JCR: Uluslararası koşullar Türkiye için en uygun konumda

JCR Eurasia Rating Başkanı, 'Uluslararası finansal koşulları Türkiye ekonomisini yatırım yapılabilir konumda tutmak için en uygun konumundadır' dedi.


  FOTOĞRAF: AA
22.08.2016
JCR: Uluslararası koşullar Türkiye için en uygun konumda

JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan Ökmen, "Uluslararası finansal koşulları Türkiye ekonomisini yatırım yapılabilir konumda tutmak için en uygun konumundadır." dedi.
   
Yazılı bir açıklama yapan Ökmen, Türkiye'de hükumetin bütünlüğünün, yasama gücünün ve halk desteğinin devam ettiğini belirtti.
   
Ökmen açıklamasında şunları söyledi: 
   
"Uluslararası finansal koşullar Türkiye ekonomisini yatırım yapılabilir konumda tutmak için en uygun konumundadır: Dış talebin zayıf görünümüne rağmen, petrol fiyatlarındaki toparlanmanın, gevşek para politikalarının ve düşük faizlerin uzun vadede devam edeceği algısının tetiklediği küresel risk iştahındaki canlılık, Türkiye’nin finansal pozisyonlarının düzelmesine yardımcı olmaktadır. 
   
Türkiye’de hükumetin bütünlüğü, yasama gücü ve halk desteği devam etmektedir: Darbe girişimine rağmen hükümetin istikrarı tam olarak korunmaktadır. Ancak Hükumetin istikrarı siyasi istikrar demek değildir. İç karışıklık, sivil kargaşa, dış karışıklık, yozlaşma, dinsel ve etnik gerilimler, bürokratik kalite zayıflaması siyasi istikrarı çok büyük ölçüde bozmuş durumdadır. 
   
Türkiye politik açıdan her an sıradışı ve beklenmedik gelişmelere açık bir ülke algısı yaratmıştır: Yatırım ortamını bozan demokrası zayıflıkları, bozulan uluslararası ilişkiler, ortadoğu terörünün yansımaları, iç çatışma hali, toplumsal kutuplaşma ve yüksek enflasyon yatırımcılar açısında zorluk yaratmaya devam etmektedir. 
   
Başarısız darbe girişimini izleyen uygulamalar ve gelişmeler siyasal risk seviyelerini bozmakta ve not görünümü üzerinde aşağı yönlü baskıları ağırlaştırmaktadır: Siyasal belirsizliğin artması ise ekonomi politikalarının etkinliğinde ve ülkenin ekonomik performansı için sınırlayıcı etkiler üretme olasılığı belirsizliği görünüm notlarını baskılamaktadır. 
   
Ekonomik büyüme dinamikleri ile halkın ve politik partilerin ulusal düzeyde oluşturduğu ortak dayanışma tekrar zayıflamaya başlamıştır: Demokratikleşmeyi, güçler ayrılığını, yargı bağımsızlığını ve basın özgürlüğünü destekleme ve Anayasa değişikliği yapma amaçlı bir ulusal uzlaşı henüz ortaya çıkmamıştır. 
   
Paralel devlet yapılanmasıyla (PDY) ilişkili şirket ve kişilerin sistemden ayıklanmaları hayati önemde arındırma ve temizlik operasyonlarıdır: Darbe girişimi sonrasında Fethullahçı yapıyla ilişkili olduğu düşünülen şirketlere yapılan kayyum atamaları ve şirket yöneticilerinin tutuklanmaları, şeffaflık, haksiz rekabetin azaltılması, fırsat eşitliğinin sağlanması, kayırmacılığın sonlandırılması açılarından olması gereken hayati bir temizlik hareketidir. 
   
Paralel yapılanmaya yönelik yapılan operasyonların boyutunun ve şirket sayısının  giderek artıyor olması kısa dönemde genel ekonomi için ciddi bir sistemik riskin oluşumuna sebebiyet verebilecek potansiyele yaklaşmaktadır: Aralarında oldukça büyük ölçekli şirketlerinde olduğu dikkate alınır ise atanan kayyumların bu gibi şirketleri canlı tutabilecek, faaliyet ve üretim devamlılığını rasyonel olarak yürütebilecek yetenek ve yeterlilikte olup olmadıklarını ilerleyen dönemlerde daha net anlayacağız.  
   
FETÖ /PDY ve darbe girişimiyle ilintili şirketlerin, kişilerin ve kurumların mülkiyet haklarının hukuken korunmadığına yönelik algıların oluşmaması için yatırımcı bilgilendirme toplantılarına devam edilmelidir.
   
Çok sayıda kamu personelinin işten çıkartılmasıyla Kamu kurumlarının idari kapasitelerinde meydana gelen derin aşınmanın nasıl giderileceği konusundaki belirsizliği daha da artmış durumdadır.  
   
Siyasi baskılara maruz bırakılan Merkez Bankası genel eğilim olarak büyüme odakli politikalara yönelmiştir: Merkez Bankası’nın para politikasında son dönemde gerçekleştirdiği gevşeme enflasyon için ilave riskler yaratmaktadır.  Bundan sonra da bu gevşeme halinin devam edeceğine dair sinyaller MB politikalarının konjonktüre uygun düşmediği, küresel riskleri önemsemediği algısını artırmaktadır.   Politika gevşemelerinin sürmesi halinde TL nin yılın geri kalanında hızla değer kaybetme riski ile karşı karşıya kalacağını beklemekteyiz. Türk Lirasının dolar karşısında önemli ölçüde değer kaybedeceği beklentisine dayalı olarak, bu durumun da dış finansman maliyetlerini artırma riski yükselmiştir.
   
Parasal gevşemeye paralel olarak mali gevşeme sinyalleri de almaktayız.  Bu Türkiye ekonomisinin tamponlarının koruyuculuk gücünü zayıflatacaktır. 
   
Darbe girişiminin başarısızlığa uğratılması demokratikleşme açısından önemli bir eşik olmasına rağmen Normalleşme henüz sağlanmamıştır.
   
AB, ABD ve diğer birçok ülke ile Türkiye arasında umut verici ilişkilerin olmadığını görüyoruz. Zira, Türkiye’nin Batı dünyasından gördüğü destek ve empati azalmış, Türkiye’nin de Batılı ülkelere karşı güven duygusu aşınmıştır. Dünya sermaye piyasalarında en önemli paya sahip olan ABD ile ilişkilerin gerilmesi önem arzetmektedir. 
   
OHAL uygulamalarında Türkiye’yi AB standartlarından uzaklaştıran uygulamaların varlığı Türkiye’nin istikrar algısına zarar vermekte, Türkiyenin siyaseten normalleşmediği algısını sürekli canlı tutmaktadır. Ayrıca OHAL uygulamalarının uzatılacağı ve demokratik hak ve özgürlükleri zayıflatacağı yönündeki beklenti yatırımcı algısını bozmaktadır.  
   
Kurulması tasarlanan büyük ölçekli Devlet Yatırım Fonu’nu bankacılık sisteminin finans sektöründeki hakimiyetini net olarak azaltacaktır:  Devlet Yatırım Fonu’nun Türkiye özelinde uzun dönemli yatırım tercihlerinde dış finansal kaynak ihtiyacını karşılama ve makroekonomik istikrar açısından bir fırsat olarak işlev görebilecek, Türkiye Sermaye piyasalarını büyütebilecek ve daha da derinleştirebilecektir. Türkiye’de ulusal varlık fonunun zaman ilerledikçe kendi kaynaklarını da elbette yaratarak büyük ölçekli yatırımların finansmanını da sağlayacaktır. 
   
Devlet Yatırım Fonu’nun yüksek özkaynaklarla ve daimi gelirlerle kurulmayacak olması ve daha çok borçlanıp yüksek kaldıraç oranlarıyla çalışacağı için Fonun finansal stres ortamında piyasalarda denge ve istikrar sağlayıcı bir etki yaratmasını zor görüyoruz. 
   
Cari açığı azaltan konjonktürel ve dışsal nedenler tükenmiştir.
   
Ekonomi yönetiminde var olan çok seslilik politika harmonizasyonuna katkı yapamamaktadır.  
   
Hukuka üstünlük sağlamadan, demokrasi standartları güçlendirilmeden, rekabetin önünü açacak reformlar yapılmadan Devlet Yatırım Fonu’nun yatırım ortamını düzelteceğini beklemiyoruz." 



HABERİ PAYLAŞ

 
 
 
 
 

 

 

 



BENZER HABERLER

Doğuş'un AVM'sinde döviz kuru kararı
 
Doğuş, AVM'sini satıyor
 
AVM ciro endeksi Ocak'ta arttı

Alışveriş merkezlerinden 110 milyar TL ciro
 
Perakendede durgunluk son bulmadı
 
AVM ciroları mayısta yüzde 10,2 arttı
Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X