Leon Aslan Coşkun – Fortune Turkey https://www.fortuneturkey.com Sun, 12 Jul 2020 12:11:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.5.1 Serbest Döviz Fonlarına Yüzde 15 Vergi Tevkifatı Getirildi https://www.fortuneturkey.com/serbest-doviz-fonlarina-yuzde-15-vergi-tevkifati-getirildi Sun, 12 Jul 2020 12:11:58 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421675583 3 Haziran tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile Serbest Döviz Fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları üzerinden yüzde 15 Vergi Tevkifatı uygulanacaktır. Daha önce bu oran yüzde idi. Söz konusu tevkifatın uygulamasına yönelik bir takım tereddütlerin giderilmesine yönelik Bakanlıkça açıklama yapılmasına ihtiyaç vardır. DEĞERLI FORTUNE OKUYUCULARIM bu yazımda serbest döviz fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarına yönelik yeni vergi …

The post Serbest Döviz Fonlarına Yüzde 15 Vergi Tevkifatı Getirildi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
3 Haziran tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile Serbest Döviz Fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları üzerinden yüzde 15 Vergi Tevkifatı uygulanacaktır. Daha önce bu oran yüzde idi. Söz konusu tevkifatın uygulamasına yönelik bir takım tereddütlerin giderilmesine yönelik Bakanlıkça açıklama yapılmasına ihtiyaç vardır.

DEĞERLI FORTUNE OKUYUCULARIM bu yazımda serbest döviz fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarına yönelik yeni vergi düzenlemesi hakkındaki
değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak
istiyorum.Mali piyasalarda tasarruf
sahiplerinin yatırım yapacakları birçok farklı
yatırım aracı bulunmaktadır. Bunlardan biri
de döviz bazında yatırım yapılarak döviz
getirisi elde edilen ve bu yolla yatırımcısının
döviz varlığını korumayı amaçlayan serbest
döviz fonlarıdır. Haziran 2020 itibarı ile
serbest döviz fonlarına yatırım yapanların
sayısı 9.283, yapılan toplam yatırım tutarı
ise 2.844 milyon ABD doları. Bilindiği gibi
fonlar, ana faaliyet konusu yatırım fonlarının
kurulması ve yönetimi olan portföy yönetim
şirketleri tarafından kurulurlar. Kurucu,
fonun riskinin dağıtılması ve inançlı mülkiyet
esaslarına göre pay sahiplerinin haklarını
koruyacak şekilde yönetim, temsil ve
saklanmasından sorumludur. Her bir yatırımcı
fonun sahip olduğu portföyün bir oranını
temsil eden katılma payınısatın alarak fon
portföyüne ortak olur. Fonun gelirleri, sahip
olduğu menkul kıymetlerden elde edilen kar
payı ve/veya faiz gelirleri ile menkul kıymet
satış kazançlarından oluşmaktadır. Yatırımcılar
katılma paylarını sattıklarında, ya da paylar
itfa olduğunda yatırım fonlarının portföyünde
o ana kadar gerçekleşen değer artışlarından ve
diğer gelirlerden paylarını alırlar.
Serbest döviz fonlarında, portföyün en
az %80’i Hazine ve Maliye Bakanlığı ile
Türk şirketlerinin yurtiçi veya yurtdışında
döviz cinsinden ihraç ettiği eurobondlardan

oluşmaktadır. Kalan azami %20’lik kısım
ise diğer yatırım araçlarına yatırılmaktadır.
Bugüne kadar katılma payları döviz cinsinden
ihraç edilen serbest döviz fonlarının portföy
işletmeciliğinden doğan kazançları üzerinden
%0 oranında vergi tevkifatı yapılmakta idi.
Katılımcılar tarafından katılım paylarının
elden çıkarılması halinde elde edilen kazançlar
üzerinden ise ayrıca %10 stopaj yapılmakta
idi. 2604 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile %0
olarak uygulanan söz konusu tevkifat oranı
3 Haziran itibarıyla %15’e yükseltilmiştir.
Tevkifat matrahının döviz üzerinden mi yoksa
TL üzerinden mi hesaplanacağı net değildir.
Hesaplamanın TL üzerinden yapılması
halinde tevkifat matrahına kur farkları da
dahil olacak demektir. Ayrıca fon kazançları
hesap dönemi sonu yani 31.12 itibarı ile tespit
edilmektedir. Ancak söz konusu artış kararı
3 Haziran’dan itibaren uygulanacağı için,
tevkifatın 01.01.2020-03.06.2020 döneminde
%0, 03.06.2020-31.12.2020 döneminde %15
olarak mı yoksa 2020 yılına ait tüm kazançlar
üzerinden %15 olarak mı uygulanacağı da açık
değildir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın
yayınlayacağı bir tebliğ ile konunun
netleştirilmesi gerekmektedir. Söz konusu
vergilerin fon için bir maliyet unsuru olması
ve bu maliyetin de katılımcılara yansıtılması
nedeniyle katılımcıların kazançlarında
ne kadar azalma olacağı Bakanlığın bu
görüşüne göre belirlenecektir. Düşük riskli
ve güvence sağlayan bir yatırım aracı olarak
kullanılan serbest döviz fonlarının cazibesini
yitirebileceğini düşünüyorum.

The post Serbest Döviz Fonlarına Yüzde 15 Vergi Tevkifatı Getirildi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
E-Muhasebe Fişi Uygulaması https://www.fortuneturkey.com/e-muhasebe-fisi-uygulamasi Fri, 12 Jun 2020 11:12:44 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421675271 Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından “Elektronik Ortamda Oluşturulan Muhasebe Fişleri Kılavuzu” yayımlanmıştır. Söz konusu kılavuzda, muhasebe fişlerinde asgari olarak bulunması gereken bilgiler belirlenmiştir. Değerli Fortune okuyucularım, dünyayı ve ülkemizi derinden etkileyen koronavirüs salgınından iyi haberler gelmeye başladı. Ancak yine de tedbiri elden bırakmayalım. Dikkatli olalım lütfen. Son on yıldır uygulanan dijital çözümlerin devamı olarak önümüzdeki aylarda, …

The post E-Muhasebe Fişi Uygulaması first appeared on Fortune Turkey.

]]>

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından “Elektronik Ortamda Oluşturulan Muhasebe Fişleri Kılavuzu” yayımlanmıştır. Söz konusu kılavuzda, muhasebe fişlerinde asgari olarak bulunması gereken bilgiler belirlenmiştir.

Değerli Fortune okuyucularım, dünyayı ve ülkemizi derinden etkileyen koronavirüs salgınından iyi haberler gelmeye başladı. Ancak yine de tedbiri elden bırakmayalım. Dikkatli olalım lütfen.

Son on yıldır uygulanan dijital çözümlerin devamı olarak önümüzdeki aylarda, e-irsaliye, e- müstahsil makbuzu, e-serbest meslek makbuzu ve e-bilet gibi uygulamalar da hayatımıza girecek. Esasen uygulanan dijital çözümlerin hayatımızın her alanında kullanılıyor olması, işyerinde yaptığımız birçok işin salgın sürecinde evden de yapılabileceğini bize gösterdi. E-deftere geçiş sürecinde, yevmiye kayıtlarının baz alındığı muhasebe fişlerinde böyle bir dönüşüm bugüne kadar yapılmamıştı. Gelir İdaresi tarafından yayımlanan kılavuzla, muhasebe fişlerinin de elektronik ortamda düzenlenmesi mümkün hale getirilerek e-defter ile bağlantılı işlemlerin tamamının elektronik ortama taşınması sağlanmış oldu. Yeni düzenleme ile muhasebe fişleri elektronik olarak düzenlenebilecektir. Her ne kadar e-muhasebe fişi uygulaması bugün için e-defter kullanıcılarının tercihine bırakılmış olsa da bu uygulamanın yakın gelecekte zorunlu hale getirileceği anlaşılıyor. E-defter uygulamasının başlaması ile mükelleflerin büyük kısmı, muhasebe fişi düzenlemenin artık gereksiz olduğu düşüncesi ile, muhasebe fişi düzenlemeyi bırakmışlardır. Oysa Vergi Usul Kanunu uyarınca, gerçekleştirilen alım, satım ve diğer tüm işlemlerin en geç on gün içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi gerekirken, söz konusu işlemler muhasebe fişleri vasıtası ile yasal defterlere kaydediliyorsa, bu fişlerde yer alan kayıtların kırk beş gün içerisinde yevmiye ve kebir defterlerine aktarılması mümkün olmaktadır. Ancak yapılan düzenleme mükelleflere kolaylık yerine bazı zorluklar da getiriyor. Örneğin, her bir e-muhasebe fişine, fişin oluşturulduğu an yevmiye madde numarasının yazılma zorunluluğunun getirilmiş olması bu duruma örnek olarak verebilir. Bu uygulama ile muhasebe fişinin düzenlendiği an bir anlamda yevmiye maddesi de düzenlenmiş olacaktır. Bu da Vergi Usul Kanunundaki kırk beş günlük fiş aktarım süresinin zımnen ortadan kalkması demektir. Bilindiği üzere e-defter uygulamasında e-defterlerin oluşturulması ve beratlarının Gelir İdaresi Başkanlığı’na yüklenmesi, ilgili dönemi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar yapılabilmekte ve bu üç aylık süre mükelleflere yevmiye maddelerinin oluşturulmasında önemli bir zaman sağlamaktadır.

E-muhasebe fişi uygulaması ile bu serbestlik tamamen ortadan kalkmaktadır. Dahası bundan sonra muhasebe fişlerinde yapılacak her türlü düzeltme için artık e-muhasebe fişi düzenlenmesi gerekecektir. Eskiden olduğu gibi muhasebe fişlerinin bilgisayar programından silinmesi veya değiştirilmesi mümkün görünmemektedir.

Yapılan bu düzenleme ile, mükelleflerin kullandıkları muhasebe programına bakmaksızın, tıpkı bazı ERP programlarında olduğu gibi, düzeltme ve iptal kayıtlarının da değiştirilmeden e-muhasebe fişleri ile yasal defterlere aktarılmasının amaçlandığı anlaşılıyor. Öte yandan, kanaatimce söz konusu uygulama muhasebe işlemlerini daha karmaşık hale getirerek muhasebe çalışanlarına gereksiz bir iş yükü getirecektir. Bu nedenle e-muhasebe fişlerinde taşınması istenen asgari bilgiler konusunun tekrar gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

The post E-Muhasebe Fişi Uygulaması first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Değerli Konut Vergisinde Son Durum https://www.fortuneturkey.com/degerli-konut-vergisinde-son-durum Tue, 31 Mar 2020 08:56:12 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673490 İlk kanunlaştığı şekli ile uygulanması zor olan Değerli Konut Vergisi 7221 Sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerle çok daha anlaşılır bir hale getirilmiş ve bir çok konu açıklığa kavuşmuştur. DEĞERLI FORTUNE OKUYUCULARIM, bu yazımda kamuoyunda tartışma yaratan Değerli Konut Vergisi düzenlemesinin son durumu hakkındaki değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. İlk yapılan düzenleme çerçevesinde taşınmaz değerlerinin gerçek değerinin çok …

The post Değerli Konut Vergisinde Son Durum first appeared on Fortune Turkey.

]]>
İlk kanunlaştığı şekli ile uygulanması zor olan Değerli Konut Vergisi 7221 Sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerle çok daha anlaşılır bir hale getirilmiş ve bir çok konu açıklığa kavuşmuştur.

DEĞERLI FORTUNE OKUYUCULARIM, bu yazımda kamuoyunda tartışma yaratan Değerli Konut Vergisi düzenlemesinin son durumu hakkındaki değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. İlk yapılan düzenleme çerçevesinde taşınmaz değerlerinin gerçek değerinin çok üzerinde değerlenmiş olması ve düzenlemenin hukuki dayanaklarının yeterince sağlam olmaması, Değerli Konut Vergisi ile ilgili tartışma ve itirazların fitilini ateşlemiş, birçok mükellef itirazda bulunarak dava açma yoluna gitmiştir. Ancak dava sürecinde de, ilgili düzenlemenin hukuk sistemimiz ile çelişen hususlar içermesi sebebiyle kaotik bir ortam oluşmuştur. Nihayetinde 7221 Sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla Değerli Konut Vergisinde değişiklikler yapılarak kanun bir nevi uygulanabilir hale getirilmiştir.

Yeni düzenlemede taşınmazın değerinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce belirlenmesi yerine Emlak Vergisi değeri baz alınmıştır. Ayrıca vergi değeri beş milyon TL altındaki mesken nitelikli konutlar verginin kapsamı dışında tutulmuştur.

Yine Türkiye sınırları içinde değeri ne olursa olsun mesken nitelikli tek taşınmazı olanlar ile birden fazla mesken nitelikli taşınmazı bulunanların, verginin konusuna giren en düşük değerli mesken nitelikli taşınmazları Değerli Konut Vergisinden muaf tutulmuştur (intifa hakkına sahip olunması hali dahil). Ayrıca daha önce Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce belirlenen değerlerin uygulanmayacağı, dolayısıyla

2020 yılı için herhangi bir beyanname verilmeyeceği konusunda da düzenleme yapılmıştır.
Öte yandan, paylı mülkiyette ve elbirliği mülkiyette, matrahın hesabında mesken nitelikli taşınmazın toplam değerinin esas alınması uygulanmasına yeni düzenlemede de devam edilmiştir. Ancak paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyet ile tek bir taşınmaza paylı sahip olunması halinde tek taşınmaz muafiyeti burada da geçerli olacaktır.

Değerli Konut Vergisinin mükellefi mesken nitelikli taşınmazların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa mesken nitelikli taşınmaza malik gibi tasarruf edenler olacaktır. Verginin oranı ise belirlenen bir tarifeye göre ödenecektir. Buna göre mesken nitelikli taşınmazlardan vergi değeri 5.000.001 TL ile 7.500.000 TL arasında olanlar (bu tutar dahil) binde 3, vergi değeri 7.500.001 TL ile 10.000.000 TL arasında olanlar ilk 2.500.000 TL için binde 3, aşan kısmı için binde 6, vergi değeri 10.000.001 TL’dan fazla olanlar ilk 2.500.000 TL için binde 3, ikinci 2.500.000 TL için binde 6, aşan kısım için ise binde 10 oranlarında vergi ödeyecektir. Mükellefiyet ise taşınmazın Emlak Vergisine esas değerinin 5.000.000 TL’nı aştığı tarihi takip eden yıldan itibaren başlayacak olup, ilk beyanname 2021 yılının Şubat ayında verilecek ve aynı yıl Şubat ve Ağustos aylarının sonuna kadar iki eşit taksitte ödenecektir.

Yeni düzenleme, hem idare, hem mükellef, hem de yargıda yaşanacak kargaşayı ortadan kaldırmış ve kanun uygulanabilir hale gelmiştir.

The post Değerli Konut Vergisinde Son Durum first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Değerli Konut Vergisi https://www.fortuneturkey.com/degerli-konut-vergisi Mon, 24 Feb 2020 07:47:36 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421672176 Herhangi bir hak kaybına uğramamak için, tebliğ edilen konut değerinin gerçek değere uygun olmaması durumunda zamanında itiraz etmek ve ayrıca hem değere hem de vergiye yönelik idari yargı ile vergi yargısı nezdinde dava açmak gerekmektedir Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda kamuoyunda tartışma yaratan Değerli Konut Vergisi düzenlemesi hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Emlak Vergisi Kanunu’nda …

The post Değerli Konut Vergisi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Herhangi bir hak kaybına uğramamak için, tebliğ edilen konut değerinin gerçek değere uygun olmaması durumunda zamanında itiraz etmek ve ayrıca hem değere hem de vergiye yönelik idari yargı ile vergi yargısı nezdinde dava açmak gerekmektedir

Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda kamuoyunda tartışma yaratan Değerli Konut Vergisi düzenlemesi hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Emlak Vergisi Kanunu’nda yapılan bir düzenleme ile Değerli Konut Vergisi adı altında yeni bir vergi hayatımıza girmiş bulunmaktadır. Düzenleme ile Emlak Vergisine esas bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce belirlenmiş değeri 5.000.000 TL ve bu tutarı aşan mesken nitelikli taşınmazlar “Değerli Konut Vergisi”ne tabi kılınmıştır. Dolayısıyla mesken niteliği dışındaki taşınmazlar verginin konusu dışındadır. Buna göre söz konusu değer 5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasında ise binde 3, 7.500.001 ile 10.000.000 TL arasında ise binde 6, 10.000.0001 TL’nın üzerinde ise yüzde 1 oranında olmak üzere Değerli Konut Vergisi, Şubat ayının 20. günü sonuna kadar taşınmazın bulunduğu yerdeki yetkili vergi dairesine beyan edilecek, hesaplanan vergi ise Şubat ve Ağustos aylarında iki eşit taksitte ödenecektir. Değerli Konut Vergisi bir kereye mahsus ödenecek bir vergi olmayıp, konutun fiziki varlığı süresince her yıl ödenecektir. Düzenlemenin genel olarak Anayasa’nın eşitlik, genellik, ödeme gücü ve mülkiyet hakkı ilkelerine aykırı hususlar içerdiğini söylemek abartılı bir yorum olmayacaktır. Örneğin aynı konut üzerinden hem Emlak Vergisi hem de Değerli Konut Vergisinin alınarak mükerrer vergilemenin yapılması; değeri beş milyon liranın altında birden fazla konutu olan ancak konut değerleri toplamı beş milyon lirayı aşanların verginin kapsamı dışında tutulması; beş milyon lira değerindeki bir konutun yüzde ellisine sahip olan bir kişinin iki milyon beş yüz bin lira üzerinden değil tam değer üzerinden vergi ödüyor olması; yine beş milyon lira ve üzeri aynı değerdeki işyerlerinin verginin kapsamı dışında tutulması gibi. Ayrıca konutun fiziki varlığı süresince söz konusu verginin alınıyor olması, Değerli Konut Vergisini bir nevi varlık vergisine dönüştürmektedir. Konut fiyatlarında önemli düşüşler olduğu dönemlerde negatif yeniden değerlemenin olmaması, binde 3, binde 6 ve yüzde 1 olan vergi oranlarının gerçek değere göre daha yüksek oranlara tekabül etmesi sonucunu doğuracaktır. Düzenlemenin yürürlüğe girmesinin hemen ardından konutların değerine ilişkin tebligatlar taşınmaz maliklerine tebliğ edilmeye başlanmıştır. Ancak bu süreçte aynı konut için birden fazla tebligatın yapıldığı; bazı konutların sahiplerine değil de içinde oturan kiracılar adına tebligat yapıldığı gibi anlaşılması güç durumlar da yaşanmıştır. Konut değeri ile ilgili olarak gelen tebligatlara mutlaka itiraz edilmesi ve itiraz sonucunun menfi olması halinde bu durumun dava konusu yapılması gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca düzenlemenin herhangi bir nedenle Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi halinde, Şubat ayında verilecek beyannameyi ihtirazi kayıtla verenlerin daha önce ödedikleri vergileri iade almaları mümkün olabilecektir. Kamuoyunda tartışma yaratan düzenlemenin bir yıl erteleneceği açıklanmış olmakla birlikte, bugüne kadar harekete geçilmemesi, konunun dava yolu ile çözülmesi yönünde tedbir alınmasını gerektirmektedir.

The post Değerli Konut Vergisi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
7194 Sayılı Kanunla Bir Çok Yeni Vergi Hayatımıza Girdi https://www.fortuneturkey.com/7194-sayili-kanunla-bir-cok-yeni-vergi-hayatimiza-girdi Thu, 02 Jan 2020 13:38:04 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421669945 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun birçok yeni vergiyi hayata geçirdi. Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda 7194 Sayılı Kanunla getirilen yeni düzenlemeler hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bütçe gelirlerinin artırılmasına yönelik olarak yeni Kanun ile 3 yeni vergi ihdas edilmektedir. Bunlar, Dijital Hizmet …

The post 7194 Sayılı Kanunla Bir Çok Yeni Vergi Hayatımıza Girdi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun birçok yeni vergiyi hayata geçirdi.

Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda 7194 Sayılı Kanunla getirilen yeni düzenlemeler hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bütçe gelirlerinin artırılmasına yönelik olarak yeni Kanun ile 3 yeni vergi ihdas edilmektedir. Bunlar, Dijital Hizmet Vergisi, Konaklama Vergisi ve Değerli Konut Vergisidir. Dijital Hizmet Vergisi ile internet şirketlerinin dijital reklam gelirleri vergilendirilmektedir. Konaklama Vergisi ise otel ve benzeri yerlerde yapılan konaklamalar dolayısıyla verilen hizmetler üzerinden hizmeti veren tarafından ödenecek bir vergidir. Yeni ihdas edilen bu iki verginin hizmet maliyetlerini arttırması nedeniyle dolaylı olarak tüketicilere yansıması kaçınılmazdır. Değerli Konut Vergisi ise değeri beş milyon Türk Lirasının üzerinde olan konutlar üzerinden ödenecek olan bir vergidir. Değerli konut vergisi ödeyenler ayrıca Emlak Vergisi ödemeye devam edeceklerdir. Yine 2019 yılından itibaren toplamda 500.000 TL’nın üzerinde temettü, kira geliri, menkul kıymet iradı ve değer artış kazancı elde edenler, 500.000 TL’nı aşan gelirleri üzerinden %35 yerine %40 oranında gelir vergisi ödeyecekler, 2020 yılından itibaren de birden fazla işverenden 500.000 TL’nın üzerinde brüt ücret geliri elde edenler, bu tutarın üzerindeki ücret gelirleri için %35 yerine %40 oranında gelir vergisi ödeyeceklerdir. Ayrıca tutarı ne olursa olsun tek işverenden alınan ve beyan zorunluluğu olmayan ücretlerin 2020 yılından itibaren brüt tutarı 500.000 TL’nı aşması halinde yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekecektir. Diğer önemli bir düzenleme ise, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobil giderlerine ilişkin getirilen gider kısıtlamalarıdır. Buna göre 1.1.2020 tarihinden itibaren binek otomobili kiralamalarında artık her bir binek otomobili için ödenecek kira bedelinin aylık 5.500 TL’nı aşan kısmı gider olarak dikkate alınamayacaktır. Satın alımlarda ise binek otomobil için ödenen ÖTV ve KDV toplamının en fazla 115.000 TL’lık kısmı gider olarak dikkate alınabilecektir. Yine satın alınan otomobillerin iktisap bedelinin ÖTV ve KDV hariç ancak 135.000 TL’lık kısmı üzerinden veya ÖTV ve KDV’nin gider yazılmayarak binek otonun maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde ise en fazla 250.000 TL’lık tutarı üzerinden amortisman ayırılması mümkün olacaktır. Gerek kiralık gerekse satın alınan binek otomobillerin benzin, bakım, onarım, yedek parça, otopark vs gibi giderlerinin ise %30’luk kısmı gider olarak dikkate alınamayacaktır. Binek otomobiller ile ilgili kanun maddelerinin 2020 yılı kazançlarına uygulanmak üzere 7.12.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, 7.12.2019 tarihinden önce satın alınan binek otomobiller için 2020 yılında amortisman uygulamasının nasıl olacağı açık değildir. Ayrıca otomobillerin indirimi kabul edilmeyen giderlerine isabet eden KDV’nin de indirimi mümkün olmayacaktır. Her bir belge üzerinde %30’luk kısmını ayırmak, ayrıca indirilebilecek KDV ile indirilemeyecek KDV ayırımını hesaplamak ve kayıtlarını buna göre düzenlemek de yine muhasebecilere düşmektedir.

The post 7194 Sayılı Kanunla Bir Çok Yeni Vergi Hayatımıza Girdi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Yabancılara Satılan Gayrimenkullerde KDV İstisnası https://www.fortuneturkey.com/yabancilara-satilan-gayrimenkullerde-kdv-istisnasi Fri, 27 Dec 2019 12:17:01 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421669795 KDV Kanunu 13.cü maddesi (i) bendi gereğince Türkiye’de yerleşik olmayan yabancı uyruklu kişi ve kurumlara ilk teslim olarak yapılan gayrimenkul satışları KDV’den istisna edilmiştir. Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türkiye’de taşınmaz alımlarına ilişkin KDV Kanunu’nda yer alan istisna düzenlemesi hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bilindiği üzere yabancı uyruklu gerçek kişilerin …

The post Yabancılara Satılan Gayrimenkullerde KDV İstisnası first appeared on Fortune Turkey.

]]>
KDV Kanunu 13.cü maddesi (i) bendi gereğince Türkiye’de yerleşik olmayan yabancı uyruklu kişi ve kurumlara ilk teslim olarak yapılan gayrimenkul satışları KDV’den istisna edilmiştir.

Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türkiye’de taşınmaz alımlarına ilişkin KDV Kanunu’nda yer alan istisna düzenlemesi hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bilindiği üzere yabancı uyruklu gerçek kişilerin Türkiye’de taşınmaz ya da sınırlı ayni hak edinmesi için aranılan karşılıklılık ilkesi 2012 yılında Tapu Kanunu’nda yapılan bir düzenleme ile kaldırılmış, böylece yabancıların gerçek kişilerin Türkiye’de taşınmaz edinimleri önemli ölçüde kolaylaştırılmıştır. Söz konusu düzenlemelere paralel olarak yabancılara konut ve işyeri satışlarını teşvik etmek amacıyla 2017 ve 2018 yıllarında Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin yönetmelikte değişiklik yapılmış ve en az 250.000 ABD Doları değerinde taşınmaz veya en az 500.000 ABD Doları değerinde gayrimenkul yatırım fonu katılma payını üç yıl satmama şartı ile satın alan yabancılara Türk vatandaşlığı elde etme hakkı verilmiştir. Yapılan bu düzenlemelerle son yıllarda inşaat sektöründe oluşan yeni konut stoklarının eritilmesi ve sektörde yaşanan daralmanın durdurulması amaçlanmıştır. Öte yandan, Tapu Kanunu’nun 35. maddesine göre yabancı tüzel kişilerin Türkiye’de taşınmaz edinimleri (irtifak veya kullanım hakkı dışında) esasen mümkün değildir. Yabancı ülkelerde kendi kanunlarına göre kurulan ve tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri (Turizmi Teşvik Kanunu, Endüstri Bölgeleri Kanunu, vb,… gibi) çerçevesinde Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilmektedirler. Ayrıca yurt dışında kurulu olan yabancı şirketlerin, yüzde elli veya daha fazla oranda hissesini veya yönetim hakkını haiz kişilerin çoğunluğunu atayabilme veya görevden alabilme yetkisini elinde bulunduran, Türkiye’de kurulu tüzel kişiliğe sahip şirketler, sadece ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilmektedirler (organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve serbest bölgeler gibi özel yatırım bölgelerindeki taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hak edinimleri hariç). Buna karşılık söz konusu oranın yüzde ellinin altında olması halinde ise bu şirketler tıpkı Türk şirketler gibi faaliyet konusu ile ilgili olsun olmasın her türlü amaçla gayrimenkul satın alabilirler. 2017 yılında Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13. maddesine (i) bendi eklenerek konut veya iş yeri olarak inşa edilen binaların ilk tesliminde uygulanmak ve bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmek kaydıyla Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara yapılan konut veya iş yeri teslimleri Katma Değer Vergisi’nden istisna edilmiştir. Ancak belirtildiği üzere sözkonusu şirketlerin özel kanun hükümleri kapsamında değerlendirilen gayrimenkuller harici taşınmaz edinebilmeleri yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle KDV Kanunu’nda yer alan istisna düzenlemesinin en azından bu işlemler ile ilgili olarak uygulama alanı bulamadığını belirtmek isterim.

The post Yabancılara Satılan Gayrimenkullerde KDV İstisnası first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Bağış ve Yardımlarda Vergi İndirimi https://www.fortuneturkey.com/bagis-ve-yardimlarda-vergi-indirimi Thu, 07 Nov 2019 07:26:58 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421668116 Son dönemlerde sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yapılan bağış ve yardımların yoğunlaştığı göze çarpmaktadır. Vergi mevzuatı çerçevesinde yapıldığı taktirde, bağış ve yardımların vergi matrahlarından düşülmesi mümkündür. Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda vergi mevzuatımızda indirim olarak kabul edilen bağış ve yardımlar hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Kişiler ve kurumlar finansal olanakları çerçevesinde zaman zaman ayni veya nakdi …

The post Bağış ve Yardımlarda Vergi İndirimi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Son dönemlerde sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yapılan bağış ve yardımların yoğunlaştığı göze çarpmaktadır. Vergi mevzuatı çerçevesinde yapıldığı taktirde, bağış ve yardımların vergi matrahlarından düşülmesi mümkündür.

Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda vergi mevzuatımızda indirim olarak kabul edilen bağış ve yardımlar hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Kişiler ve kurumlar finansal olanakları çerçevesinde zaman zaman ayni veya nakdi bağışta bulunabilmektedir. Bilindiği üzere vergiler esas olarak kamu harcamalarının finansmanı amacıyla toplanmaktadır. Sağlık ve eğitim gibi birçok kamusal harcama toplanan bu vergiler ile karşılanmaktadır. Vergi mevzuatında bağış ve yardımlar ile ilgili yapılmış olan düzenlemeler daha çok mükelleflerinin kamusal harcamalara gönüllü ve doğrudan katılımını teşvik amacı ile yapılmaktadır. Bağış ve yardımlar ile ilgili düzenlemeler gelir ve kurumlar vergisi kanunlarında yer almakla birlikte başka özel kanunlarda da bu konuda bazı düzenlemeler bulunmaktadır. Yapılan bağışların gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince kazançlarından indirilebilmesi için söz konusu bağış ve yardımın karşılıksız olması, beyanname üzerinde gösterilmesi ve yeteri kadar kazanç olması gerekir. Bağış ve yardımların türüne göre, bağış ve yardım tutarının tamamının veya sadece bir kısmının kazançtan indirilebilmesine imkan tanınmıştır. Örneğin vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan derneklere yapılan bağışların indirimi kazancın % 5’i ile sınırlı tutulmuştur. Kültür ve turizm amaçlı bağışlar ile Türkiye Kızılay Derneği ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti’ne makbuz karşılığı yapılan nakdi bağışlarda ise bağış tutarının tamamı kazançtan indirilebilmektedir. Yine Yüksek Öğretim Kanunu’nda yer alan benzer bir düzenleme ile üniversitelere yapılan bağışlar ile genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin  inşası dolayısıyla yapılan harcamalar ve bunların faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan nakdi ve ayni bağışların tamamı  kazançtan indirilebilir. Şirket bünyesinde inşa edilen okul, yurt, sağlık tesisi vb tesislerin indirime konu bağış olarak dikkate alınabilmesi için öncelikle bu tesislerin bağışlanacağı Bakanlık ile bir protokol imzalanması ve söz konusu tesislerin ilgili kuruma tesliminin bir tutanak ile yapılması gerekmektedir. Buna karşın faaliyeti devam eden yukarıda sayılan kurumlara yapılan mal ve hizmet bağışlarında ise söz konusu mal ve hizmetlerin teslim alındığına dair ilgili faturanın teslim alan kurumca imzalanması gerekir. Özetle, bağış ve yardımlarda özellikle, yeterli düzeyde kazancın olmasına, kanunen kabul edilen limitlerin aşılıp aşılmadığına ve bağış ve yardımların belgelendirilmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca bir kısım bağış ve yardımlar için katlanılan KDV, indirim veya iadeye konu edilirken, önemli kısmında KDV indirimlerinin düzeltilmesi de gereklidir. Bu bakımdan bağış ve yardımın türüne göre KDV hesaplarının da kontrolü önem taşır. Yapılan bağış ve yardımın vergi mevzuatı karşısındaki durumunun mutlaka uzmanına danışarak belirlenmesini tavsiye ederim.

The post Bağış ve Yardımlarda Vergi İndirimi first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Yeni Bir Varlık Barışı https://www.fortuneturkey.com/yeni-bir-varlik-barisi Thu, 31 Oct 2019 07:22:21 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421667783 19 Temmuz 2019 tarih ve 7186 sayılı kanun ile yeni bir Varlık Barışı düzenlemesi yapılmıştır. 2008 yılında yapılan ilk Varlık Barışı düzenlemesinden sonra, bu yeni Varlık Barışı beşinci düzenlemedir. Vergi uygulamaları yönünden bu düzenlemenin faydalarının sorgulanması gerektiği görüşündeyim. Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda bugüne kadar yapılmış olan varlık barışı düzenlemeleri hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. …

The post Yeni Bir Varlık Barışı first appeared on Fortune Turkey.

]]>
19 Temmuz 2019 tarih ve 7186 sayılı kanun ile yeni bir Varlık Barışı düzenlemesi yapılmıştır. 2008 yılında yapılan ilk Varlık Barışı düzenlemesinden sonra, bu yeni Varlık Barışı beşinci düzenlemedir. Vergi uygulamaları yönünden bu düzenlemenin faydalarının sorgulanması gerektiği görüşündeyim.

Değerli Fortune okuyucularım, bu yazımda bugüne kadar yapılmış olan varlık barışı düzenlemeleri hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. İlk Varlık Barışı düzenlemesi 2008 yılında 5811 sayılı kanun ile yapılmış olup, kanunun temel amacı yurt içi veya yurt dışında bulunan ancak yasal kayıtlarda yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının kayda alınarak bu varlıklardan kaynaklanan vergi kayıplarının önlenmesi idi. Söz konusu düzenlemeden sonra bugüne kadar muhtelif yıllarda beş ayrı Varlık Barışı düzenlemesi daha yapılmıştır. Dolayısıyla son on bir yıllık dönemde, Varlık Barışı uygulamasının iki yılda bir yapıldığı ve bir nevi süreklilik arz ettiği görülmektedir. Varlık Barışı düzenlemelerinden yararlananlar genel olarak beyan edilen yurt içi varlıkların değeri üzerinden %5, yurt dışı varlıkların değeri üzerinden ise %2 oranında bir vergi ödeyerek hem idare ile barışma hem de söz konusu varlıklarını serbestçe tasarruf etme imkanına kavuşmuşlardır. 6736 sayılı Varlık Barışı düzenlemesinde ise beyan edilen varlık değeri üzerinden herhangi bir vergi alınmadığı gibi varlıkların yurda getirilmesi dahi zorunlu tutulmamıştır. En son çıkarılan ve 31.12.2019 tarihine kadar uygulanacak olan 7186 sayılı Varlık Barışı düzenlemesine gelince; yurt içi veya yurt dışı varlıkların beyan değeri üzerinden alınacak vergi oranı %1 olarak belirlenmiştir.

Her Varlık Barışı düzenlemesinden sonra bir daha böyle bir düzenleme yapılmayacağı yetkililerce belirtilmekle birlikte, beyan süresi biter bitmez yeni bir Varlık Barışı düzenlemesiyle karşılaşıldığı gözlenmektedir. Örneğin en son 7143 sayılı Kanunda yurt dışı varlıkların beyanı ile ilgili olarak uygulama süresi bu yılın Haziran ayında dolmuş, 19 Temmuz 2019 tarihinde ise 7186 sayılı kanun ile yeni bir Varlık Barışı düzenlemesi yapılmıştır. 7143 sayılı kanun ile yapılan düzenleme daha çok Türkiye’nin otomatik bilgi değişimi kapsamında diğer katılımcı ülkeler ile bilgi değişimine başlamadan önce yurt dışında bulunan ve gelirleri beyan edilmemiş varlıkların beyan edilerek vergisel risklerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir amaç içermekteyse de, bu düzenlemeden hemen sonra 7186 sayılı kanun ile yeni bir Varlık Barışı düzenlemesinin yapılması bazı sorunları gündeme getirmiştir. Bunlardan en önemlisi beyan edilen varlık değeri üzerinden %1 oranında bir verginin ödenerek, bu varlıklardan elde edilen kazançların gelir veya kurumlar vergisi vergileme sistematiği dışında farklı bir vergileme rejimine tabi tutulmasıdır. Bir diğer ifadeyle, yurt dışındaki varlıklardan elde ettikleri gelirleri gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edenler ile Varlık Barışı kapsamında beyan edenler arasında vergi yükü bağlamında eşitsiz bir yapı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Varlık Barışı kapsamında beyanda bulunanların beyan ettikleri varlıklar ile ilgili olarak vergi incelemesi yapılamaması, buna karşın normal beyanda bulunanların beş yıllık zaman aşımı süresince incelemeye tabi olabilmeleri elde edilen gelirlerin denetimi konusunda da eşitsiz bir yapının olduğunu göstermektedir. Tüm bunlar dikkate alındığında Varlık Barışı düzenlemeleri pratikte beklenen amacı dışında farklı bir yapıya doğru evrilmektedir. Bu yüzden bu tür uygulamaların sonuçları itibarı ile tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir.

The post Yeni Bir Varlık Barışı first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Tam Mükellef / Dar Mükellef Ayırımı ve Çifte Vergilendirilme Riski https://www.fortuneturkey.com/tam-mukellef-dar-mukellef-ayirimi-ve-cifte-vergilendirilme-riski Wed, 10 Jul 2019 13:21:33 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421664161 Tam Mükellef / Dar Mükellef Ayırımı ve Çifte Vergilendirilme Riski İkametgahını bir ülkeden bir diğer ülkeye, görevlendirilme, ekonomik avantaj veya diğer herhangi bir kişisel sebeple taşıyan kişi, bu taşınma ile birlikte vergisini hangi ülkede ödemesi gerektiği sorunu ile karşılaşmakta, hatta çifte vergilendirilme riski taşıyabilmektedir. BILINDIĞI ÜZERE gerçek kişiler mukim oldukları ülkenin vergi kanunlarına göre vergilendirilmektedirler. …

The post Tam Mükellef / Dar Mükellef Ayırımı ve Çifte Vergilendirilme Riski first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Tam Mükellef / Dar Mükellef Ayırımı ve Çifte Vergilendirilme Riski İkametgahını bir ülkeden bir diğer ülkeye, görevlendirilme, ekonomik avantaj veya diğer herhangi bir kişisel sebeple taşıyan kişi, bu taşınma ile birlikte vergisini hangi ülkede ödemesi gerektiği sorunu ile karşılaşmakta, hatta çifte vergilendirilme riski taşıyabilmektedir.

BILINDIĞI ÜZERE gerçek kişiler mukim oldukları ülkenin vergi kanunlarına göre vergilendirilmektedirler. Ancak, günümüzde, gerek ekonomik gerekse kişisel sebeplerden, kişilerin ikametgahlarını, ülkeden ülkeye sıkça taşıdıklarını gittikçe daha yoğun olarak görmekteyiz.  Bu durum vergisel olarak vergi literatüründe çifte vergilendirme tabir edilen sorunu ortaya çıkarmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’na göre ikametgâhı Türkiye’de  bulunanlar ile bazı istisnai durumlar hariç bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturan gerçek kişiler Türkiye’de mukim kabul edilmektedir. Buna göre Türkiye’de mukim olduğu kabul edilen gerçek kişiler Türkiye’de elde etmiş oldukları gelirlerin yanısıra yurt dışında da elde etmiş oldukları gelirleri Türkiye’de beyan etmek ve bu tutar üzerinden de vergi ödemekle yükümlüdürler. Dolayısıyla bu kişiler vergi kanunlarımız açısından tam mükellef olarak kabul edilmekte, buna karşın Türkiye’de mukim olmayan gerçek kişiler ise dar mükellef olarak kabul edildiklerinden sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmektedir.  Eğer kişinin hem Türkiye’de hem de başka bir devlette ikametgahı varsa toplam elde etmiş olduğu gelirler her iki ülkede de vergilendirilebilecektir. Devletler arasında yapılan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ile söz konusu çifte vergilendirmenin önlenmesine çalışılmaktadır. Söz konusu anlaşmalar uyarınca kişi hangi ülkenin mukimi ise o ülkede tam mükellef sayılmakta ve tüm dünyada elde etmiş olduğu gelirler mukim olduğu devlette vergilendirilmektedir. Mukim olunmayan diğer ülkelerde elde edilen gelirler ise ilgili kazancın elde edildiği ülkelerde ayrıca vergilendirilmekte ancak ödenen verginin mukim olunan ülkede mahsubu veya kazancın istisna edilmesi ile çifte vergilendirilme önlenmektedir. Türkiye’nin akdettiği tüm çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarında mukimlik 4. Maddede düzenlenmiştir. Mukimlikle ilgili kıstaslar şöyle;

• Bu kişi, devamlı kullanabileceği bir eve sahip olduğu Devletin mukimi sayılacaktır. Bu kişi, her iki Devlette de devamlı kullanabileceği bir eve sahipse, o zaman kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu (hayati menfaatlerinin merkezinin bulunduğu) Devletin mukimi kabul edilecektir.

• Bu kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin bulunduğu Devlet saptanamazsa veya bu kişi her iki Devlette de devamlı kullanabileceği bir eve sahip değilse, o zaman bu kişi mutaden bulunduğu (kalmayı adet edindiği)  yerde mukim sayılacaktır.

• Bu kişi, her iki devlette de mutaden bir yerde bulunuyorsa veya her ikisinde de mutaden bir yerde bulunamıyorsa, o zaman vatandaşı olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir.

• Bu kişi, her iki devletin de vatandaşıysa o zaman anlaşmanın taraf olduğu devletlerin yetkili makamları sorunu anlaşmayla çözeceklerdir.

Mukimlik konusunda karşılaşılan diğer bir sorun ise bazı ülkelerin hesaplamayı takvim yılını esas alarak yapmaları, diğer bazı ülkelerin ise, takvim yılına bakmaksızın, kesintisiz 12 aylık bir süreyi dikkate almalarından kaynaklanmaktadır.Herhangi bir gerçek kişinin değişik metot uygulayan iki ayrı ülke arasında kalmaması için bazı vergi anlaşmalarında belirleme yapılsa da, zaman zaman bu konuda ihtilaflara rastlanmaktadır. Birden fazla ikametgaha sahip kişilerin ilgili anlaşma hükümleri ve mukimlik tespit kurallarına göre durumlarını değerlendirmelerinin olası sorunların çözümünde önem taşıdığını paylaşmak isterim. 

The post Tam Mükellef / Dar Mükellef Ayırımı ve Çifte Vergilendirilme Riski first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Konkordatonun Vergisel Sonuçları https://www.fortuneturkey.com/konkordatonun-vergisel-sonuclari Wed, 19 Jun 2019 07:23:24 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421663350 Son günlerde konkordato talebinde bulunan mükellef sayısındaki artışa paralel olarak, konu ile ilgili vergisel uygulamanın nasıl olması gerektiği hakkında Vergi İdaresi açıklayıcı bilgilendirmede bulunmuştur. Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda kamuoyunda tartışma konusu olan konkordato müessesesinin vergisel sonuçları hakkındaki değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Son yıllarda zor durumda kalan birçok şirketin iflas erteleme sisteminden yararlanmak üzere başvuruda …

The post Konkordatonun Vergisel Sonuçları first appeared on Fortune Turkey.

]]>
Son günlerde konkordato talebinde bulunan mükellef sayısındaki artışa paralel olarak, konu ile ilgili vergisel uygulamanın nasıl olması gerektiği hakkında Vergi İdaresi açıklayıcı bilgilendirmede bulunmuştur.

Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda kamuoyunda tartışma konusu olan konkordato müessesesinin vergisel sonuçları hakkındaki değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Son yıllarda zor durumda kalan birçok şirketin iflas erteleme sisteminden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğunu gördük. Ancak süreç içinde söz konusu uygulama yoğun bir şekilde  kötüye kullanıldığından, bunu engellemek üzere iflas erteleme yerine İcra ve İflas Kanununda yer alan konkordato müessesesi yeniden düzenlenerek uygulamaya konulmuştur. İflas ertelemenin kötüye kullanıldığı gibi konkordato uygulamasının da bazı şirketler tarafından aynı şekilde kullanılması nedeniyle bu defa sürece bağımsız denetim şirketleri dahil edilerek konkordatoya başvuran şirketlerin gerçekten bu düzenlemeye ihtiyaç duyan şirketler olması sağlanmaya çalışılmıştır. Konkordatoyu, alacaklıların borçludan olan alacaklarının bir kısmından feragat ettiği veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verdiği, ticaret mahkemesi tarafından tasdik edilen bir anlaşma olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla konkordato ile, iflasın engellenerek borçlunun borçlarının yeniden yapılandırılmasının amaçlandığı ve bu amacın gerçekleşmesini teminen borçluya belirli bir süre tanınması amaçlanmaktadır.  Bu çerçevede alacaklılar ancak konkordato sürecinin bitmesi halinde dava veya icra yoluna başvurabileceklerdir. Alacaklıların alacaklarını tahsili amacıyla konkordato sürecinde dava veya icraya başvuramamaları ise Vergi Usul Kanunu’nda yer alan ve alacağın şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılabileceğine ilişkin düzenlemenin pratik olarak uygulanamaz hale gelmesine sebebiyet vermektedir. Vergi idaresi bu yılın başında yayınlamış olduğu bir sirküler ile konuyu açıklığa kavuşturmuş ve mükelleflerin konkordato sürecinde şüpheli alacak karşılığı müessesesinden yararlanmalarının yolunu açmıştır. Bu çerçevede yapılan düzenleme ile konkordato sürecindeki geçici mühlet, kesin mühlet, konkordatonun reddi, konkordato projesinin tasdiki gibi farklı aşamalar dikkate alınarak her aşamada şüpheli alacak karşılığı ayrılmasına ilişkin kurallar yeniden belirlenmiştir. Düzenleme ile mahkemenin geçici mühlet kararından önce dava veya icra safhasına intikal ettirilmemiş alacaklar için geçici mühlet kararının ilan edildiği hesap döneminde şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün hale getirilmiştir. Geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddedilmesi halinde, konkordato talebinin reddine ilişkin kararın ilan edildiği hesap dönemi itibariyle karşılıkların gelir yazılarak düzeltilmesi ve söz konusu alacakların dava veya icra safhasına intikal etmesi yoluyla genel hükümler çerçevesinde şüpheli alacak karşılığı ayrılması gerekecektir. Geçici mühlet kararının ilan edildiği hesap döneminde şüpheli alacak karşılığı ayrılmamış olması halinde ise kesin mühlet kararının verildiği sonraki dönemde böyle bir karşılık ayrılamayacaktır. Mahkeme tarafından kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verilmesi halinde ise daha önce ayrılan karşılıklara ilişkin olarak herhangi bir düzeltme yapılmasına gerek kalmayacaktır. Mahkemeye sunulan konkordato projesinin mahkemece tasdik edilerek kabul edilmesi halinde ise alacağın vazgeçilmeyen kısmı için daha önce ayrılan karşılıkların düzeltilmesi ancak alacaktan vazgeçilen kısmın değersiz alacak olarak yasal kayıtlara intikal ettirilmesi gerekmektedir. Konkordato sürecinin farklı aşamalar içermesi nedeniyle her aşamadaki vergisel değerlendirmeler farklı olabilmektedir. Konunun bu şekilde netleştirilmiş olmasının ileride yaşanacak bir çok ihtilafın önüne geçeceğini belirtmekle birlikte,  her bir aşamanın dikkatlice takip edilerek, uzmanından görüş alınması faydalı olacaktır. 

The post Konkordatonun Vergisel Sonuçları first appeared on Fortune Turkey.

]]>