1694’ün Sürgün Rotası Limni Express ile Turizm Köprüsüne Dönüşebilir mi?

By Fortune Türkiye

İki yıllık bürokratik hazırlıkların ardından başlayan seferler, 350 yolcu kapasiteli Imbros gemisiyle Limni ile Çanakkale arasındaki ulaşımı 2,5 saate indiriyor. Peki, geçmişin mecburi sürgün rotası bugünün turizm köprüsüne dönüşebilir mi?

Limni Express’in organizatörlüğünde başlatılan yeni deniz yolu hattının lansman seferi için Çanakkale’deyim.

Güneşli bir haziran sabahında, valiz tıkırtıları arasında Kepez Limanı’ndan 350 yolcu kapasiteli IMBROS gemisine doğru yürüyorum. Kaptan köşkünde pür dikkat ekranları izleyen mürettebatı geride bırakıp rüzgarlı güverteye çıktığımda, denizin kokusunu içime çekiyorum.

Bir grup basından meslektaşımla birlikte, Çanakkale’den Limni Adası’na uzanan ilk yolculuğun ekonomik dönüşümünü yerinde gözlemek üzere buradayım.

Çanakkale’den Limni’ye uzanan yeni deniz yolu hattının ilk seferinde, Kuzey Ege’nin sakin adasına doğru yola çıktık.

Bizi karşılayan Limni Express Operatörü ve Hello Turizm Kurucu Ortağı Emin Çakmak’ın gözlerindeki mutluluk dikkatimi çekiyor.  Bir turizmci olduğu kadar, Niyâzî-i Mısrî’nin 1694 yılında Limni’de son bulan sürgün hikayesinin izini süren ve bu hattın açılmasında ciddi emeği olan kişi olarak yolculuğumuza eşlik ediyor.

“Dermân arardım derdime, derdim bana dermân imiş,” dizelerini bu coğrafyada seslendiren Mısrî, şimdi de iki yaka arasındaki sessizliğe köprü oluyor.

Peki yüzyıllardır süregelen bu manevi bağ, bugün 350 yolculu bir geminin rotasında, ekonomik bir canlanmaya dönüşebilir mi?

Niyâzî-i Mısrî’nin 1694 yılında son sürgün yeri olan Limni’de bıraktığı izlerin peşine düştük.

Tasavvuftan Turizme Uzanan Köprü

Emin Çakmak’ın bu projeye olan tutkusu, klasik bir turizm girişiminden ziyade, manevi bir keşif sürecine dayanıyor.

“Bu hattın açılmasının başlangıç hikayesi aslında mutasavvıf Niyâzî-i Mısrî’dir” diyor.

1618’de Malatya’da doğan düşünürün Limni’ye sürgün sürecini, adadaki yaşamını ve vasiyetini inceleyerek rotayı çizmiş.

Limni’ye ulaşabilmenin zorluğunu bizzat yaşamış. İstanbul’dan Atina’ya gidişini, oradan Limni’ye varışını anlatan Çakmak, adada düşünürün izini arama serüvenini tüm samimiyetiyle paylaşıyor.

Mısrî’nin derdini derman eyleyen o dizeleri, şimdi Çanakkale ve Limni arasındaki ulaşım sorununa bulunan çözümü sembolize ediyor. Yüzyılların ötesinden adeta bu projenin ruhunu özetleyen pusula görevi görmüş.

Emin Çakmak, turizmci kimliğiyle bu manevi mirası iki yaka için de ekonomik bir etkileşime dönüştürebilecek çaba içerisine girmiş.

“Diğer adalarla daha güçlü bir bağ varken maalesef Limni ile zayıf kalmış” diyor, kopukluğun altını çiziyor.

Oluşturdukları bu hat ile sadece turistik bir rota sunmadıklarını, aynı zamanda iki toplum arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade ediyor. Emin Çakmak’ın sözleri, Limni’de ıssız kalmış kültürel mirasın, turizm aracılığıyla nasıl yeniden canlandırılabileceğine dair umut verici işaretler barındırıyor.

Yolculuk boyunca Limni Valisi Apostolos Koutsogiannis, Belediye Başkan Yardımcısı Dimitris Boulotis, Hello Turizm Kurucu Ortağı Emin Çakmak, Port of Çanakkale Genel Müdürü Serkan Yardımcı ve ÇTSO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çelik ile sohbet etme fırsatı buldum.

Kayıp Yılların Telafisi

Tarihi bağların ötesinde, bu hattın operasyonel başarısı, iki yıllık yoğun bir emeğin ve stratejik bir planlamanın ürünü olmuş.

Port of Çanakkale Genel Müdürü Serkan Yardımcı, projenin başından itibaren altyapı çalışmalarının merkezinde olduklarını vurguluyor.

“Hattın izni olmadığı gibi yolcu sayısı verisi de yoktu, buna rağmen projeye inandık ve desteğimizi verdik” derken, belirsizliklerle başlayan süreci güvenli bir liman operasyonuna nasıl dönüştürdüklerini anlatıyor.

Çalışmanın şüphesiz gizli aktörleri arasında Liman Hizmetleri Direktörü Evren Beceren ve Operasyon Müdür Yardımcısı Muhammed Yıldırım’ın geri plandaki titiz çalışmaları yer alıyor.

Modern gümrük ve pasaport altyapısını, kruvaziyer işletmeciliğinden gelen tecrübeyle birleştiren ekip, sürdürülebilir bir model oluşturmuş. Serkan Yardımcı ileriye dönük projelerine değiniyor.

“Yolcu operasyonları haricinde araçla taşıma yoluna da gidebileceğimiz bir hedefimiz var.”

Sözleri bir deniz otobüsü seferinden de öte iki tarafın ekonomik potansiyelini büyütecek bir ticaret rotasının kurgulanmak istendiğini anlıyorum. İleriye dönük Çanakkale’nin turizmine olduğu kadar ticaretini de güçlendirecek bir çarpan etkisi yaratacak.

Limni’ye ayak bastığımızda bizi geleneksel danslar, yerel yöneticiler ve adanın sıcak misafirperverliği karşıladı.

Ortak Mirasın Ekonomisi

Limni sokaklarında dolaşıyorum. Osmanlı döneminden kalan zarif çeşmeler ve tarihi taş evler, geçmişin izlerini bugünün ekonomisiyle ustaca harmanlamış.

Limni Belediye Başkanı Eleonora Georga, Vali Apostolos Koutsogiannis ve Belediye Başkan Yardımcısı Dimitrios Boulotis’in yer aldığı karşılamada, sınırların sadece haritada kaldığına şahit oluyorum.

Kontias’ın yel değirmenleri ve sahil köylerinin mütevazı dokusu, burada zamanın yavaş aktığını söylüyor.

Silver Travel Genel Müdürü Stefanos Xatzimanolis, kıyının öte yakasındaki organizasyonu üstlenmiş.

Rüzgârın, denizin ve tarihin şekillendirdiği Limni, sakinliğiyle öne çıkıyor.

“Turizm pazarında yeni bir teklif, umarım ziyaretçilerimize güzel bir yaz keyfi sunabiliriz,” derken adanın otantik yapısını öne çıkarıyor.

“Niyazi Efendi’nin türbesi var, önemli hocalarımızdan,” diyerek ortak kültürel mirasa işaret ediyor.

Deniz ürünleriyle öne çıkan Limni’de, benim gibi vejetaryenler için de seçenekler oldukça zengin. Ege salatasından yoğurtlu mezelere, yerel peynirlerden tatlılara kadar aynı sofrada herkes kendine uygun bir lezzet bulabiliyor.

Kurulan yeni hatla 2,5 saate inen mesafesiyle 18 bin nüfuslu Limni’nin, Çanakkale ile olan ilişkisini güçlendireceğine dikkat çekiyor.

Akşam üzeri güneş Limni’nin tarihi saat kulesinin ardında yavaşça kayboluyor.

Yerini sokaklarda yankılanan sirtaki ezgileri alıyor.



BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...