Anahid Hazaryan – Fortune Turkey https://www.fortuneturkey.com Tue, 12 May 2020 11:42:02 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.4.1 Avrupa’da 60 Milyon İşsiz, Ekonomik Toparlanma 2023’te https://www.fortuneturkey.com/avrupada-60-milyon-issiz-ekonomik-toparlanma-2023te Tue, 12 May 2020 11:42:01 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421674855 COVID 19 virüsü küresel sağlığın yanı sıra ekonomiyi de yıkıma sürüklüyor. Uzmanlar, virüsün tüm dünyada ticari faaliyetleri durdurmasıyla ABD’de 1930’larda yaşanan Büyük Buhran’dan beri en büyük felaketle karşı karşıya olduğumuza dikkat çekerken, Mc Kinsey & Company danışmanlık kuruluşunun araştırmasına göre, Avrupa’da yaklaşık 60 milyon kişi işsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Bu da kıtadaki toplam istihdamın yüzde 26’sına denk düşüyor.
Araştırmadaki bulgular salgının istihdam üzerindeki etkilerinin şimdiden hissedildiğini ortaya koyuyor. Buna göre, AB’nin ve dünya ekonomisinin de lokomotifi olan Almanya’da 26 Nisan itibariyle 10 milyon kişi yarım zamanlı çalışan statüsüne kaydırıldı. Bu da istihdamın yüzde 25’ine denk düşüyor. Yine AB’nin bir diğer büyük ekonomisi olan Fransa’da da 22 Nisan itibariyle 10 milyon kişi yarı zamanlı istihdama geçti.
Salgından en çok etkilenen sektörler toptan ve perakende, otelcilik & restoran, imalat ve inşaat oldu. Rapordaki dikkat çekici bir önemli nokta da, işsizliğin özellikle düşük eğitimli ve düşük gelirli kesimi etkilemesi.
Mc Kinsey’nin raporuna göre, en büyük yıkım ise İngiltere’de meydana geldi. İngiltere’de 6 – 19 Nisan tarihleri arasında işgücünün yaklaşık yüzde 22’si ya da 9 milyon kişi geçici olarak işten çıkarıldı.
Öte yandan, sıkıntı yalnızca geçici ya da daimi olarak işten çıkarılanlarla da sınırlı değil. Yüksek işsizlik çalışanlar arasında da ciddi bir endişeye yol açıyor.
İlk toparlanan Çin olacak

Salgından ilk etkilenen ülke olan ancak aldığı sıkı tedbirlerle kısa vadede normal hayata dönebilen Çin’de GSYİH 2019 yılının son mali çeyreği ila 2020 yılının ikinci mali çeyreği arasında yüzde 5,7 oranında daraldı. Çin ekonomisinin 2020 yılı genelinde yüzde 4,4 oranında daralacağı öngörülüyor. ABD için bu rakamlar sırasıyla yüzde -11,2 ve yüzde -8,1; avro bölgesi için yüzde -14,6 ve yüzde -11,1; dünya geneli için ise yüzde -8,4 ve yüzde -6,5 olarak hesaplanıyor.
En erken toparlanan ise tahminlere göre, yine virüsün etkilediği ilk ülke Çin olacak. Çin GSYİH’sinin 2021 yılının dördüncü mali çeyreğinde kriz öncesi seviyeye dönmesi bekleniyor. Avrupa için en erken toparlanma 2023 yılının üçüncü mali çeyreği olarak görülüyor. ABD’yle ilgili ekonomik iyileşme öngörüsü 2023 yılının birinci mali çeyreği. Bu rakamlardan yola çıkarak dünya ekonomisinin 2022 yılının üçüncü mali çeyreğinde kriz öncesi seviyeye dönebileceği hesaplanıyor.

]]>
60 Milyon Avrupalı İşsiz Kalabilir https://www.fortuneturkey.com/60-milyon-avrupali-issiz-kalabilir Tue, 21 Apr 2020 08:15:11 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421674245 McKinsey araştırma kuruluşuna göre, AB ve İngiltere’de salgın nedeniyle 60 milyon kişilik bir işsizler ordusu oluşabilir.

McKinsey yeni yayımladığı raporda, halihazırda yüzde 6 civarındaki AB işsizlik oranının yüzde 11’in üzerine çıkabileceğine ve hastalığın hemen kontrol altına alınamaması halinde yıllarca yüksek düzeyde seyredebileceğine dikkat çekti.

Araştırma kuruluşu, AB ve İngiltere’de her dört işten birinin ücret kesintisi, geçişi işten çıkarma ya da daimi işsizlik olasılığıyla karşı karşıya olduğunu kaydetti. Muhasebeci ve mimar gibi başkalarıyla yakın temas gerektirmeyen mesleklerin yanı sıra polis gibi temel hizmetler sunan meslekler düşük risk grubunda kabul ediliyor.

55 milyon kişi ise perakende kasiyeri, aşçı, inşaat işçisi, otel personeli ve aktörlük gibi yüksek riskli mesleklerde istihdam edilmiş bulunuyor. Riskli sayılan işlerde çalışanların yaklaşık yüzde 80’i üniversite mezunu değil; küçük işletmelerde çalışanlar özellikle risk altında.

Avrupa’nın virüsü üç ay içinde kontrol altına alamaması ve sosyal izolasyonu yaz boyunca da sürdürmek zorunda kalması halinde AB işsizlik oranı 2021 yılında yüzde 11,2’lik pik bir orana varacak ve 2024 yılına kadar da tam bir toparlanma mümkün olmayacak.

McKinsey istihdamın korunması için iş dünyası ve hükümetlerin çok hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. Şirketlerin maliyetleri kesmeleri, mümkünse uzaktan çalışma modelini uygulamaları tavsiye ediliyor. Ayrıca hükümetlere kredi teminatı, vergi muafiyeti ve çalışanlara ücret garantisi gibi zaten şimdi de kıtada yürürlükte olan kolaylıklar sağlamaları çağrısında bulunuluyor.

Dünya 1930’lardan beri bu kadar kötü bir resesyon görmedi. Toparlanma ise belirsizliğini koruyor.

ABD’de salgının başlamasından beri yaklaşık 22 milyon kişi işsiz kaldı. Bu da istihdamın yaklaşık yüzde 13,5’ine denk geliyor. (Kaynak: cnnmoney.com)

]]>
DTÖ’den Büyük Buhran Beklentisi https://www.fortuneturkey.com/dtoden-buyuk-buhran-beklentisi Thu, 09 Apr 2020 08:47:03 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673836 Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Covid 19 nedeniyle uluslararası ticaretin durduğunu ve 1930’lardaki Büyük Buhran kadar kötü bir çöküşün yaşanabileceğini belirtti.

Küresel ticaret sistemini yönetmekten sorumlu Cenevre merkezli DTÖ, 2020 yılı için en iyimser senaryonun ticaretin yüzde 13 daralması olduğunu kaydetti. Bu da bankacılık krizinin yol açtığı 2008-2009 resesyonuna göre çok daha büyük bir daralma.

Ancak örgüt ticaretin yüzde 32 oranında daralabileceği öngörüsüyle 1929 ila 1932 yılları arasındaki küçülmeye benzer bir riskin de bulunduğu uyarısını yaptı.

DTÖ Başkanı Roberto Azevedo şu ifadelere yer verdi. “Bu rakamlar çirkin. Ama hızlı ve güçlü bir toparlanmayı da göz ardı etmemek gerekiyor. Halihazırda alınan kararlar iyileşme ve küresel büyüme beklentilerinin gelecekte nasıl olacağını belirleyecek.”

Azevedo açıkça ülke adı belirtmese de ABD ila Çin arasındaki ticaret savaşının sona ermesinin salgının zararlarını azaltabileceğine dikkat çekti.

]]>
Salgın, Ekonomik Düşüncenin Merkezine İnsanı Oturtmamızı Söylüyor https://www.fortuneturkey.com/salgin-ekonomik-dusuncenin-merkezine-insani-oturtmamizi-soyluyor Tue, 07 Apr 2020 08:49:40 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673763 Siyasetçiler, iş dünyası liderleri ve medya sıklıkla şu soruyu soruyor: “Ekonomi ne olacak?” Peki ama ekonomi derken tam olarak ne kastediliyor? Bu sözcüğün kökeni Yunanca; Yunanca oikos’tan gelen eko ev/hane anlamında. Eki nomy ise Yunanca nomos’tan geliyor ve yönetim demek.

Ne yazık ki, sözcüğün kökeni olan ev yönetimi tanımı genellikle politikacılar, medya ve pek çok ekonomist tarafından doğru şekilde anlaşılmış değil. Ekonomi sıklıkla GSYİH, finans piyasaları ve istihdam çerçevesinde değerlendiriliyor.

Oysa ekonomiye bu yaklaşım biçimi sorunlu ve nitekim koronavirüs salgını da bunu bariz hale getirdi.

Ekonomi sanki otomatik bir şekilde işleyen, iş dünyasını ve haneleri birbirine bağlayan ve her kesimin salt kendi çıkarları doğrultusunda yönettiği bir piyasa sistemiymiş gibi sunuluyor. Ekonomi adeta motordan ibaretmiş gibi algılanıyor.

Ancak ekonomiyi bir motor olarak görüp, insan unsurunu göz ardı ettiğimizde, hem politika hem de geleceğimiz açısından temel bazı unsurlar ortaya çıkıyor.

Birincisi, ekonomiyle sağlık karşı karşıya getiriliyor. Bundan dolayı bazı siyasetçiler ve yorumcuların ekonomiyi mi yoksa hayatları mı kurtarmanın daha önemli olduğundan söz ettiklerini görüyoruz. Ekonomi ila sağlık arasındaki bu gerilim kurumlara ve onların stratejilerine de yansıyor.
Pek çok ülkenin 2008 yılı ekonomi krizinin ardından benimsediği bütçe kesintileri sağlık ve diğer sosyal hizmetlerdeki kaynakları kuruttu. Bu önlemler kamu sağlığı harcamaları ve sosyal hizmetler yerine borç geri ödemelerine öncelik tanıdı.

Dünyada sağlık ekonomi açısından önemsenmiyor. IMF ve Dünya Bankası’nın başı çektiği ekonomik reformlar söz konusu olduğunda, Dünya Sağlık Örgütü hiçbir zaman masada olmadı.

Kamu sağlığı ve genel olarak sağlık, ekonomiyle ilgili esas tartışmaların görünür kısmında yer almadı. Ancak halihazırdaki salgın bireylerin ve toplumların sağlığının ekonominin çarkının dönmesi için önemli olduğunu gösteriyor. İnsan kaynakları bu motorun temelleri ve işletenleri.
Yarının ekonomisinde sağlık artık ikinci plana atılamaz. Ekonomiyi hem bireylerin hem de toplumların sağlığı üzerinde inşa etmek bizleri gelecekteki salgınlara karşı daha dirençli kılacaktır.

Yarının ekonomisi insan odaklı olmalı. Tüm insanların aslında kırılgan olduğunu, hepimizin hayatımızın bir aşamasında ilgi ve bakıma gereksinim duyduğumuzu ve bunun bir değer içerdiğini göz önünde bulundurmalı. Bu değer de yalnızca parasal değil: Çocuklarımıza, anne babamıza, komşularımıza ihtiyaç duyduklarında destek olmak tam da bizi insan ve insani kılan özellikler.

ABD’nin teşvik paketi de dahil geleceğin ekonomisi sağlık, yoksulluk, açlık, evsizlik ve düzgün bir iş gibi bir dizi göstergeyi içermeli.
O halde şimdi tekrar soralım; “Ekonomi nasıl gidiyor?” (Kaynak: marketwatch.com)

Sophie Mitra

Sophie Mitra, Fordham Üniversitesi’nde ekonomi profesörü ve “Disability, Health and Human Development” kitabının yazarıdır.

]]>
Vietnam Sınırlı Kaynaklarla Korona Mücadelesini Nasıl Kazandı? https://www.fortuneturkey.com/vietnam-sinirli-kaynaklarla-korona-mucadelesini-nasil-kazandi Tue, 31 Mar 2020 08:14:54 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673484 Zengin ülkeler korona salgınına karşı etkili önlemler alamazken, Asya’nın görece yoksul ülkelerinden Vietnam şaşırtıcı bir biçimde koronayı dizginlemeyi başardı. Vietnam’da koronadan ölüm vakalarına rastlanmadı.

Peki nasıl oldu da sınırlı kaynaklara sahip olan bir ülke gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerini çökme noktasına getiren küresel bir salgınla baş edebildi?

Vietnam şimdiye kadar 203 korona vakası belirledi ve hiç ölüm olmadı. Diğer zengin ülkelere kıyasla Vietnam geniş çaplı testler gerçekleştirebilecek mali güce sahip değil. Örneğin, Güney Kore 338 bin kişiyi testten geçirdi. Oysa Vietnam’da bu rakam yalnızca 15 bin 637 kişiyle sınırlı (20 Mart tarihi itibariyle geçerli olan rakam). Ülke kontrolü altındaki önlemlere odaklanarak uluslararası topluluğun takdirini kazandı.

Vietnam COVID 19’un yayılmasını önlemek için 1 Şubat’ta bir dizi önlem aldı. Çin’den gelen tüm uçuşları durdurdu. Ayrıca Ay Yeni Yılı tatilinden sonra okulları açmadı. İki hafta sonra Hanoi’nin kuzeyindeki Vinh Phuc eyaletinde 21 günlük karantina uygulandı.

Vietnam’ın proaktif çabaları, ülkenin yaşam kalitesinde büyük bir iyileşme belirlediği yirmi yılın ardından geldi. 2002 ila 2018 yılları arasında ekonomik dönüşüm 45 milyonu aşkın Vietnamlıyı yoksulluktan kurtardı. Kişi başı GSYİH ikiye katlanmanın ötesine geçerek 2018 yılında 2 bin 500 doların üzerine çıktı; GSYİH yüzde 7,1 oranında büyüdü. Ülkenin sağlık sistemi de iyileşti; yaşam süresi 1990 yılında 71 yılken 2015’te 76 yıla çıktı.

Koronavirüs karşıtı önlemler Vietnam’a gelen herkes için zorunlu 14 günlük karantinayı içeriyor; zaten tüm dış hat uçuşları da durduruldu. Ayrıca enfekte insanlar izole ediliyor ve bunların temas etmiş olabileceği kişiler de sıkı bir takip altına alınıyor.

Ho Chi Minh Çocuk Hastanesi, enfeksiyon hastalıkları sorumlusu Truong Huu Khanh, “Yabancı bir ülkeden geliyorsanız komşular biliyor” diyor. “Civarda enfekte birisi varsa bunu yetkililere bildireceklerdir.”

Vietnam tek parti devleti, geniş çaplı ve iyi organize ordusu ve güvenlik hizmetleriyle çok hızlı karar almayı ve uygulamayı başardı. Ayrıca ülkede güçlü bir gözetim kültürü var. Herhangi birisi yanlış bir şey yaptığında komşuları tarafından yetkili mercilere ihbar ediliyor.

Bu yaklaşım daha açık toplumlarla işlemeyebilir. Ancak Vietnam sınırlı hastane kaynaklarına rağmen bu siyasi düzeni sayesinde salgını denetim altına almış gözüküyor. (Kaynak: Dünya Ekonomik Forumu)

]]>
Koronavirüs Ekonomileri “Derin Dondurucu”ya Sokacak https://www.fortuneturkey.com/koronavirus-ekonomileri-derin-dondurucuya-sokacak Mon, 30 Mar 2020 12:00:58 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673445 Ekonomistler koronavirüs salgınının dünyadaki ekonomileri “derin dondurucu”ya koyacağını öngörüyor.

Salgın büyüdükçe dünyadaki ülkeler de yüz milyonlarca insanın günlük aktivitelerini kısıtlayacak radikal önlemler alıyorlar.

Johns Hopkins Üniversite’sinin derlediği verilere göre, şimdiye kadar dünyada 723 bini aşkın kişiye COVID-19 bulaştı ve 34 bin 018 kişi hayatını kaybetti.

ABD’deki vaka sayısı 143 bini geçti; ülke halen kesinleşmiş enfeksiyon sayısında geçen hafta İtalya ve Çin’i geride bıraktı.

Analistler salgın nedeniyle bu yıl tüm gelişmiş ekonomilerin resesyonla karşı karşıya kalacağını tahmin ediyorlar. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin GSYİH’sinin bu yıl yüzde 3 daralması bekleniyor.

Berenberg yatırım bankasından analistler hazırladıkları raporda “En azından marttan mayısa kadar olan süreçte ekonomik veriler barış zamanında şimdiye kadar görülmemiş bir daralmaya işaret ediyor” ifadesine yer verdiler.

Analistlerin öngörüleri, tüm gelişmiş ekonomilerin yıllık bazda yüzde 3 (ABD) ila yüzde 7 (İtalya) arasında bir gerilemeye tanık olacakları yönünde. (Kaynak: cnbc.com)

]]>
Koronavirüs Zamanında İşinizi Ayakta Tutmanın Yöntemleri https://www.fortuneturkey.com/koronavirus-zamaninda-isinizi-ayakta-tutmanin-yontemleri Fri, 27 Mar 2020 14:10:00 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673382 Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını şirketleri önlem olarak ya ölçek daraltmaya ya da tamamen kapanmaya zorluyor.

Nitekim 23 Mart itibariyle, ocak ayının aynı dönemine göre ABD’de faaliyetlerini durduran işyeri sayısı yüzde 40 oranında arttı.
İşyeri sahipleri de umutlu değil. Küçük ölçekli işletmelerin yüzde 76’sı bu salgından olumsuz etkilendiklerini kaydediyorlar.

Ancak risk yönetim uzmanı Nicholas Bahr’a göre, işyerleri kitlesel izolasyonun ne kadar süreceği ve hükümetlerin kendilerine bu süreçte nasıl yardım edeceğini beklerken, hayat normale döndüğünde hazırlıklı olmak için bazı önemler alabilirler. İşte Barr’ın konuyla ilgili 7 tavsiyesi:

Çalışanlarınıza özen gösterin: Çalışanlarınızla “güçlü ve kesintisiz” iletişim kurun. Onların virüsten şahsen nasıl etkilendiklerini sorun ve mümkünse, onları nasıl desteklemeyi planladığınızı açıklayarak güvence verin.
Bir yönetişim sistemi oluşturun: Duygusal tepkilere değil de verilere dayanan bir yönetişim sistemi oluşturun.

Risk değerlendirmeleri yapın: Mevcut bir risk değerlendirmeniz varsa bile, bu duruma uygun olmayabilir. Salgın sırasında insanları, finansı, teknolojiyi ve operasyonları korumak için gereken hijyen ve güvenlik önlemlerine odaklanan yeni bir risk değerlendirmesi yapın.

Dış iletişime önem verin: Bahr, “Kriz sırasında en önemli emteanız güvendir” diyor. Tüm müşterileri, paydaşları ve genel olarak kamuoyunu salgınla mücadelede gerekli önlemleri aldığınıza dair güven duymalarını sağlayın. Bunun için sosyal medya mükemmel bir platform olabilir. Müşterileriniz de burada fikirlerini paylaşabilirler.

Tedarik zincirlerini değerlendirin: Müşterileriniz hâlâ müşterileriniz olarak duruyor mu ve bu koşullarda sizden neler bekliyorlar. Daha sonra da bu talepler doğrultusunda tedarikçilerinize size neler sunabileceklerini sorun.

Operasyonel riskleri gözden geçirin: İşinizin tüm operasyonel yönlerini değerlendirin ve sosyoekonomik görünüm düzelir düzelmez hazır olabilmeniz için bir ön kontrol listesi hazırlayın.

Bu zamanı verimli hale getirin: Daha önce zamanınız olmadığı için üzerinde düşünemediğiniz yeni hizmet ve prosedürler geliştirmeye odaklanın. Çalışanlarınızı da bu sürece dahil ederek, onların kendilerini üretken hissetmelerini sağlayın.

Yeni bir iş ortamı

Bu arada, kurumsal strateji danışmanlık şirketi Fortune Advisors’ın CEO’su Greg Milano, iş dünyasının toparlanma stratejisinin üç ana adımda özetlenebileceğini kaydediyor: Ayakta kalma, iyileşme ve fırsatlardan yararlanma.

Milano’ya göre, iş dünyasının ilk önce nakit akışı ve likidite konularını halletmesi gerekiyor. İkinci adım, teknolojinin modernizasyonu gibi olası iyileşme alanları hakkında düşünmek. Ve son olarak, bu süreçten en az etkilenenler için yeni iş fırsatlarından yararlanma zamanı olabilir.
Greg Milano, ayrıca salgın sonrası yeni bir iş modelinin doğacağını da sözlerine ekliyor.

İlk olarak daha fazla sayıda şirket uzaktan çalışmaya başlayacak. Evden çalışma düzeni daha uygulanabilir hale gelecek.

Bu da tabii ki teknolojinin hızlı gelişimiyle sağlanacak.

Üçüncüsü, tedarik zincirlerinin küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesi için küreselleşmenin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.
Ve son olarak, şirketlerin uzun vadeli planlamayla daha sağlam bir yapı edinmeleri gerekiyor.

Bahr’a göre iş dünyası için kısa vadeli görünüm belirsiz olsa da, kendisi iyimser. “Unutmayalım ki, tünel karanlık olsa da, buradan mutlaka çıkacağız” diyor. (Kaynak: cnbc.com)

]]>
Covid 19 Paydaş Kapitalizm İçin Turnusol Olacak https://www.fortuneturkey.com/covid-19-paydas-kapitalizm-icin-turnusol-olacak Thu, 26 Mar 2020 08:30:26 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673279 Dünyada COVID 19 salgını sürerken, bunun ekonomi üzerindeki etkileri de gittikçe büyüyor. Global ekonomik büyüme tersine döndü; şirketler müşterilere hizmetlerini iptal etmeye başladılar, milyonlarca çalışan da ya teknik olarak işsiz ya da kovulmuş durumda. Bu noktada şu soru devreye giriyor: Pek çok şirketin daha birkaç ay önce benimsediği, aydınlanmacı ekonomik model “paydaş kapitalizm”e ne oldu? Bugün tanık olduklarımızla nasıl bağdaştırılabilir?

Bu soruya yanıt vermek için önce paydaş kapitalizmin ne olduğuna bakalım: Şirketin uzun süreli varlığını ve dirençli olmasını güvence altına almak ve şirketi toplumla bütünleştirmek. Bu bağlamda, koronavirüs salgını gibi kısa süreli ekonomik krizler hangi şirketlerin gerçekten paydaş modelini benimsediklerini ve hangilerinin kısa vadeli karları tercih ederek bu yaklaşımı kâğıt üzerinde bırakıp, uygulanmaktan kaçındıklarını ortaya çıkarıyor. Nitekim Covid-19 krizi de kimlerin paydaş kapitalizmi benimsemede samimi olduklarını ortaya koymada turnusol kâğıdı görevi üstleniyor.

Tabii ki pek çok küresel şirket Covid 19 salgınıyla derinden sarsıldı ve kendilerinden kaynaklanmayan bir durum karşısında acı reçeteler uygulamak zorunda kaldı. Konaklama, perakende ve seyahat sektörlerindeki pek çok küçük ve orta ölçekli işyeri hükümetlerin talimatıyla faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Bu da sınırlı olanakları nedeniyle, kepenk indirmek dışında başka bir seçenek bırakmadı. Ancak paydaş modelini gerçek anlamda benimseyen küresel şirketlerle kısa vadeli hissedar modelini tercih eden şirketler arasındaki farklılıklar çok çarpıcı olabilir.

İlk olarak, bazı büyük şirketler büyük çaplı hisse geri alımları için artan kârlarından yararlandılar. Bu da kısa vadeli kârlarını ve yönetici bonuslarını şişirdi. Ancak stratejik rezervlerinden ve yatırımlarından mahrum olan bu şirketlerin çoğu şimdi zor durumda ve hükümet el uzatmadığı sürece de düzelebilecek durumda değil.
Kârlarını dijital dönüşüme, yeteneğe, ARGE’ye ve müşteri ilişkilerine yatıran şirketler ise bu zor süreçte diğerlerinin sahip olmadığı bir hareket esnekliği sergileyebiliyorlar.

Öte yandan, yakın zamana kadar bazı şirketler 2019 yılı kârlılığı ve hisse fiyatlarından yola çıkarak CEO’ları içi rekor bonuslar ödeyeceklerini duyurmaya devam ettiler. Örneğin, İngiliz havayolu şirketi easyJet uçuşlarının çoğunu iptal ettikten sonra devlet yardımı için başvurmasına rağmen 174 milyon paundluk temettü dağıtımından vazgeçmeyeceğini bildirdi. Böyle bir sığ görüşlülük ne müşterileri, ne çalışanları ne de hükümetler tarafından unutulabilir ve zaten unutulmamalıdır da.

Buna karşılık faaliyetleri büyük bir sarsıntı yaşayan Marriott Otelleri’nin CEO’su Arne Sorenson 2020 yılında hem kendisinin hem de yönetim kurulu başkanının maaş almayacağını söyledi; ayrıca yönetim kadrosunun maaşlarını yarı yarıya azalttıklarını duyurdu. Böylece şirketinin çalışanları ve faal olduğu toplumla bir bütün oluşturduğunu kanıtladı.

Paydaş modelini benimseyen şirketler iş modelleri daha sağlam, hükümet ve kamuoyuyla ilişkileri daha güçlü olduğu için bu tür krizlerde daha dayanıklı bir yapı sergileyebilirler.

Bir başka güzel örnek ise Danimarkalı lojistik devi Maersk. Maersk neresi olursa olsun, ihtiyacı olan yerlere acil ihtiyaç maddelerinin ulaştırılması için gemilerini ve kargo alanlarını sunmaktan çekinmiyor. Bunu da Danimarka hükümetiyle paydaş işbirliği sayesinde başarabiliyor. Şirketin merkezinin yer aldığı Danimarka, krizlerde çalışanları ve şirketleri koruma konusunda en iyi olan ülkelerden biri. Danimarka halkı, hükümeti ve iş dünyası arasındaki “toplumsal sözleşme” paydaşların kriz zamanlarında dirençli ve proaktif olmalarını sağlıyor. (Kaynak: World Economic Forum)

KLAUS SCHWAB – DÜNYA EKONOMİK FORUMU BAŞKANI

]]>
Asya Korona Krizini Yönetmede Batı’dan Daha İyi https://www.fortuneturkey.com/asya-korona-krizini-yonetmede-batidan-daha-iyi Wed, 25 Mar 2020 12:16:34 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673258 Paraları için güvenli liman arayan yatırımcılar dikkatlerini Asya’ya çevirmek zorundalar. Morgan Stanley’e göre, Asya Batı’ya göre mevcut krizi yönetmede daha başarılı gözüküyor.

Morgan Stanley’den kıdemli portföy yöneticisi Andrew Harmstone, virüsün hızla Asya’dan Batı’ya yöneldiğini ve bu kıtanın da salgını kontrol etmede iyi bir performans sergileyemediğini kaydediyor. Harmstone bundan dolayı da, yatırımcıların portföylerini ekonomik krizi yönetmede daha hazırlıklı bir tablo sergileyen Çin’e ve Asya’ya yöneltmelerinin daha mantıklı olacağını belirtiyor.

Bununla birlikte, Batı’nın hâlâ Çin’in en büyük müşterisi olduğunu, dolayısıyla Çin’in tam anlamıyla operasyonel olması için küresel bir toparlanmanın önem taşıdığını da sözlerine ekliyor.
Analistlerin Asyalı ülkelerin krize Batılı ülkelere göre daha iyi hazırlanmış olabileceklerini düşünmelerinin bazı gerekçeleri:

Yakın zamandaki krizlerden sonra daha hazırlıklılar

Salgın hastalıklar Asya kıtasına yabancı değil. 2003 yılındaki en son SARS salgını Çin, Hong Kong ve Singapur’u olumsuz etkileyerek, ekonomilerini resesyona sokmuştu. Bu da hükümetlerin bir sonraki krize daha iyi hazırlanmalarını sağladı. Aberdeen Standard Investments’ta Asya sabit gelir yatırım yöneticisi Lin Jing Leong, “Belli Başlı Asya ekonomileri geçmiş krizlerden çok şey öğrendiler ve güçlü bilançolara odaklandılar. Bu da dış şoklara karşı ekonomilerini koruyacak önlemler almaları anlamına geliyordu” diyor.

New York merkezli varlık yönetim kuruluşu PineBridge Investments, “Çin’in koronavirüs krizine cevabı dünyaya önemli dersler verdi: İlk önce salgını dizginle, sonra ekonomiyi teşvik et. Hong Kong, Singapur, G.Kore, Filipinler ve Malezya salgının kontrolü için sıkı önlemler aldılar ve bu da piyasanın toparlanmasını sağladı” diyor.

Asyalı ülkelerin nakit pozisyonları güçlü

PineBridge’de Asya varlıkları yatırım direktörü Siddhartha Singh, “Asyalı şirketlerin cebi şişkin” diyor. Analiste göre, Asya’daki pek çok şirket son iki yılda maliyeti kontrol etmek ve sermaye harcamalarında disiplini sağlamak suretiyle zorlu iş ortamında nasıl ayakta kalınacağını öğrendiler. Asyalı şirketler daha iyi bir nakit pozisyonuna sahip oldukları için ortalık sakinleşince tekrar işe yatırım yapabilecek durumdalar.

Asya’daki merkez bankaları faiz indirimi için hâlâ müsait

Dünyada faiz oranları düşük ve bazı ülkeler çoktan negatif faize geçmiş durumda. Ancak Asya’daki merkez bankaları ekonomilerini desteklemek için hâlâ faiz indirimi olanağına sahip. Dolayısıyla gerektiğinde ilave likidite sağlayabilecek durumdalar. ABD ve Avrupa merkez bankalarına kıyasla ellerindeki cephane henüz bitmiş değil. (Kaynak: cnbc.com)

]]>
Home Office Çalışırken Nasıl Giyinmeli? https://www.fortuneturkey.com/home-office-calisirken-nasil-giyinmeli Tue, 24 Mar 2020 13:48:43 +0000 https://www.fortuneturkey.com/?p=532421673209 Evden çalışırken belli bir kıyafet zorunluluğu yok.

Home office’ken nasıl görünüyorsunuz? Bütün gün pijamayla mı dolaşıyorsunuz? Duş almaya bile üşeniyor musunuz? Yoksa evde klavyenizin başındayken bile ofisteymiş gibi giyiminize önem veriyor musunuz?

Yetkililer Covid-19 salgınını kontrol altına almak için uğraşırken, milyonlarca beyaz yakalı da evden çalışıyor.

Aslında moda uzun zamandan beri gittikçe daha rahat bir giyim tarzına yöneliyor. Özellikle milenyum kuşağının çalıştığı teknoloji şirketlerinde bu trendi gözlemlemek mümkün. Hatta iliklenmiş ceket, kravat giyiminde aşırı titiz Goldman Sachs bile daha ‘esnek’ biri giyim tarzını benimsiyor.

Ancak rahat giyim ortamında bile tabii ki bir sınır var. 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre, bir iş görüşmesine giderken Amerikalıların yüzde 65’i, şirketin giyim tercihi ne olursa olsun, takım elbise giymeyi tercih ediyor.

Peki koronavirüs salgınının yarattığı belirsizlik ortamında evden çalışanların uyandıktan sonra bütün gün pijamayla bilgisayarın başına oturmaları doğru mu?

Psikolog Erik Fisher” eğer bu bize iyi geliyorsa ve enerjimizi işimize vermemizi sağlıyorsa, sorun yok” diyor. Bununla birlikte genel olarak insanlara salgın sırasında kaygılarını yatıştırabilmeleri için normal hayattaki giyim tarzından ödün vermemelerinin daha uygun olabileceği tavsiye ediliyor.

Fisher’e göre ise, her şey tamamen zihinsel hazırlıkla ilgili. “Eğer kişi ofise gidiyormuş gibi giyindiğinde kendini daha iyi hissediyorsa, rutinini bozmasına gerek yok.”

Araştırmacılar uzun süre giyim tarzının verdiği mesajla ilgililer; bu yalnızca insanların giyim aracılığıyla birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını değil kendilerini nasıl algıladıklarını da açıklayan bir faktör. 2015 yılında yapılan bir araştırma, giyimlerine özen gösteren insanların daha yaratıcı olduklarına işaret ediyor.

Ancak bu da kesin bir çıkarsama değil. Kişiden kişiye değişiyor.

Youtube kanalında Better Ideas diye bir program yapan ve evinden çalışan Kanadalı Joey Schweitzer, “Eğer disiplinli olur, yataktan kalkar kalkmaz duş alır, kendinizi iyi hissedeceğiniz kıyafetler giyerseniz, gününüz güzel geçer” diyor. “Bu durumda işinize daha çok dikkat edecek ve kendinizi toplumun yararlı bir üyesi gibi hissedeceksiniz.” (Kaynak: cnnmoney.com)

]]>