19 Coğrafi İşaretli Lezzet, FoodFest Antalya Sahnesinde Kum ve Güneşten Daha Çok Kazandırabilir mi?

By Fortune Türkiye

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 800 bin kişiyi ağırlayan Antalya Gastronomi Festivali, 19 tescilli ürünle yeniden sahne alıyor. Turizm gelirlerini 365 güne yayma vizyonu büyük bir ekosisteme dönüşürken, tarladan sofraya uzanan bu finansal zincir şehre kalıcı bir değer yaratabilir mi?  

Antalya güneşinin altında sarı beyaz çizgili ahşap bir tentenin gölgesine sığınıyorum. 5. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali’nin tanıtımının yapıldığı 7 Mehmet Restaurant’ın bahçesinde, önümde saman balyalarının üzerine özenle dizilmiş Akdeniz yeşillikleri, ahşap kasalarda parlayan taze sebzeler ve hasır sepetlere bakıyorum.

Festival, şehrin gastronomi başkenti olması hedefiyle yaklaşık 4 yıl önce başlayan bir yolculuk. Gelinen aşamada da tarım ve turizmi tek bir bilançoda birleştiren büyük bir ekonominin kapılarını aralıyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, festivalin tanıtımında şehrin tarımsal vizyonuna atıf yapıyor.

“Kalkınma stratejisini güçlendirerek yerel ürünlerimize sahip çıkıyoruz,” diyor.

Rakamların ve hedeflerin ötesinde, topraktan sofraya uzanan bu ticari döngü, arka plandaki küçük üreticiyi küresel pazara entegre etmeye yetecek mi?

Toprağın ekonomisi ve hasat sezonu  

Üç gün boyunca sürecek olan festivalde hasat etkinliği ilk gün Erüst Tarım’ın ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Lansmanda konuşan Sözen Group CEO’su ve FoodFest İçerik Koordinatörü Gökmen Sözen, bu başlangıcın piyasa dinamikleri açısından önemine değiniyor.

“Gastronomi dediğimiz şey yemeğin ötesinde toprağın tam kalbinde başlar.”

Festivalin ana teması olan Akdeniz yeşillikleri ve endemik bitkiler, tarladan sofraya uzanan güçlü bir tedarik zinciri kalemi niteliğinde.

“Etkinliklerde yemeğin yanı sıra fikirler ve deneyimler paylaşılacak,” diyen Sözen festivalin ekonomik bir buluşma noktası olduğunu hatırlatıyor.

Tarımsal üretimin turizm ile buluştuğu bu nokta, bölgesel kalkınma hedeflerinin sahaya yansıyan en verimli hali olmakta. Bu kapsamında Antalya İl Kültür Turizm Müdürü Ayhan Gök, yerel esnafın turizm ekosistemine kalıcı olarak entegre edilmesini destekliyor.

Büşra Özdemir, “Bu tema gastronomiyi bir lezzet deneyiminin ötesinde coğrafya, kültür ve insan emeğiyle şekillenen bir anlatı olarak ele almaktadır,” sözleriyle “Her Sofra Bir Hikaye” temasının ekonomik boyutunu işaret etmekte. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak ile ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk de tarımsal verimliliğin turizm gelirlerine dönüşme hızı ile yakından ilgileniyor.

Markalaşan dondurma ve esnafın rolü  

Tescilli lezzetlerin uluslararası arenaya çıkışı, yerel esnafın mali bilançolarında doğrudan ve istikrarlı bir büyüme yaratmakta.

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, gastronominin mevsimsel sınırları aşan ticari bir gücü olduğunu hatırlatıyor.

 “Gastronomi sanatını yılın 365 günü yapabiliyoruz, bunu 4 mevsim Antalya, 12 ay Antalya şeklinde geliştirebilirsek bu çok önemli,” sözleriyle sürdürülebilir bir gelirin formülüne işaret ediyor.

Antalya Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Adlıhan Dere esnafın stant açarak sağladığı ekonomik katkıyı, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ise markalaşma sürecinin yoğun emek gerektirdiğini savunuyor.

Yusuf Hacısüleyman, “Şehirler artık gastronomiyle de öne çıkıyor,” derken turizm portföyünün çeşitlendiğini belirtiyor. Esnafın bu dönüşümden aldığı pay, şehrin genel ekonomik gücünü doğrudan etkilemekte.  

Geleneksel zorunlulukların zamanla markalaşan katma değerli ürünlere dönüşmesi, Antalya’nın 19 tescilli coğrafi işaretli ürününde somutlaşmış.

Antalya’nın meşhur yanık dondurması ise keçi sütünün dayanıklılığını artırmak için uygulanan ısıtma tekniğinin bugün nasıl bir premium tüketim maddesine dönüştüğünü gösteriyor.

Büşra Özdemir, “Her tabak ardında bir geçmişi ve kimliği taşımaktadır,” diyerek ürünlerin kültürel değerinin fiyata yansıdığını ifade ediyor.

Antalya Gastronomi Yatırımcıları ve İşletmeleri Derneği Başkanı Mehmet Zeki Özen ise festivallerin işletmeciler için yeni pazarlar anlamına geldiğine işaret ediyor.  

Vizyoner şefler ve botanik miras  

Şeflerin mutfak laboratuvarlarında geliştirdiği reçeteler, aslında tarımsal Ar-Ge’nin tüketiciyle buluşan son halkasını temsil etmekte.

Gökmen Sözen, “FoodFest Antalya’yı bir etkinlik olarak görmenin ötesinde, fikirlerin paylaşıldığı bir alan olarak değerlendiriyoruz,” diyor.

Sektörel bilginin kurumsallaşmasına dikkat çekiyor.

Festival kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen botanik miras sergisi ve beraberindeki hasat etkinliği, ekolojik zenginliğin ticari bir envanter olarak öne çıkmasını sağlamakta.

“Toprağın bu coğrafyadaki yalın anlatımı bizim için en büyük değerdir,” cümlesiyle Gökmen Sözen sürdürülebilirliğin ekonomik önemine vurgu yapıyor.

Üreticiden temin edilen malzemelerin doğru hikayelendirilmesi, ürünün raf değerini doğrudan etkileyen bir pazarlama unsuru.

Şef Refika Birgül, festival tanıtımında gerçekleştirdiği özel sunumunda Antalya’nın Akdeniz’e özgü otlarını kullanarak yerel mutfağın hikayesini pazarlanabilir bir formata taşıyor.

 Büşra Özdemir, “Antalya’mızın coğrafi işaretli ürünleri, şehrin kimliğini uluslararası ölçekte görünür kılan en önemli değerler arasındadır, ” sözleriyle markalaşma yolculuğunu destekliyor.

Görülen o ki tarladan çıkan bir sebze, doğru şefin elinde yüksek bütçeli restoranların imza yemeğine dönüşerek değerini katlayabiliyor.

Sarı beyaz tentenin altındaki kasalara doğru yürüyorum.

Yeni hasat taze sebzelerin canlılığına bakıyorum.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...