Begüm Nur Alkış – Fortune Turkey https://www.fortuneturkey.com Fri, 27 Mar 2020 14:01:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.2 Sarayda İtalyan Lezzetleri https://www.fortuneturkey.com/sarayda-italyan-lezzetleri Thu, 05 Mar 2020 12:11:46 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421672525 Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un boğaza nazır mekanı Laledan Restoran, menüsünü İtalyan lezzetleriyle yeniledi. “Pasta&More” isimli yeni konseptte, makarnalar saraydaki özel makarna üretim odasında hazırlanıyor.

Yüzyıllar boyunca sosyal ve ekonomik değişimlerle farklılaşan İtalyan mutfağı, bugün dünyanın en popüler mutfaklarından biri. Spagettileri ve pizzalarıyla kalpleri fetheden Napoli, risottolarıyla ünlü Milano, tortellininin ve bolonez sosun doğum yeri Bologna, kökleri Venedik’e uzanan tiramisu ve daha nicesi… Çırağan Palace Kempinski İstanbul’daki Laledan Restoran, dönemsel olarak farklı dünya mutfağı konseptlerine yer veriyor. Daha önce Lübnan mutfağı lezzetleri sunan restoran, “Pasta&More” ismini verdiği yeni konseptiyle bu defa İtalya’da lezzet yolculuğuna çıkıyor.

İtalyan sinema oyuncusu Sophia Loren’in, güzelliğini borçlu olduğunu söylediği makarnanın tarihi, en az şekilleri kadar çeşitlilik gösteriyor. Antik Yunan ve Çin’de bir şekilde var olduğuna inanılan makarnanın yaygın tüketimi ise 14. yüzyıla dayanıyor. İtalyan gezgin Marco Polo’nun Uzak Doğu seyahati sonrası makarnayı İtalya’ya getirmesi de
en yaygın bilgiler arasında. Bugün küresel makarna tüketiminin kişi başı ortalaması beş kilogramın üzerinde. 2024 yılına kadar dünya makarna pazarının, 16 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

Pasta&More konseptinin adı Çırağan Sarayı’nda bulunan yeni makarna üretim odasından geliyor. Makarna üretim odasında; penne, spagetti, tagliatelle, fettucine, fusilli gibi İtalyan mutfağının vazgeçilmez makarna çeşitleri taze olarak hazırlanıyor. İtalya’dan getirilen makarna makinesinde günlük olarak üretilen makarnaları isteyen misafirler satın da alabiliyor. Makarnaların yanı sıra İtalyan mutfağının olmazsa olmaz farklı lezzetleri de menüde yerini alıyor.

“Şu an İstanbul’daki mekanlar içerisinde en fazla makarna ve rissotto çeşidini yapıyoruz” diyen Laledan Restoran Şefi Selçuk Madakbaş, 20 yıldır Çırağan Sarayı’nda görev yapıyor. Laledan Restoran’ın mutfağındaki
en önemli kriterin başında tazelik ve mevsimsellik geliyor. Şef Madakbaş, “Makarnaları hamurundan, iç malzemesine kadar makarna üretim odamızda hazırlıyoruz” diyor. Gorgonzola, parmesan gibi pek çok çeşit peynir ve zeytinyağı İtalya’dan özel getiriliyor.

Menü, Lüksemburg’da ünlü bir İtalyan restoran sahibi Sicilyalı şef Giovanni Vaccaro ve Çırağan Palace Kempinski İstanbul Baş Aşçısı Sezai Erdoğan’ın ortak çalışması ile oluşturuluyor. Lezzetlere karar verme sürecinde Şef Vaccaro bir ay süreyle İstanbul’a gelerek Laledan aşçıları ile birebir İtalyan lezzetlerinin sırlarını paylaşıyor. Menüde vejetaryenler için de özel alternatifler bulunuyor.

İtalyan ezgileri eşliğinde Laledan Restoran’da bir yemek; susamlı Sicilya ekmeği, İtalyan usulü mısır ekmeği gibi ekmek çeşitlerinin yanı sıra fesleğen, biberiye, kekik ve acı biberle lezzetlendirilen doğal zeytinyağı sunumlarıyla başlıyor. Tüm masaların deniz manzarasına hakim olduğu restoranda ayrıca İznik Odası adı verilen, özel etkinlikler için 10 kişi kapasiteli bir oda da yer alıyor. Yazın bahçe kısmının da açılmasıyla restoranın kapasitesi 200 kişiye çıkıyor.

Menüdeki başlangıçlar arasında; ricotta peyniri ile doldurulmuş kabak çiçeği tempura (90 TL), kızarmış patlıcan ve fesleğenli yeşilliklerle kılıç balığı “carpaccio” (110 TL), ekşili ahtapot salatası (110 TL), İtalyan şarküteri tabağı (90 TL) gibi lezzetler bulunuyor. Makarnalardan öne çıkanlar arasında karides ve midyeli “cavatelli” (115 TL), ıstakozlu spagetti “alla chitarra” (250 TL) ve gorgonzola sosu ve ceviz ile “rigatoni” (120 TL) sunuluyor. Kırmızı ve beyaz et seçenekleri içerisinde; deniz levreği ve marine edilmiş ızgara yazılı orkinos (170 TL) gibi balık çeşitleri ile dana eti file tornedo tagliata (210 TL) ve mantarla doldurulmuş tavuk filetosu (120 TL) denenmesi gerekenler lezzetlerden.

Ispanak ve ricottalı tortellini, en çok tercih edilen makarnalar arasında. Pizza menüde atıştırmalık olarak veriliyor. Şef Madakbaş, “Gelen misafirlere İtalyan mutfağını yansıtsın diye mini pizzalar ikram ediyoruz” diyor. İtalyanların geleneksel içi şekerlemeli tatlısı karamelize “pecan” fıstığı ve turna yemişli “cassata” (50 TL), tatlılar için kullanılan hafif bir sos olan Sabayon’un üzerinde bademli dondurma dilimleri ile buluştuğu orman meyveli Sabayon (50 TL) yemeklerin tamamlayıcısı oluyor. Tiramisu (50 TL) ise Şef Vaccaro’nun kendine özgü sunumuyla yeşil fıstıklı bisküvi ve ahududu ile servis ediliyor. İçecek menüsünde klasik İtalyan kokteylleri; Toskana, Sicilya, Piyemonte, Umbria, Veneto gibi İtalya’nın farklı bölgelerinden gelen şaraplar yemeklere eşlik ediyor. Dileyen misafirlere, “yemek sonrası kokteylleri” olarak mascorpone peynirli tiramisutini, espresso martini, chocolate martini, üzüm posalarının damıtılmasıyla yapılan İtalyan içkisi “grappa” çeşitleriyle yapılan caffe corretto gibi alkollü kahveler eşlik ediyor.

]]>
2020’nin Yenileri https://www.fortuneturkey.com/2020nin-yenileri Wed, 26 Feb 2020 07:44:49 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421672291 Motosiklet markaları, 2020 yılı için yeni modellerini görücüye çıkarıyor. Teknolojik özelliklerin ve konforun ön planda olduğu yeni modeller, motosiklet tutkunlarını bekliyor.

Küresel motosiklet pazarıyla ilgili araştırmalar, pazarın 2026 yılına kadar yaklaşık 157 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını öngörüyor. Motosiklet tutkunları ise son teknoloji ve tasarım özelliklerine sahip yeni modellerin tanıtılacağı motosiklet fuarlarının 2020 takvimini takip etmeye devam ediyor. Kanada’dan Tayvan’a dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilecek ve binlerce kişinin ziyaret etmesi beklenilen fuarlardan biri de 20-23 Şubat 2020 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açacak. Messe Frankfurt İstanbul’un MOTED ve MOTODER desteğiyle organize ettiği “Motobike İstanbul 2020” fuarı, motosiklet markalarının yeni modellerini sergilemeye hazırlanıyor. Fuarda 2020 modellerini tanıtacak markalardan bazılarını sizler için derledik.

YAMAHA TMAX TECH MAX 

Yamaha, sportif scooter TMAX Tech MAX’i daha yüksek performansla donatıyor. TMAX Tech MAX, daha güçlü hızlanma kabiliyeti sunan yüksek hacimli 560 cc motordan güç alıyor. Model, dinamik ve çevik yeni gövde tasarımına sahip. Elektrikli ayarlanabilir ön cam, hız sabitleyici, ısıtmalı elcikler ve sele, ayarlanabilir arka süspansiyon yolculuğu daha konforlu hale getiriyor.

YAMAHA MT- 25

Hyper Naked segmentine ait ikonik MT-09, 2020 model MT-25 ile birlikte radikal bir görünüme kavuşuyor. MT-25, yeni teknolojilerin sağladığı avantajlar ve yüksek teknik özellikler ile daha güçlü. Sınıfının en gelişmiş motorlarından biri olup, bazı tek silindirli modellere kıyasla daha düşük devirde çok daha yumuşak bir his sunan dengeli iki silindirli bir yapılandırmaya sahip.

HONDA  AFRICA TWIN  

CRF1100L Africa Twin, çift silindirli motoru, agresif ralli tasarımı ve daha hafif şasiyle keyifli bir sürüş sunuyor. İkisi tamamen kişiselleştirilebilir altı sürüş modu, virajda frenleme kontrolüne sahip ABS ve ön tekerlek kaldırma kontrolünün yanı sıra 6.5 inç TFT dokunmatik ekran, Apple CarPlay® desteği, Bluetooth bağlantısı ve hız sabitleyici gibi özellikleri bulunuyor.

HONDA CBR1000RR-R 

FIREBLADE SP  Model, 14.500 d/d’da 160 kW güç ve 12.500 d/d’da 113 Nm tork üreten bir motora, şasi ve aerodinamik olarak MotoGP teknolojisine sahip. Standart ikinci nesil “Öhlins Elektronik Kontrollü Süspansiyon” sistemi ile üst düzey pist performansı sunuyor. Arka tekerlekte kullanılan ve daha gelişmiş bir yol tutuş için devreye giren “Öhlins Kullanım Amacına Yönelik Ayar Arayüzü” hassas bir ön ve arka süspansiyon ayarı sunuyor.

KTM 890 DUKE R

KTM 890 Duke R modelinin ortalama yakıt tüketimi 4.74 L/100 km. Toplam yakıt kapasitesi  yaklaşık 14 litre olan model, dijital ateşleme ayar özelliğine sahip.

KTM KTM 390 ADVENTURE

Yeni KTM 390 Adventure, bir silindirli dört zamanlı benzinli motor özelliğine sahip. Yakıt deposunun kapasitesi 14.5 litre olan KTM 390 Adventure’ın ortalama yakıt tüketimi ise 3.4 L/100 km.

BMW S 1000 XR

Yeni S 1000 XR’ın dik oturmaya imkan sağlayan rahat selesi, virajlarda ve düz yollarda konforlu bir sürüş deneyimi sağlıyor. Yüksek viteslerde daha uzun şanzımanıyla akıcı bir sürüş vadediyor. Karbon motor koruyucusu gibi pek çok aksesuar seçeneğine sahip model, düşük ağırlığı ile daha iyi hızlanma ve çeviklik sağlıyor.

BMW F 900 R VE F 900 XR

Aydınlatma teknolojileri ve yüksek güvenlik özellikleriyle yeni F 900 R ve F 900 XR motosiklet tutkunlarına pek çok yenilik sunuyor. 7 derecelik yatma açısında otomatik olarak yanan adaptif far ve ana fara dahil olan bağımsız LED öğeler, sürücülere virajlarda mümkün olan en iyi aydınlatmayı sağlıyor. Sıralı iki silindirli 895 cc motor hacmine sahip yeni modeller, maksimum 92 Nm tork sunuyor.

CAN-AM SPYDER RT 2020

Can-Am Spyder RT serisi, uzun mesafe yolculuk deneyimi için modern bir tasarıma ve gelişmiş konfora sahip. Daha iyi yol tutuşu sağlayan seride daha iyi viraj alma ve uzun mesafelerde daha fazla denge için düşük oturma ve optimize edilmiş süspansiyon özellikleri bulunuyor. Yorgunluğu en aza indiren daha iyi sırt desteği için artırılmış bel desteğinin yanı sıra bacak pozisyonlarını değiştirip istediğiniz gibi oturabilmeniz için yeni genişletilmiş ayak koyma yerleri mevcut.

]]>
Sektörde ‘Umutların Yılı’ https://www.fortuneturkey.com/sektorde-umutlarin-yili Tue, 25 Feb 2020 13:59:22 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421672269 Fortuneturkey.com’un sorularını yanıtlayan Tamoniki.com CEO’su Pedro Tabernero, sigorta sektöründe hareketlilik beklediğini söyleyerek, 2020 için “umutların yılı” tanımlamasını yapıyor. Tabernero, 2019 yılında hızla büyüyen tamamlayıcı sağlık sigortasının 2020 yılında da yaygınlaşmaya devam edeceğini öngörüyor.

Sigortacılık sektörü 2019 yılını nasıl geçirdi? Sektör adına nasıl bir 2020 yılı bekliyorsunuz?

KPMG’nin yaptığı araştırmaya göre sektör olarak, 2018 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 17 artışla 54,7 milyar TL direkt sigorta prim üretimi gerçekleşti. Primlerin yüzde 87’si ise hayat dışı branşlardan geldi. 2019’da buna paralel bir şekilde gitti. Sektörde 2018 yılında 54,7 milyar TL tutarındaki primlerin 47,7 milyar TL’si hayat dışı branşlardan elde edildi. Bunun üçte biri tıpkı bir önceki yılda olduğu gibi kara taşıtları sorumluluk sigortası branşından elde edildiği görülüyor. Bu rakama KASKO da ilave edildiğinde yazılan primlerin yarısının kasko (kara araçları) ve trafik (kara araçları sorumluluk) sigortası branşından geldiği ortaya çıkıyor.

Bu tabloya 2019 yılının eylül ayı itibarıyla bakıldığında ise 46,5 milyar TL’lik prim toplamının yüzde 88’inin hayat dışı branşlardan elde edildiği dikkat çekiyor. Hayat dışı branşların yazdığı primlerdeki artış yüzde 20’yi geçerken hayat branşında yıllık bazdaki değişim yüzde 35’in üzerinde. Kasko ve trafik sigortalarının da paylarının yaklaşık aynı (yüzde 49) kaldığı dikkat çekiyor. 2020 için ise umutların yılı diyebiliriz. Özellikle ekonomide yeniden canlanmanın beklendiği 2020’de sigorta sektöründe de hareketlilik bekliyoruz. Branş bazında bakıldığında oto dışı branşlarda da büyüme öngörülüyor. Bir başka beklenti ise ekonomideki büyümeyle beraber genel zarar ve sorumluluk branşlarında da ilerleme olması. 2019 yılında hızla büyüyen tamamlayıcı sağlık sigortası da 2020 yılında da yaygınlaşmaya devam edebilir.

Sizce sigortacılık sektörünün geliştirilmesi, iyileştirilmesi gereken yönleri neler?

Sigortacılık sektörü olarak üzerinde durmamız gereken başlıca konu dijitalleşme. Her geçen gün dijital dünyayı daha çok bilen, teknolojiyle iç içe olan müşterilerle karşılaşıyoruz. Önceleri telefonda veya yüz yüze vakit geçirerek poliçe satın alan müşteriler yerini birkaç tıkla işlerini halledebilen müşterilere bırakıyor. Sektör olarak bu talebi görmemiz ve bu konuda çalışmalar yapmamız, yeni iş modelleri geliştirmemiz gerekiyor.

Tamoniki.com’un sigorta sektörüne yönelik verdiği hizmetlerden kısaca bahseder misiniz?

Trafik sigortası, kasko ve ferdi kaza sigortası yaptırmak isteyenlere şeffaf, hızlı ve kişiye özel teklifler sunuyoruz. Bunu yaparken de tüm sigorta şirketlerine eşit mesafedeki duruşumuzla tüketiciye seçme hakkı sağlayarak onların işini kolaylaştırıyoruz. Şeffaf bir fiyat politikası izleyerek, Tamoniki.com olarak sigorta şirketlerinin en güncel fiyatlarını sunuyoruz. Anlaşmalı olduğumuz hiçbir sigorta şirketini daha fazla satış yapması için ön plana çıkarmıyor, kullanıcılarımıza yalın ve tarafsız bilgiler sunuyoruz. Güçlü ve güvenli dijital altyapımızla sigorta karşılaştırması için harcanan zamanı birkaç dakikaya indirerek sonuçları pratik bir şekilde sunuyoruz ve kullanıcılarımızın, kendi tercih ettikleri sigorta firmasıyla kendi tercih ettikleri iletişim biçimi ve sıklığında haberleşmelerine imkan tanıyoruz.

Sistem, kişinin aracına en uygun olabilecek fiyat tekliflerini ve poliçe kapsamlarını inceleyebilmesi için sigorta şirketlerinden teklifleri derleyerek görüntüleyebilmesini sağlıyor. Kullanıcılarımız başka hiçbir yerde göremeyecekleri detaydaki karşılaştırma sonuçlarını inceleyerek kendilerine en uygun fiyat teklifini veren sigorta şirketleriyle farklı şekillerde iletişime geçebilme imkanına sahip oluyor. Satın alma kararını veren kullanıcı, ister sigorta şirketlerinin web siteleri üzerinden, ister direkt sigorta şirketini arayarak, isterse de sigorta şirketinin kendisini aramasını talep ederek iletişime geçebiliyor.

Tamoniki.com, Türkiye pazarı için plan ve projeleri neler?

İş modelimiz bahsettiğimiz tüm bu yönleri ile Türkiye pazarında bir ilk. Tamoniki.com olarak kullanıcılarımıza en uygun poliçeyi sunarak satışı doğrudan sigorta şirketlerine bırakıyor, satın alma kararını çoktan vermiş müşterilerle daha hızlı buluşmalarını sağlıyoruz. Böylece satış ve hasar takibi kısmını konuyu en doğru bilen sigorta şirketlerinin kendi yetkililerine bırakıyoruz ve müşterilerine doğrudan dokunabilecekleri bir yapı sağlıyoruz.

Önümüzdeki dönemde sigorta alanında ürün gamımızı geliştirmek ve faaliyet alanımızı genişletmek var. Ayrıca farklı kategorilerde fiyat karşılaştırması yapmaya da başlamayı planlıyoruz. Bununla beraber kullanıcılarımızın sigorta etrafında oluşabilecek diğer karşılaştırma ihtiyaçlarına da cevap vererek mevcut ürün portföyümüzü daha da genişletme hedefimiz var.

Önümüzdeki beş yıllık büyüme planlarınızdan bahseder misiniz?

26 yıllık geçmişiyle hem sigorta hem de fiyat karşılaştırma alanında dünyanın dört bir köşesinde yatırımları olan, Admiral Group, İngiltere merkezli olarak kurulmuş, ardından İspanya, İtalya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Hindistan ve Türkiye’ye operasyonlarını yaygınlaştırmış, bu coğrafyalarda sigortanın dijitalleşmesinde öncülük etmiş bir dünya devi. Tamoniki.com olarak bizler de Admiral’in uzun yıllara dayanan global sigortacılık deneyimi ve teknolojik altyapı konusundaki bilgi birikiminden faydalanıyoruz. Önümüzdeki beş yıl içinde sigorta şirketleriyle yeni anlaşmalar yapmak, sigorta odağımızda olmak üzere farklı alanlarda karşılaştırma yapmak gibi hedeflerimiz bulunuyor.

]]>
Zamana ‘Jimi Hendrix’ Dokunuşu https://www.fortuneturkey.com/zamana-jimi-hendrix-dokunusu Tue, 25 Feb 2020 08:32:57 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421672241 DNA’sının önemli bir parçası müzik olan lüks saat markası Raymond Weil, efsanevi gitarist Jimi Hendrix anısına özel bir koleksiyon çıkardı. Hendrix’in Woodstock Festivali’ndeki performansı baz alınarak tasarlanan saat, dünyada sadece 500 adet ile sınırlı. Marka, 2020 yılında ise kadın kategorisine ağırlık verecek.

Amerikalı şarkıcı Frank Sinatra, ünlü İngiliz müzik grubu The Beatles, Rock and roll’un öncüsü olarak bilinen Buddy Holly, popüler müziğin ikonu David Bowie, Jamaikalı ünlü reggae sanatçısı Bob Marley ve daha nicesi… Müziğin önemli isimleri, İsviçreli lüks saatçiliğin köklü markalarından Raymond Weil’in koleksiyonlarında buluşuyor. Kuruluşundan bu yana farklı müzik koleksiyonlarına imza atan Raymond Weil, 2019’un son günlerinde koleksiyonlarına bir yenisini daha ekledi: “Jimi Hendrix Koleksiyonu”

Küçük yaşlarda gitarla tanışan Hendrix, bugün rock müzik tarihinin en önemli kültürel ikonlarından biri. Raymond Weil’in CEO’su Elie Bernheim, “Müzik, Raymond Weil dünyasının her zaman bir parçası oldu. En yeni koleksiyonumuz için, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük müzik festivali Woodstock’un 50’inci yılında gitar üstadı Jimi Hendrix anısına sınırlı sayıda saat ürettik” diyor. Markanın kurucusu Raymond Weil’in torunu olan Bernheim de bir müzik aşığı. CEO’luk görevini 2014 yılında babası Olivier Bernheim’den devralan Elie Bernheim, piyano ve viyolonsel çalıyor.

Saatin Türkiye satış fiyatı 21 bin 700 TL. Saatin takometre kısmında sanatçının ünlü sözü olan “Music is my religion (Müzik benim dinim)” ve “Jimi Hendrix” adı yer alıyor. Kadran detaylarında, Hendrix’in 1969 yılında Woodstock Festivali’nde birlikte sahne aldığı beyaz Fender Stratocaster gitarından ilham alınıyor. Kadrandaki dokuz noktalı indeks göstergeleri gitarın sap kısmındaki fretlere gönderme yaparken, gitarın altı teli ise kadrandaki dairesel sınırların yapımında esin kaynağı oluyor.

Hendrix’in Fender gitarını özel sol elle çalma tekniğiyle bilinirliğini artırdığını söyleyen Bernheim, “Bu teknik, saatin saniye ibresine de yansıtıldı. Raymond Weil’in saat yapımcıları tarafından Cenevre’de el becerisi ile üretilen saat, mat görünümü, kronograf butonları ve klasik kahverengi kayışı ile dikkat çekiyor” diyor. Tasarımın kasa arkasında ise, Hendrix logosu bulunuyor. Dünya genelinde sadece 500 adet üretilen tasarım, Jimi Hendrix’in kız kardeşi Janie Hendrix’in imzaladığı özel sertifika ile birlikte geliyor. Saat, Hendrix’in Woodstock sahnesinde Aztek motifli gitar askı kayışı ve mavi kostümünü anımsatan mavi beyaz özel kutusunda sunuluyor.

Türkiye temsilciliğini Günsal Saat’in üstlendiği Raymond Weil’in hikayesi ise bir saat endüstrisi krizinin ortasında başlıyor. Markanın kurucusu ve markaya ismini veren Raymond Weil, 1976 yılında gerçek İsviçreli saat işçiliğini gösterme vizyonuyla kendi şirketini kuruyor. Zamanla, markanın saat tasarımları uzmanlar ve saat tutkunlarının ilgisini çekiyor. İsviçre’nin ardından önce Avrupa, daha sonratüm dünyada marka bilinirliği artıyor. Raymond Weil, İsviçre lüks saatçiliğinin şu an önemli markalarından biri.

Zor bir ekonomik atmosfere rağmen, 2019’un marka adına iyi bir yıl olduğunu söyleyen Elie Bernheim, uzun vadede iyimser olduklarını belirtiyor. “Freelancer Calibre 1212” markanın 2019 yılında en çok satan modelleri arasında yer aldı. Markanın 2020 yılındaki temel hedeflerinden biri, makine üretimi konusundaki en son gelişmeleri ürünlerine yansıtmak. Bernheim, yeni yılla birlikte kadın kategorisinde farklı birçok tasarımın saat severlerle buluşacağının haberini de veriyor.

CEO ile Kısaca

Raymond Weil’i ilk kez keşfeden birine koleksiyonuna hangi parçayla başlamasını önerirsiniz?

Oldukça rafine ve klasik tasarımlı olan Maestro koleksiyonundan bir model önerirdim. Bu koleksiyon İsviçre saat yapım geleneğini tam anlamıyla yansıtıyor. Koleksiyon adı, gelenek ve inovasyonu senkronize eden sanatçılara ithaf edildi.

Peki, siz hangi Raymond Weil saatini kullanıyorsunuz?

Ben açık mavi gömleğim ile uyumlu, galvanik mavi kadranlı yeni Freelancer Calibre1212 modelini takıyorum.

]]>
Dünyaya Sanat Eseri Taşıyor https://www.fortuneturkey.com/dunyaya-sanat-eseri-tasiyor Wed, 29 Jan 2020 07:30:48 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421670942 Uluslararası sanat eseri taşımacılığının önemli şirketlerinden Asya Nakliyat, Türkiye’nin tek özel iklimlendirilmiş sanat deposunda değeri milyonları aşan sanat eserlerine ev sahipliği yapıyor. Şirket ayrıca Atatürk’ün Selanik’teki evinden İstanbul Bienali’ne, Contemporary Istanbul’a kadar birçok projede yer alarak kıymetli eşya ve sanat eseri taşıyor.

Sanat günümüzün önemli yatırım araçlarından biri. 67 milyar dolara ulaşan küresel sanat pazarında, geçtiğimiz yıl koleksiyonerlerin yüzde 65’i ve sanat profesyonellerinin yüzde 81’i yatırım amacıyla bir sanat eseri satın aldı. 2019’un ilk yarısında sadece küresel açık artırma satışları 5.55 milyar dolara ulaştı. Sanat pazarındaki gelişmeler bir yana, eksik bilgiden kaynaklanan bir takım yanlış saklama ve taşıma yöntemleriyle çoğu zaman milyonlarca dolar değerindeki sanat eserleri zarar görebiliyor.

Sanat eserinin zarar görmemesi için uygun nem ve ısı oranına sahip saklama koşullarının öneminden bahseden Asya Nakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Demirel, Türkiye’de iklimlendirilmiş deposu olan tek firma olduklarını sözlerine ekliyor. İstanbul Tuzla’da bulunan sanat deposu, yıl boyu yüzde 50 nem ve 19 derece sıcaklığa sahip. Olası bir yangın ihtimaline karşı depoda argon gazı kullanıyor. Esere zararı bulunmayan argon gazı ortamdaki oksijeni anında yok ederek yangını söndürüyor.

Kör noktası olmayan kamera kayıt sistemi ile korunan depo şu ana kadar Andy Warhol’dan Edvard Munch’e kadar birçok sanatçının eserine ev sahipliği yapıyor. İlk Bienal başladığında yıllarca taşımacılığını Asya Nakliyat gerçekleştiriyor. Ardından Pera Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Salt, çeşitli koleksiyonerler, Kültür Bakanlığı, ünlü sanatçı ve sanat galerileri de müşteri portföyüne ekleniyor. En son nakliyesi yapılan projelerden biri de Contemporary Istanbul’a gelen yurt dışı galerileri oldu. Eserlerin tüm nakliye süreçlerinden şirket sorumluydu.

Ebru Demirel, “Tecrübeli bir nakliyeci olmak, sanat eseri nakliyesinde de iyi olunacağı anlamına gelmiyor” diyerek, Asya Nakliyat ekibinin sanat taşımacılığıyla ilgili özel eğitim aldığından bahsediyor. Sanat eseri taşımacılığında eseri elleçleme dahil olmak üzere mekanik veya doğal herhangi bir hasardan korumak için en uygun paketleme yöntemi seçiliyor. Paketleme eserin türüne, malzemesine ve boyutuna göre değişiklik gösteriyor. Paketleme sürecinin bir nevi sanat eseri yaratma sürecine dönüştüğünü söyleyen Asya Nakliyat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Banu Demirel, “Eserin ihtiyacına bağlı olarak, belirli bir süre ısı ve nemi sabit tutabilen sandıklar imal ediyoruz” diyor.

TÜRKİYE’DEN BELÇİKA’YA 255 SANAT ESERİ

Asya Nakliyat’ın sanat eseri taşımacılığındaki en uzun soluklu çalışmalarından biri de Europalia Kültür Sanat Festivali kapsamında gerçekleştiriliyor. 2015 yılında Türkiye Avrupa’nın en prestijli kültür ve sanat festivallerinden Europalia Kültür Sanat Festivali’ne konuk ülke olarak davet edildi. İki senede bir yapılan uluslararası sanat festivali kapsamında Asya Nakliyat, Türkiye’den 30’un üzerindeki müzeden paketledikleri sanat eserlerini kargo uçağı ile Belçika’ya götürüyor. Eserlere zarar gelmemesi için ciddi bir ön hazırlık süreçlerinin olduğundan bahseden Ebru Demirel, “Europalia en heyecan verici işlerden biriydi. Süreç olarak da en uzun olandı” diyor. Bazıları şimdiye kadar hiç sergilenmemiş 255 sanat eseri, “Anadolu: Sonsuzluğun Evi” isimli sergide festival boyunca sergilendi.

Uluslararası nakliye sektöründeki faaliyetlerine 1963 yılında başlayan Asya Nakliyat’ın sanat eseri nakliyesi ve depolamasında da 30 yıllık bir tecrübesi bulunuyor. Ankara’da baba İlhan Demirel tarafından kurulan şirket, ilk olarak buradaki büyükelçiliklerle çalışmaya başlıyor. Ebru Demirel, “İtalyan, Alman, İngiliz gibi farklı kültür odaları zaman zaman Ankara’ya sergi getirirdi. Biz de o sergileri taşırdık. Zamanla taleplerin ve ülkedeki sanat etkinliklerin artması ile bizde bu alanda geliştik” diyor. Şirketin ayrıca Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da bulunan kapalı depo sahalarında eşya saklama hizmeti veriliyor.

Ebru Demirel, 1992 yılında aile işletmesine katılıyor, 2013 yılında ise şirketin yönetim kurulu başkanlığını devralıyor. Ebru Demirel, iki kız kardeşi Hülya ve Banu Demirel ile birlikte şirketi yönetiyor. Üç kız kardeş, erkek egemen olarak bilinen bir sektörde önemli başarılara imza atıyor. 2019 yılında Ebru Demirel, 70 yıllık bir kuruluş olan Uluslararası Taşımacılık Federasyonu (FIDI)’nin tarihindeki ilk kadın yönetim kurulu başkanı seçiliyor. Demirel, görevini 2021 yılında Fransa’da yapılacak genel kurula kadar sürdürecek.

]]>
Teknoloji Felsefesi https://www.fortuneturkey.com/teknoloji-felsefesi Fri, 24 Jan 2020 12:30:47 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421670780 Fortune’da bu ay seçtiğimiz kitaplarda, teknoloji tarihinin en alt basamağından en üst basamağına bir teknoloji felsefesi okuyacaksınız. Ayrıca doğru zamanda doğru sorular sormanın gücünü hissedecek ve kolektif olarak düşünmenin önemini keşfedeceksiniz.

DİJİTAL RUH Edward Ashford Lee Koç Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanan “Dijital Ruh: İnsan ve Teknoloji Arasındaki Yaratıcı Ortaklık” kitabı, Berkeley Üniversitesi Profesörü Edward Ashford Lee tarafından kaleme alındı. “Gerçekte teknoloji nedir?” sorusuna yanıt arayan kitap, teknolojinin insan hayatına girmesinin ardından oluşan farklı fikirlerden yola çıkıyor. Dijital Ruh’da “Teknoloji zaten var olan şeylerin keşfedilmesinden ibaret midir, yoksa buluşmalar mı var eder onu?” sorularını yanıtlamak için Platon’un felsefesine değiniliyor. Edward Ashford Lee, bir yin ve yang dengesiyle teknoloji tarihinin en alt basamağından en üst basamağına doğru tırmanarak okura adeta bir teknoloji felsefesi sunuyor. Kitap, Avni Uysal ve Gizem Uysal tarafından Türkçe’ye kazandırıldı.

DÜŞÜNME KONUSUNDA NEDEN DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN DAHA KÖTÜYÜZ – Alan Jacobs
Hayatının bir bölümünü çatışan toplulukların kültürel savaşları arasında geçiren yazar, sert anlaşmazlıklardan doğan çatışmaların insanların düşünmeyi bilmediği için gerçekleştiğini söylüyor. Yazar, düşünme eyleminin ortaya çıkamamasında bize etki eden birçok gücü tanımlıyor ve zihinsel hayatlarımızdaki engelleri kaldırmaya yönelik yol gösteriyor. Sola Unitas Yayınları’ndan çıkan kitabın çevirisi Gülsün Arıkan’a ait.

DAHA FAZLA SORU SOR – Frank Sesno
Emmy ödüllü gazeteci ve medya uzmanı Frank Sesno, “doğru soru”nun sadece şimdiki zamanda değil aynı zamanda yarın ihtiyacımız olacakları da sağlayabileceğini anlatıyor. Sola Unitas Yayınları’ndan çıkan kitapta, bu yöntem ile başarı elde etmiş insanları anlayarak ve aynı yöntemi uygulayarak başarılı olmanın kolaylığından bahsediliyor. Kitabın çevirisi Özlem Semiha Ayas’a ait.

]]>
Nişantaşı’nın Yeni Sakini https://www.fortuneturkey.com/nisantasinin-yeni-sakini Fri, 24 Jan 2020 12:00:14 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421670768 Tarihselliği modernizimle buluşturan Hiref, Nişantaşı’ndaki yeni konsepti Hiref Cafe ile sanat, gurme lezzetler ve bistro kültürünü bir araya getiriyor. Hiref Cafe, konuklarına bir yandan Anadolu kültüründen seçme tatlar sunarken, diğer yandan özel koleksiyon ve tablolarıyla sanat dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

İstanbul’un popüler semtlerinden Nişantaşı; çağdaş tasarımların, el sanatlarının ve gurme lezzetlerin bir araya geldiği Hiref Cafe isimli yeni bir konsepte ev sahipliği yapıyor. Demsa Group bünyesinde bulunan Hiref Cafe, St. Regis otelinin girişinde konumlanıyor. Mekan, tarihselliği modernizimle buluşturan koleksiyonlarıyla ve lezzetleriyle dikkat çekiyor. “Sanat benim hayatımın ayrılmaz bir parçası” diyen Demsa Group Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan, yeni konseptleriyle ilgili sanat, tasarım ve özel tatlar denildiğinde konuklarına keyifli vakit sunacak bir yer olmasını hedeflediklerini söylüyor.

Hiref adını Osmanlı’da 15. yüzyılda “Ehl-i Hiref” adında bir sivil toplum örgütünden alıyor. Osmanlı kültür tarihinin en önemli kurumlarından biri olan Ehl-i Hiref, içerisinde pek çok sanat grubunu barındırıyor. Saray için eserler üreten bu sanatçı topluluğu, dönemin ayrıca trend belirleyicisiydi. Anlamı Farsça, “sanatlar” olan ve el sanatları ustalarının üye olduğu bu örgütte, sanatkâr padişahların çoğu da kendi hazinelerinden Hiref’i destekliyor. Bir ülkenin kültürünün tanıtılmasında sanatın çok değerli bir araç olduğuna dikkat çeken Sabancı Çetindoğan, “Teknolojinin gelişmesi, insanların hayatlarını dijital ortama taşıdı. Ancak bu durum insanların mutlu olduğu ya da tercih ettikleri bir şey değil. Bu, zamanın ruhu. Oysa ki seçme şansı olsaydı inanıyorum günümüz insanı hikayesi olan, insan eli değmiş, aklımız kadar ruhumuza seslenen ürünleri tercih ederdi. Gelecek belki bugünden daha teknolojik ve fonksiyonel olacak. Ama zanaatkârlık, sanatsal bakış açısı ve insani değerler daha saygın ve itibarlı bir yere sahip olacak” diyor.

Hiref koleksiyonlarında genç tasarımcılara kapılarının hep açık olduğunu söyleyen Sabancı Çetindoğan, mekanla ilgili 2020 yılı planları arasında, heykel, resim, fotoğraf veya baskı gibi sanat dallarının özel isimlerini sanatseverler ile buluşturmak istediklerini söylüyor. Hiref Cafe’nin, tasarım bölümünde geleneksel el sanatlarının çağdaş bir tasarım anlayışıyla birleştiği objelerin yanı sıra Anadolu kültürünü yansıtan aksesuar ve mücevher koleksiyonlarının satışı da bulunuyor.

Hiref Cafe’de bir yemek ise, Fikret Mualla, Ahmet Güneştekin, Nuri İyem gibi usta sanatçıların tablolarının duvarları süslediği sanat dolu bir atmosferde başlıyor. Hiref Cafe’nin gurme bölümünde geleneksel lezzetlerin modern yorumlarla birleştiği hurmalı cheesecake (35 TL), damla sakızlı Hiref puding (45 TL), ıspanak dolgulu Hiref mantı (50 TL) gibi örneklerin yanı sıra Kayseri mantısı (45 TL), Antep usulü etli dolma (55 TL), safran ve zerdeçallı tavuk but yahni (55 TL) gibi Anadolu
Türk mutfağından da esintiler bulabilirsiniz. Gökçeada’dan gelen zeytinyağları, Artvin’de özel olarak üretilen organik ballar yine gurme bölümünde karşılacağınız detaylardan birkaçı. Doğal ürünlerle hazırlanan portakallı ve fıstıklı lokumlar ise Hiref Cafe’nin favorileri arasında yer alıyor.

BEYKOZ KOLEKSIYONU A’LEM III. Selim Dönemi’nde, Venedik’e cam işçiliği eğitimi için giden ustalar tarafından kurulan atölyelerde can bulan “Beykoz İşi Cam”, zamanla Osmanlı’da sanatın gözbebeği oluyor. Çeşm-i Bülbül tekniği kullanılarak üretilen tasarımlarda çubuklara özel bir teknik ile mevcut formları veriliyor. FIYAT: 1.400 TL

ABDAN KOLEKSIYONU Farsça da “su tutan” anlamına gelen Abdan, el kesme ve boyama ile üretiliyor. Tepesindeki hilal bronzdan imal ediliyor. FIYAT: 1.350 TL.

NAZAR MUMLUK Tasarım, Hiref’in nazar boncuğunu estetikle buluşturduğu İnanışlar Koleksiyonu’na ait. Anadolu kültüründe nazar, kıskanılan ya da hoşlanılmayan kişiye yöneltilen; kötü şans getirdiğine inanılan bir bakıştı. Bu bakışın gücünü önlemenin ya da ondan korunmanın yolu ise, “göze gözle karşı gelmek” olmuş. FIYAT: 275 TL

AHŞAP KULPLU ORKIDELIK Elegans Koleksiyonu’na ait bakır üzeri gümüş kaplama “El Oyması Gül Ağacı Ahşap Kulplu Orkidelik.” FIYAT: 6.750 TL.

“VARLIK İÇİNDE YOKLUK YAŞIYORUZ”


Sabancı Çetindoğan, İstanbul’u çevresel ve sanatsal açıdan değerlendiriyor: “Biz derya içinde yüzen balıklarız ve çoğu zaman deryayı görmüyoruz. Varlık içinde yokluk yaşıyoruz. Basit kaygıların büyük değerleri tükettiği bir ortam var. İki tane Orta Çağ şatosu bulunan Avrupa şehirlerinin dünya mirası listesine girdiği bir zamanda biz Doğu Roma İmparatorluğu’nun kalan son duvarını kullanarak butik otel inşa ediyoruz. Örnekleri çoğaltarak demogoji üretmek istemiyorum. Suçlu da işaret etmiyorum. Elinizde bulanık akan dört metre derinliği olan bir nehir varsa kenarı yeşillendirilir, üstüne değerli köprüler yapılır. Işıl ışıl aydınlatılır. Ama elinizde Boğaziçi gibi bir değer varsa yapmanız gereken sadece elinizdeki çöpü çöp kutusuna atmaktır. Milyonlarca yılda çizilmiş bir sanat eseri Haliç, elin maharetiyle aklın zarafetinin, gözün inceliğiyle mistik havanın buluştuğu Ayasofya… Topkapı Sarayı’nın kapısında durup denize bakın en az 300 yıl dünyayı yöneten en büyük gücün gördüğü manzarayı göreceksiniz. Turkey-One Derneği olarak biz de dünya medeniyetinin ortak değerlerine hizmet etmek ve evrensel bir dünya kültürü kurulmasına aracılık etmek için çalışıyoruz.”

]]>
Pomellato’nun Zarif Ve Renkli Dünyası https://www.fortuneturkey.com/pomellatonun-zarif-ve-renkli-dunyasi Tue, 21 Jan 2020 12:01:26 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421670590 Mücevher dünyasında yarım asrı deviren İtalyan mücevher üreticisi Pomellato, odağına kadınların güçlü ve özgüvenli hissetmelerini sağlayacak tasarımları koyuyor. Özel taş kesim ve yerleştirme teknikleriyle ikonik stil sahibi Pomellato, renkli şekillerin yer aldığı ışıltılı bir dünyanın kapısını aralıyor.

İtalyan mücevher üreticisi Pomellato’nun kuruluş hikayesi kadın hakları hareketlerinin giderek artığı 19. yüzyıl ortalarında Milano şehrinde başlıyor. 1967 yılında Pino Rabolini tarafından kurulan marka, kadınların aile, iş hayatı ve kariyerleri arasında denge kurarken hayallerini de gerçekleştirmeleri gerektiğine inanıyor. Pomellato CEO’su Sabina Belli, kadınlara hitap eden bir marka olarak daima onların yanında durduklarını belirtiyor. Mücevher dünyasına “hazır giyim” vizyonunu getirdiklerinin altını çizen Belli, “Pomellato da kadınların güçlü ve özgüvenli hissetmelerini sağlayan şık ‘günlük mücevherler’ sunuyoruz” diyor.

Pomellato, yenilikçi taş kesim ve yerleştirme tekniklerinin yanı sıra rengarenk taşlarıyla da ön plana çıkıyor. Belli, markanın tüm koleksiyonlarının sanat ve mimarisinden ilham aldıkları Milanolu bir stili ifade ettiğini belirtiyor. Koleksiyonlarıyla belirgin bir ikonik stil yaratan marka, küresel boyutta sürdürülebilirliğin, çevre bilincine sahip toplumun, kadınların eğitim ve kariyer gelişimlerinin, sağlıklı bir iş-yaşam dengesinin önemini pekiştirmeyi sürdürüyor.

Özel bir koleksiyon oluşturmak için adil yöntemlerle çıkarılan altın tedariğini artıran marka, bu alandaki yatırımlarına ise devam ediyor. Milano’daki bir altın sanatı okuluyla iş birliği yürütüyor.

Pomellato’nun sürekli olarak bir güzellik ve estetik arayışı içerisinde olduğunu söyleyen Belli, mücevherin tasarım süreci hakkında bilgi veriyor. Belli, “Pomellato’nun gerçek sihri, her parçayı elde işleyen yüzlerce zanaatkârımız sayesinde mümkün oluyor. Her gün yarı değerli taşlar, lüks değerli taşlar, altın ve pırlantaları küçük bir şeklin içinde ahenkle, pek çok duyguyu ifade edecek şekilde bir araya getirmek için çalışıyoruz. Kreatif Direktörümüz Vincenzo Castaldo, daima üstün kalitemizi koruyarak çağdaş tasarımlar yaratmak için altın zanaatkârlarımızla birlikte çalışıyor” diyor.

Tasarımlarında yeni materyaller ve geri dönüşüm çözümleri üzerinde duran markanın son zamanlardaki odaklandığı konulardan biri ise nadir olmaları ve daha çok talep görmeleri nedeniyle “yeni değerli” olarak nitelenen taşlar. Mineral taşları doğal güzelliklerini geliştirerek kullanan Pomellato’da araştırma ve inovasyon, yaratıcılığı ifade etmenin ve kadınların isteklerini yerine getirmenin anahtarlarını oluşturuyor.

ALTIN MÜCEVHERLER, RENKLİ DOKUNUŞLAR

Markanın ilk kez 2017 yılında 50. yıl dönümü için hazırlanan Iconica koleksiyonu, 2019 yılında yeni dokunuşlarla dikkat çekiyor. Yeni Iconica zincir bilezik ve küpeleri altın renk yelpazesinden pembe, sarı ve beyaz altın kombinasyonları ile yeniden yorumlanıyor. Koleksiyonun karakteristik yüzüğü, daha ince bir tasarımla; pembe altın üzeri pavé siyah elmas modeliyle yer alıyor. Iconica ayrıca, yüzüklere gökkuşağı renkleriyle parıldayan yıldız, üçgen, oval, kare şeklinde taşlarla bezenmiş seçenekler sunuyor.

SABINA BELLI İLE KISACA

Sizce aksesuarlar kıyafetler üzerinde nasıl bir etkiye sahip?

Aksesuarlar her zaman bir kıyafetin güzelliğini artırır veya görünümlere kişisel bir dokunuş katmaya yardımcı olur.

Günlük olarak en sık kullandığınız aksesuar hangisi?

Günlük aksesuarlarım elbette Pomellato mücevherlerim…

Pomellato’yu ilk kez keşfeden birine hangi parçayla başlamasını önerirsiniz?

Kesinlikle Nudo’yu öneririm. Nudo, Pomellato stilini simgeleyen özgün bir koleksiyon. Harika renk paleti ve Milanolu tasarımlarıyla her neslin sevdiği olmazsa olmaz bir koleksiyonumuz. Pırlanta yerine renkli bir taşın kullanılmasıyla klasik tek taş yüzüğe farklı bir yorum katıyor. Genel olarak her Pomellato mücevheri, duyulara hitap eden tasarımı ve organik hissiyle farklılaşıyor. Pomellato, koleksiyonlarında renkli taşları, benzersiz ve sıra dışı tasarımları titizlikle elde işlenen altının sıcaklığıyla kombine ediyor.

]]>
“Yeni Dönemin Başlangıcı” https://www.fortuneturkey.com/yeni-donemin-baslangici Mon, 23 Dec 2019 12:05:50 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421669552 Elektromobilite alanında 2022 yılına kadar 6 milyar euro’dan fazla yatırım planlayan Porsche, ilk tamamen elektrikli spor otomobili Taycan ile yeni bir dönemin başlangıcını yaşıyor. Porsche Taycan 4S, Taycan Turbo ve Taycan Turbo S modellerinin 2020 yılının haziran ayında Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor.

Center Of Automotive Management (CAM) verilerine göre 2019’un ilk yarısında dünyadaki elektrikli otomobiller için en iyi ilk beş pazar sırasıyla Çin, Amerika, Almanya, Norveç ve Fransa olurken, otomobil şirketleri elektromobilite konusunda yatırımlarının hızını kesmiyor. Otomobil dünyasının önemli oyuncularından Porsche’da, 2022 yılına kadar elektromobilite alanında 6 milyar euro’dan fazla yatırım yapmayı planlıyor. Porsche için yeni bir dönemin başlangıcı olduğuna dikkat çeken Porsche AG İcra Kurulu Başkanı Oliver Blume, “Taycan geçmiş mirasımızla geleceğimiz arasında bir köprü kuruyor” diyor.

Gri ve yağmurlu bir günde, Gotik mimarinin kalbi Prag’dayız. Bembeyaz bir karşılama ile bizleri bekleyen Porsche’un ilk tamamen elektrikli spor otomobili Taycan’ı inceleme fırsatı buluyoruz. Taycan, elektrikli otomobiller için normal voltaj düzeyi olan 400 volt yerine 800 voltluk bir sistemle çalışıyor. Bu özellik ile, batarya 100 kilometreye kadar bir menzil için yalnızca beş dakikada yeniden şarj edilebiliyor. Taycan’ın bataryasının yüzde 5’ten yüzde 80 şarj seviyesine çıkması yaklaşık 22.5 dakika sürüyor.

Porsche Taycan’ın; Porsche Taycan 4S, Taycan Turbo ve Taycan Turbo S modellerinin 2020 yılı haziran ayında Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor. Kişisel taleplere göre fiyatta değişikler olmakla birlikte, başlangıç fiyatları sırasıyla Taycan 4S 130 bin euro, Taycan Turbo 185 bin euro ve Taycan Turbo S 225 bin euro. Taycan’la, Porsche ilk kez derinin hiç kullanılmadığı bir iç tasarım sunuyor. Geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen iç mekan, elektrikli spor otomobile özgü sürdürülebilir bir konsept sunuyor.

Şarj istasyonlarıyla ilgili çalışmalar ise yoğun şekilde devam ediyor. 2020 yılının sonuna kadar 42 noktada 96 adet Porsche şarj istasyonunun Türkiye’nin farklı noktalarında aktifleştirilmesi planlanıyor. Taycan Turbo S ve Taycan Turbo’nun biri ön aks diğeri arka aks üzerinde olmak üzere iki elektrikli motoru bulunuyor. Taycan Turbo ve Turbo S modellerinin azami hızı 260 km/sa. 2020 yılı sonunda ise ürün gamına eklenecek ilk model Taycan Cross Turismo olacak.

]]>
Milenyum Kuşağı’ndan Sanat Atılımı https://www.fortuneturkey.com/milenyum-kusagindan-sanat-atilimi Fri, 08 Nov 2019 06:13:42 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421667937 Sanat fuarları, küresel sanat piyasasının önemli bir parçası olmaya devam ederken, lüks harcama yapanların (1 milyon dolar ve üstü) yüzde 45’lik kısmını oluşturan milenyum kuşağı sanat koleksiyonerlerinin sayısı hızla artıyor. Miras alma, girişimcilik faaliyetleri ve gelir artışı ile milenyum kuşağının servetinin 2020 itibarıyla 4 trilyon dolar’a ulaşacağı tahmin ediliyor.

İstanbul’un en kozmopolit semtlerinden biri olan Akaretler, eylül ayında sanat altyapısının gelişmesine katkı sağlayarak, Artweeks@ Akaretler sanat etkinliğine ev sahipliği yaptı. Üçüncü edisyonu düzenlenen etkinlik, dünyanın önemli varlık yöneticisi UBS ana sponsorluğunda, Bilgili Holding ve Sabiha Kurtulmuş organizasyonuyla düzenlendi. Sanat koleksiyonculuğu kültürünü besleme ve geliştirme amacıyla genç koleksiyonerleri hedefleyen Artweeks@Akaretler bu yıl, 10 ayrı binada 14 galeri, dört koleksiyoner sergisi ve yedi sanatçı projesiyle yer aldı. İstanbul’un, dünyanın her yanından gelen koleksiyonerler için bir buluşma noktası olduğuna dikkat çeken UBS Europe SE CEO’su ve EMEA Bölgesi Varlık Yönetimi Başkanı Christine Novakovic, Artweeks@Akaretler’in, sanat koleksiyonculuğu kültürünü besleme ve geliştirme amacıyla genç koleksiyonerleri hedeflediğine değiniyor. Özellikle sayısı gün geçtikçe artan milenyum kuşağı koleksiyonerlerle ilgili lüks harcama yapanların (1 milyon dolar ve üstü) yarısına yakınını (yüzde 45) oluşturduğundan bahsediyor. Novakovic ve Kurtulmuş ile dünya sanat piyasasını, yeni trendleri, Türkiye’deki sanat piyasanın son durumunu konuştuk.

UBS’nin sanata yaklaşımı nasıl?

CN: 60 yıldan uzun süredir sanat eserleri topluyoruz ve halen koleksiyonumuzda 70’ten fazla ülkeden 30 binin üzerinde çağdaş sanat eseri yer alıyor. Koleksiyonumuzdaki eserleri düzenli olarak müzelere ödünç veriyoruz. New York’ta yeni bir UBS Sanat Galerisi açtık. Şirketin Orta Doğu, Latin Amerika ve Asya gibi bölgelerdeki büyümesinin yansıması olarak küresel ana piyasadan sanat eserleri satın alıyor, sanatçıları ve galerileri destekliyoruz. Bir süre önce bilgi birikimini ve deneyimi buluşturma ve paylaşma amacıyla koleksiyonerler ve kültürel hayırseverler için küresel ölçekli “Sanat Koleksiyonerleri Topluluğu”nu oluşturduk. Koleksiyonerlerin hem internet ortamında hem de dünya çapındaki önde gelen sanat etkinliklerinde bir araya gelmeleri ve görüşlerini paylaşmaları için platformlar sunmayı hedefliyoruz.

Son yıllarda Türkiye’deki sanat piyasanın gidişatı nasıl?

SK: Bugün Türkiye’deki sanat piyasasının ulaştığı büyüklüğün, 300 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Müzayedelere ve sanat merkezlerine kayıtlı ortalama 350 alıcı ve 50 koleksiyoner bulunuyor. Yapılan bir araştırmaya göre, 2018 yılında sanat piyasası bir önceki yıla oranla yüzde 40 artış kaydederek, 94,7 milyon ciro gerçekleştirdi. Koleksiyoner ve yatrırımcılar genellikle bilinirliği yüksek olan isimlere daha fazla yönelim yapıyorlar. 2018 yılının yüzde 67’lik payını oluşturan kısımda 25 imza isim yer alıyor. Bu isimlerin hala üretim sürecine devam eden yedi sanatçının elde ettiği gelir toplam 13 milyon 412 bin lira. Hayatta olmayan 18 ismin eserinden gerçekleşen satış cirosu ise 49 milyon 925 bin lira.

Bunun yanı sıra, Türk çağdaş sanatının yıllardır önündeki en büyük engellerden biri sanat vergisinin olmaması ve lüks tüketim vergisi içinde değerlendirilmesi. Bu aynı şekilde tüm gümrük işlerini de etkiliyor ve sanatın üzerinde çok ciddi bir yük oluşturuyor. Bu sorun galericilerin ve sanatçıların yurtdışında fuarlara ve sergilere katılımını da olumsuz etkiliyor. Devletin bu konuda atacağı ciddi bir adımla Türk çağdaş sanatının uluslararası platfomlarda yer alması kolaylaşabilir ve aynı şekilde yabancı galerilerin de Türkiye’de yapılan etkinliklere ilgisi artabilir.

2019 yılının en dikkat çeken isimleri ise Fahrelnisa Zeid ve Erol Akyavas oldu. Bir müzayeden aldığım verilere göre, 2019 yılında satışı yapılan en önemli eser Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Kırmızı Kahve” eseri 945 bin TL’ye satıldı. Mehmet Güleryüz’ün “Mostar” eseri 850 bin TL’ye, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Pazar Yeri” eseri 640 bin TL’ye ve Erol Hakkı Akyavaş’ın “1950 Soyut” eseri 430 bin TL’ye satışı gerçekleştirildi.

Dünya sanat piyasasında son durum nedir?

 CN: 2018, küresel ekonomi için büyüme yılı olsa da sonuna doğru bazı yatırımcılar sıkıntı yaşadı. Sanat piyasası ise farklı bir tempoda ilerliyor. Satışlar, 2017’ye göre yüzde 6 artarak 2018’de 67 milyar dolar’ı aştı ve son 10 yıldaki ikinci en yüksek seviyeye ulaştı. ABD, küresel satışların yüzde 44’ü ve değer olarak yaklaşık 30 milyar dolar ile en büyük pazar olmayı sürdürüyor. Birleşik Krallık’da Brexit endişelerine rağmen 2018’de 14 milyar dolar bandına yaklaşarak yüzde 21 pazar payı ile yeniden ikinci en büyük piyasa oldu. Bunlar genel trendlerdi. Bir de milenyum kuşağı ve internet ortamı söz konusu ve bu konularda da ilginç gelişmeler yaşanıyor. UBS’in Clare McAndrew ile işbirliği içinde 600’den fazla yüksek net değere sahip

kişiyi kapsayan bir araştırma, özellikle Asya pazarlarında milenyum kuşağı koleksiyonerlerin ilgisinin ve yüksek harcama gücünün artığını ortaya koydu. Milenyum kuşağı koleksiyonerler, lüks harcama yapanların (1 milyon dolar ve üstü) yarısına yakınını (yüzde 45) oluşturuyor ve bu neslin cüzdanının gücünü vurguluyor.

Miras alma, girişimcilik faaliyetleri ve gelir artışı sayesinde milenyum kuşağının serveti 2020 itibarıyla 4 trilyon dolar’a ulaşabilir. ABD ekonomisinin 2015’teki hacminin yaklaşık 1,5 katı gibi bir sayıdan söz ediyoruz. Bu neslin değerleri ve özellikleri, hükümetler, işletmeler ve dünya çapındaki tüketicilerin harcama trendleri üzerinde önemli sonuçlar doğuracak. Belki de hiç otomobil sahibi olmayacak bir neslin, sanat satın alma iştahı cesaret veriyor. Bu durum, sanat eserlerinin ve koleksiyon parçalarının benzersiz ve genellikle deneyimsel niteliklerinin uzun vadeli varlıklar olarak görülmesi ve yansıması şeklinde yorumlanabilir.İnternet üzerinden satışlar da artmaya devam ediyor. İnternet ortamındaki sanat piyasası, 2018’de önceki yıla göre yüzde 11 artarak 6 milyar dolar’a yükseldi ve küresel satışların değer olarak yüzde 9’unu oluşturdu. Sanat fuarları, küresel sanat piyasasının önemli bir parçası olmaya devam ederken toplam satışların önceki yıla göre yüzde 6 artarak 2018’de 16.5 milyar dolar’a ulaştığı tahmin ediliyor. Sanat fuarlarında gerçekleşen galeri satışları, 2018 yılında toplam değerin yüzde 46’sını oluşturarak fuar ve etkinliklerin sanat ekonomisi açısından ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

]]>