonya’da faizlerin tekrar sıfıra yakın hatta negatifte olması, Türkiye gibi döviz borcu bulması gereken ülkelerin işine yaradı. Türkiye derinleşmekte olan ekonomik krizin kenarından döndü. Bu sayede TCMB, faizi yüzde 12’ye kadar indirebildi. Döviz kurunda ve enflasyonda da nispi bir istikrar sağlanabildi. 2020’de FED’den yeni bir faiz indirimi beklenmiyor. Kasımdaki ABD Başkanlık seçimi ABD-Çin veya ABD-Türkiye ilişkilerini belirleyecek esas unsur olarak öne çıkıyor. Dünyada faizlerin düşük ve sakin seyrettiği 2020 ilk yarısında Türkiye piyasalarında bir rahatlama bekliyoruz. Özellikle borsada başlayan yükseliş artarak devam edebilir. Bizim 2020 endeks hedefimiz 135.000. Yükselişten yararlanmanın en iyi yolu ise hisse senedi fonlarına girmek. Faiz ve dövizdeki beklentimiz ilk yarıda yatay; ikinci yarıda ise ekonomik politikada potansiyel hatalara bağlı bozulma ihtimali yok değil. Portföy önerimiz yüzde 45 hisse fon; yüzde 35 mevduat ve kısa vadeli faiz; yüzde 20 eurobond fonu ve altın.

DR. ALP KELER
TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARI BİRLİĞİ BAŞKANI

Orta vadeli programda ifade edildiği üzere 2020 yılı sonuna kadar, yurtdışı yerleşik Türk vatandaşlarına uygulanacak olan dövizli BES uygulamasını ve emeklilik yatırım fonlarının TEFAS üzerinden alınıp satılmasına imkân verilecek olmasının piyasamızın sağlıklı bir şekilde gelişmesi için önemli olanaklar sağlayacak. Uzun vadeli birikimlere imkân tanıyan farklı enstrümanların geliştirilmesiyle sermaye piyasası ülke ekonomisine katkısını arttıracak. 2019 yılında halka arzlarla şirketler 260 milyon TL finansman sağladı. 2010 yılından bu yana sağlanan kaynak 15 milyar TL’yi buluyor. Ikincil halka arz ve bedelli sermaye artırımlarını da eklediğimizde şirketlerin sermaye piyasasından sağladığı özkaynak tutarı 56 milyar TL’ye ulaşıyor. Getirilecek teşviklerle halka açılmalar arz yönünü desteklenebilecek. Son 15 yıllık dönemde yatırımcılara sunduğumuz araç çeşitliliği ciddi şekilde arttı. Kişilerin yatırım amaçları merkeze alınarak kurgulamış “Hedefli Yatırım Hesabı” gibi uygulamaların hayata geçirilmesi önemli. Dengelenme sürecinin ardından 2020 yılında ekonomimizin ve piyasalarımızın seyrinin olumlu yönde olacağına inanıyorum.

2019 YILI BEKLENTİLERİMİZ VE GERÇEKLEŞMELER

  • FED’in faiz artış beklentisinin düştüğünü ve bunun da piyasaların moral bulmasına neden olacağı ancak uzun vadede dolara olan talebin devam edeceğini belirtmiştik. Yıl içinde FED faizleri düşürdü ve ekonomik yavaşlama riskine karşı önlem maksadıyla küresel çapta birçok merkez bankası genişleyici politika adımları attı.
  • ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının gerçek etkisinin 2019’da hissedileceği ABD’nin Çin ürünlerinde tarifeleri yükseltmesinin dünya ekonomisinde büyümeyi olumsuz etkileyeceğini söylemiştik. Küresel ticaret savaşları yıl boyunca etkisini hissettirdi.
  • 2019’da büyüme yavaşlayacak, işsizlik artacak. Enflasyonda kısmı olarak düşüş yaşanacak dedik. Büyümede üç çeyrek üst üste negatif veriler yaşandı. Enflasyon yıl boyunca ekonomideki gelişmeler ve baz etkisi ile düşüşünü sürdürdü. İşsizlik arttı.
  • 2019 yılında borçları döviz, gelirleri TL olan şirketleri sıkıntılı; döviz gelirleri toplam gelirlerinin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturan şirketlerinse olumlu bir süreç beklendiğini, dile getirmiştik. 2019’da dolar enflasyon nispetinde arttı. İhracat ağırlıklı çalışan şirketler öne çıkmaya devam etti.
  • Turizm şirketleri olumlu etkileneceğini belirtmiştik. Turizm sektörü hisseleri borsada yüzde 57,9 değer kazandı.
  • Küresel ekonomilerdeki büyümenin en büyük sorun olarak ortaya çıkacağını söylemiştik. Küresel büyüme kaygıları yıl boyu etkisini hissettirdi.
  • BIST 100 Endeksi yılı yükselerek tamamlayacak dedik. BIST 100 Endeksi yılı yüzde 20 artışla tamamladı.
  • Dolar/TL kurunda düzeltme sürecinin devam edeceği ve uzun vadeli yükselen trendin desteklerinin test edilebileceğini belirtmiştik. Kurda düzeltme süreci devam etti.
  • TL faizler cazip olduğu için yatırımcının ilgi odağında olmaya devam edecek demiştik. TL varlıklar yatırımcıların ilgi alanında kaldı.
  • Ekonomik büyümede yavaşlama yaşandığını, yılın ikinci yarısından itibaren yeniden büyüme eğiliminin güçleneceğini dile getirmiştik. Ekonomide üç çeyrek üst üste gerilemenin ardından veriler büyümeye döndü.
  • AB ile ilişkilerde 31 Mart seçimlerine kadar ilerleme kaydedilmeyeceği ve yıl boyunca ilişkilerde zorlanmalar yaşanacağını ifade etmiştik. AB ile ilişkiler Barış Pınarı Harekatı ve Doğu Akdeniz’deki atakla gerildi.

2020 YILI BEKLENTİLERİMİZ

  • Mevcut küresel ekonomik görünüm, başta gelişmiş ülkelerde olmak üzere faizlerin en azından 2020 yılının önemli bir bölümünde daha düşük seviyelerde kalmayı sürdüreceğini işaret etmekte. FED’den yeni bir faiz indirimi beklenmiyor. ABD’deki başkanlık seçimleri belirleyici olacak.
  • Küresel faizler düşük seyrini sürdürecek. Türkiye’de faiz ve enflasyonda ilk yarıda yatay çift haneli düşük bir seyir görülürken ikinci yarıda yeniden tek haneli rakamlar gözlenebilecek.
  • 2018 kur şokunu kontrollü bir yeniden dengelenme ile atlatan Türkiye ekonomisinin kırılganlığı önemli ölçüde azaldı. 2020 yılı iyileşme yılı olarak öne çıkabilir.
  • OECD’nin “Kasım Ayı Geçici Dönem Ekonomik Görünüm Raporu”nda Türkiye ekonomisinin 2020’de yüzde 3’ büyüyeceğini 2021’de toparlanarak yüzde 3,2’e çıkacağı kaydedildi. 2020’de Merkez Bankasının önden yüklemeli faiz indirimlerinin etkileri görülmeye başlanacak. Büyümenin 2020 yılında yüzde 3,0 ve üzerinde gerçekleşmesi beklenebilir. TCMB’nin önden yüklemeli faiz indirimlerinin ekonomik aktiviteye gecikmeli yansıyacak olması ve bu yılki zayıf büyüme performansı kaynaklı baz etkileri 2020’de büyümeyi destekleyecek.
  • Şirketlerde baz etkisi nedeniyle güçlü kar büyümesi görülecek.
  • Dip seviyelere gerileyen yabancı paylarının yeniden artış eğilimine girmesi gözlenebilir.
  • Hisse senetleri alternatif yatırım araçlarının gerisinde kalması nedeni ile talep görecek.
  • Faizdeki düşüşle birlikte kredi büyümesi ve iç talep canlanacak.
  • Enflasyon bir süre düşük çift haneli seviyelerde dengelendikten sonra 2020’nin ikinci yarısı itibariyle tek haneli seviyelere inecek. Enflasyonun 2020 yılının ilk yarısı boyunca ağırlıklı olarak yüzde 11-13 aralığında dengeleneceğini görebiliriz.
  • Türkiye ekonomisinin dipten dönüşün başladığına yönelik algının güçlenmesiyle birlikte 2020 yılında da dış borç çevriminde bir sorunla karşılaşılmayacak.
  • 2020 yılı itibariyle makro toparlanmanın gerçekleşmesi kredi not görünümünde olumlu revizeler gerçekleşmesini sağlayabilecek.
  • İki yıllık gösterge tahvil faizi 11,97 seviyesinde bulunuyor. Bu oran yıl içerisinde 8,5’li seviyelere kadar gerileyebilir. Olası dalgalanmalarda 15,5 seviyelerinden dönecektir.
  • BIST 100 Endeksi yılı yükselerek tamamlayacak. Endeks tarihi boyunca yaşadığı yüzde 20’lik değer kayıplarının ardından güçlü bir yükseliş yaşamamışsa bu yükselişi bir yıl sonra da devam ettirdi. 2018 yılında yaşanan yüzde 20,9 oranındaki değer kaybının ardından 2019’da yüzde 21 yükseldi. 2020’de de pozitif kapanış gerçekleşecektir. Olası olumlu ve olumsuz senaryolarda yıl içerisinde 90 bin ile 135 bin aralığındaki bir marjda dalgalanma beklemeli.
  • Gram altın yatırımcıya kazandırmaya devam edecek altının onsunda 1.485 dolar seviyesinin geçilmesi ile birlikte 1.500 ve 1.700 dolar seviyeleri hedef fiyatlar olarak öne çıkacak. Ons altında güçlü destek 1.460 dolar seviyesinde. Bu seviyenin kırılması halinde aşağı yönlü riskler artacağı için yatırımcılar bu seviyeyi stop loss olarak değerlendirerek pozisyonlarını koruyabilir.
  • Dolar/TL kuru 2018 yılında test ettiği 7,23 seviyesinin ardından 2019 yılını 5,16-6,33 aralığında geçirdi. Aralık ayında 5,90’ın üzerine tırmandı. Dolar/TL kurunda 5,55-6,40 bandında bir hareket yaşanabilir. Daha çok yatay ivmesi yukarı doğru dalgalı bir hareket gözlenecektir.

İlginizi Çekebilir

TikTok ve Oracle İşbirliğine Çin’den Yeşil Işık

Bloomberg’in haberine göre TikTok’un sahibi ByteDance Ltd.’ye Oracle Cor…