'De ja vu' mu yoksa bu defa farklı mı?


ŞANT MANUKYAN
ŞANT MANUKYAN

ABD’de geçtiğimiz haftalarda paylaşılan verilere göre hiç güvenli olmayan sulara açıldığımız net bir şekilde görülüyor. Sonrasını yaşayarak göreceğiz. 

St. Louis FED geçtiğimiz haftalarda önemli bir analiz/tespit paylaştı. Verileri paylaşmadan önce bu analize paralel bir görüntüyü paylaşmak istiyorum. Grafikte ABD Merkez Bankası (FED) tarafından düzenli olarak açıklanan -hane halkı ve şirketler dışı- net servet ve GSYH’yi görüyorsunuz. Verinin açıklanmaya başladığı tarihten bu yana aldım ve normalize ettim. İlk on yıllarda fark net görünmüyor ancak GSYH’deki değişim 1986 yılına kadar her zaman servetten daha yüksek oranda seyrediyor. 1986 yılında bu durum bozuluyor ve önce 2000’de net bir ayrışma ve çöküş, ardından 2007’de daha büyük bir ayrışma ve çöküş (hem varlık fiyatları hem momentum babında) ve nihayet 2017…
  
Gelelim St. Louis FED’in rakamlarına: 2016 sonu itibariyle hane serveti 93 trilyon dolara ulaştı (net rakam 92 trilyon 805 milyar). Bu yıllık harcanabilir gelirin 6,61 katına denk düşüyor ki 2006 yılında görülen ve o tarihte rekor seviye olan 6,59’un da aşılması demek. 2000 rekoru ne diye merak edenler varsa 6,24’tü.

Buraya kadar paylaştığım rakamlara baktığımızda hiç güvenli olmayan sulara açıldığımız net bir şekilde görülüyor. 2007 krizine göre bir avantaj; hisse ve emlak değerleri henüz yeni zirveler kaydedebilmiş değil ve hanelerin mortgage yükümlülükleri de çok daha düşük seviyelerde (iflaslar, borç kapamalar ve düşük faizler bu durumu oluşturuyor) .

Orana geri dönersek 1952-2016 döneminde net servetin harcanabilir gelire oranı ortalama 5,4 olarak gerçekleşmiş. 2016 itibariyle hisselerin hane varlıklarındaki payı yüzde 24, uzun vadeli ortalama yüzde 16, 1999 zirvesi yüzde 29. Oransal olarak ise 2016’da 1,84 olurken 1999 zirvesinde 2,08’di. Rahatlatıcı veya avutucu nokta henüz iki standart sapma büyüklüğünde bir fark söz konusu değil.

Emlak ise 2005 yılında gelirin 2,5 katı ve servetin yüzde 33’ünü oluşturuyordu (her ikisi de tarihi ortalamanın 2 standart üstünde) . Şu anda ise oran ortalama civarında ve yüzde olarak da uzun vadeli ortalamanın altında. Yani yıldırımın iki kez emlak fiyatlarına düşme ihtimali yok.

Bu durum 2007’den ziyade 1999’u andırıyor: Her iki kalemde bir çöküş yerine bir varlıkta çöküş yaşanırken diğerinin ayakta kalması. Öte yandan FED yazısında bahsetmemiş olsa da hisselerin kimde olduğu da kritik bir nokta. Hisse piyasasında bir çöküş olduğunda dot.com vakasında olduğu gibi geniş kesimler mi etkilenecek (geniş kesimlerde hisse ağırlığı çok düşük ve 2012 sonrası rallide de katılımları çok zayıf) yoksa yüzde 0,1 -hadi genişletelim yüzde 1- mi etkilenecek? Bir çöküşün bu kesim üzerinde yaratacağı hasar ne oranda olur? Ve elbette bono ve benzeri varlıkların da içinde olduğu “diğer kalemi” zirvesinde. Bono getirilerinde yaşanan sert bir yükselişte ekonominin herhangi bir kesimi hasar almadan kurtulabilir mi?







Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X