Anasayfa İŞ DÜNYASI İstanbul Portföy sağlam adımlarla büyüyor
İŞ DÜNYASI - 2 Şubat 2017

İstanbul Portföy sağlam adımlarla büyüyor

İstanbul Portföy, sporcu ve sanatçılara özel hizmetin yanı sıra Türkiye’de gelişmekte olan aile ofisi hizmetlerinde de etkili olmayı hedefliyor.

Aralık 2016’da Ashmore Portföy’ün yüzde 100 hissesini satın alan İstanbul Portföy organik ve inorganik şekilde büyümeye devam etmeyi amaçlıyor. Kasım 2016 sonu itibariyle 904 milyon TL varlık yöneten İstanbul Portföy’ün yönettiği toplam fon tutarı, Ashmore Portföy’deki 122 milyon TL’lik fonu devralmasıyla birlikte 1 milyar TL’yi aştı. 2007 yılında kurulan bağımsız portföy yönetim şirketi İstanbul Portföy, 2012 yılında Turgay Ozaner, Alpaslan Ensari, Tufan Deriner, Atıf Cezayirli tarafından satın alınmıştı. 2012’de 22 milyon TL’lik bir varlığı yöneten şirket, son beş yılda hem müşteri tabanının genişlemesi hem de yeni fon çeşitleriyle büyümesini sürdürdü. Şimdi ise SPK’nın portföy yönetim şirketleri tebliği ile sisteme olan güvenin artırılmasıyla ve yatırımcılarına sağladıkları “iyi getirilerle”, ürün portföyünün büyümesi gündeme gelmiş.

İstanbul Portföy’ün “bağımsız” olduğuna vurgu yapan şirketin yönetici ortaklarından Alpaslan Ensari, yatırımcının ihtiyacına uygun butik çözüm ve ürünler sunduklarını belirtirken, Türkiye’de yeni gelişen varlık yönetim sektörüne katkıda bulunmak istediklerini söylüyor. Yönettikleri 12 fonun getirisine de dikkat çeken Ensari, “En düşük riskten, yüksek riske kadar geniş bir ürün gamına sahibiz. Yatırımcımızın risk iştahına göre hareket ediyoruz. Portföyümüzün yüzde 75-80’i Türk Lirası ürünlerden oluşuyor. Getirilerde, fonlarımız genel olarak bulundukları risk kategorisinde en ön sıralarda yer aldı” diyor.

Alpaslan Ensari, İstanbul Portföy’ün son beş yıl içinde Türkiye’de ve bölgede ilklere imza atan en güçlü bağımsız portföy yönetim şirketi olduğuna dikkat çekerek “Geleneksel yatırım ürünleri ve alternatif yatırım ürünlerini tek çatı altında sunan bir varlık yöneticisi olma hedefimize ilerliyoruz” diyor. Verilen bilgiye göre, yatırımcılar ağırlıklı olarak serbest fonları tercih ediyor.

2015 yılında faaliyete başlayan TEFAS’ın İstanbul Portföy gibi bağımsız kurumların müşteri tabanını genişletmeye de yardımcı olduğu görülüyor. Ensari, “Fonlarımız yatırımcıya sağladığı getiride yılın genelinde istikrarlı bir şekilde bulundukları risk kategorisinde ilk sıralarda bulunuyor, bazı fonlarımız da fon değerleme kuruluşları tarafından değerlendirmelerde yıl boyunca beş yıldızlı fonlar kategorisinde yer alıyor. Mevduatın üzerinde getiri sağlayan fonlarımız var. Bilinçli yatırımcı TEFAS üzerinden fon getirilerine bakarak yatırım yapıyor” diyor. Bilindiği gibi TEFAS üzerinde, serbest fonlar haricinde, diğer yatırım fonlarını görmek mümkün. Bir yatırım fonuna yatırım için de mutlaka o kurumda hesap açmadan, mevcut hesap üzerinden, TEFAS aracılığıyla istenilen fona yatırım yapılabiliyor. TEFAS’ın önümüzdeki dönemde fonlardaki işlem hacimlerini artıracağını belirten Ensari, TEFAS’ın yatırım fonları piyasasında şeffaflığı, karşılaştırılabilirliği artırdığını ve mevzuat gereği internet bankacılığı ile TEFAS fonlarına ulaşımın kolaylaştırıldığını, bunun da yatırımcı açısından çok olumlu olduğunu ifade ediyor.
 
GİRİŞİM FONU İLE DÜNYA MARKASI ÇIKABİLİR
İstanbul Portföy’ün alternatif yatırım ürünleri arasında dolar bazlı küresel makro fon, TL bazlı akıllı beta strateji fonu, BÜMED (Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği) işbirliği ile kurulan ilk üniversite yatırım fonu ve BUBA (Boğaziçi Üniversitesi Melek Ağı) işbirliğinde ilk üniversite bağlantılı girişim sermayesi fonu bulunuyor.
Ensari, “küresel makro fon”un dünyadaki fırsatları değerlendirmek için bir alternatif olduğunu belirtirken, emtia, hisse senedi gibi piyasalardaki opsiyon ve vadeli işlemlere yatırım yapıldığını belirtiyor. Fon, dolar bazında yıllık yüzde 6-7 getiri seviyelerini hedefliyor.

Şirketin ortakları Turgay Ozaner ve Alpaslan Ensari Boğaziçi Üniversitesi kökenli. Bu nedenle yaklaşık bir yıl önce ihracı gerçekleşen BUFON’dan kazanılan işletim ücretinin bir kısmı BÜMED üzerinden üniversiteye aktarılıyor. Üniversitelerin desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Ensari, BUFON’da 100 milyon TL’ye ulaştıklarında, yılda yaklaşık 750 bin TL’yi Boğaziçi Mezunlar Derneği aracılığı ile Boğaziçi Üniversitesi’ne aktarabileceklerini belirtiyor. Ensari, “BUFON aracılığı ile yatırımcımızın kazançlarından değil, kendi kazancımızdan feragat edip BÜMED’e bağışlıyoruz” diyor.

Ensari, Boğaziçi Üniversitesi Melek Ağı işbirliği ile kurdukları girişim sermayesi fonunun da mart başında faaliyete başlamasını öngördüklerini belirtiyor. Bu fonda iddialı hedefleri olduğunu söylüyor. Hedeflerinin doğru teknoloji firmalarına yatırım yaparak onları Silikon Vadisi’ne götürerek dünya çapında bir marka haline getirmek ve dünya çapında şirketlerin bu firmalara yatırım yapmasını sağlamak olduğunu belirtiyor. Bu fon için bir ekip kurduklarını anlatan Ensari, “Bir dünya markası çıkarmayı çok istiyoruz” diyor.
 
BES FONLARINA TALİP
Öte yandan, bu yıl otomatik katılım uygulaması ile şu anda 60 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşan ve 2023 yılında 400 milyar TL’ye ulaşması öngörülen bireysel emeklilik (BES) fonlarında getiriler büyük öneme sahip olacak. Yapılan düzenlemeye göre, bir emeklilik şirketi fonlarının yüzde 30’dan fazlasını tek bir portföy yönetim şirketinde tutamayacak. Bu da, fonların çok farklı şirketler tarafından yönetilmesini getirecek.
Ensari, önümüzdeki dönemde emeklilik fonlarına talip olduklarını, şu anda Allianz ve Vakıf Emeklilik’in Turkcell’e yönelik oluşturduğu kurumsal emeklilik fonunu yönettiklerini söylüyor. BES fonlarındaki yeni düzenlemenin rekabeti artıracağını, kendilerinin de bu rekabete hazır olduklarını vurguluyor.
 
AİLE ŞİRKETLERİNE DANIŞMANLIK
Küresel aile ofisi alanında ve aile varlığında uzman Deniz Mısır da danışmanlık vermek üzere ekibe katılmış durumda. Böylece, İstanbul Portföy faaliyetlerini aile şirketlerine yönelik yapılacak danışmanlıkla genişletmiş oluyor. Önümüzdeki günlerde Gaziantep Ticaret Odası’nda bu konuda bir konferans hazırlığında olan şirket, bu çalışmaları Türkiye geneline yaymayı hedefliyor. Alpaslan Ensari, bu konudaki çalışmaları kendilerine vazife olarak gördüklerini söylüyor.
 
SPORCU VE SANATÇILARA ÖZEL PLAN
İstanbul Portföy’ün sporcu ve sanatçılara yönelik ilk özel birimini kuran şirket olduğunu da anlatan Ensari, Arda Turan, Acun Ilıcalı ve Tülin Şahin gibi birçok ünlünün birikimine yön vermeye başladıklarını kaydediyor. Yapılan araştırmalara göre profesyonel sporcuların yüzde 80’i sanatçıların yüzde 70’inin de emekli olduktan sonra birikimlerini yönetemediği görülüyor. Emeklilik sonrasında yaşanan bu ekonomik zorlukların en büyük nedenleri arasında ise yanlış yatırımlar, başarısız iş girişimleri, pahalı boşanma davaları ve nafakalar, lüks bir yaşam ve finansal planlama eksikliği geliyor. Alpaslan Ensari, hızlı kazanıp, hızlı yaşayan sporcu sanatçıların birikimlerini “finansal mühendislik” yaparak onların emeklilik dönemlerinde iyi bir gelirle yaşamalarını sağlamak istediklerini söylüyor.

İstanbul Portföy, takımlara da finansal varlık yönetimi konusunda eğitimler vermeyi planlıyor. Bu çalışmalar Büyükşehir Belediye Spor ile başlamış. Basketbol Federasyonu ile de görüşmeler yapılıyor.
 
EKONOMİYE BAKIŞ
Alpaslan Ensari ve Burak Üstay, ekonomi ve piyasaları değerlendirdi.
 
Ekonomiye yönelik sorularımızı da yanıtlayan İstanbul Portföy’ün yönetici ortaklarından Alpaslan Ensari, 2016 yılının sürprizlerle dolu olduğuna, 2017 yılının ise ne getireceğini öngörmenin zor olduğuna dikkat çekiyor. Ancak, ikinci yarının daha olumlu olacağını tahmin ediyor. Döviz kurunda yaşanan hızlı volatilitenin BIST endeksinde yaşanmaması konusunda ise Ensari şu değerlendirmede bulunuyor: “Kur ekonomimizin gerçeklerini yansıtmıyor. Şu anda ciddi bir oranda yükselmiş durumda. Ekonomi bazı sinyaller verse de o kadar kötü değil. Şu anda hisse piyasası dolar bazında oldukça ucuzlamış durumda. Bu da Türkiye piyasasının hem yerli hem yabancı yatırımcılar için hâlâ iştah açıcı olduğunu gösteriyor. Ekonomi tarafında da kısa sürede birtakım önlemler alındığında 2017 yılına daha olumlu bakabiliriz.” Ensari’ye göre, kurdaki aşırı hareketin durdurulabilmesi için faiz artırımı önemli bir adım olabilir. Ardından da yapısal reformlarla ekonomiye odaklanılması gerektiğini kaydediyor.


 
 “SİYAH KUĞU” YILIYDI

İstanbul Portföy Genel Müdürü Burak Üstay da 2016’da finans literatürüne 2007 yılında girmiş olan “siyah kuğu” tanımına tam da uygun bir yıl olduğunu belirterek, “Yurtdışında Brexit, İtalya’daki referandum ve Trump’ın ABD Başkanı olması gibi piyasaların olasılık vermediği birçok olay yaşandı” diyor. Bütün bu gelişmelere rağmen yurtdışında piyasalar 2016 yılını beklentilerin üzerinde bir performansla tamamladı. Şimdi bir yandan Çin, diğer yandan Trump’ın politikaları tüm dünya tarafından yakından izleniyor. Üstay, Çin’de 2015 yılından bu yana devam eden devalüasyon baskısı ve gayrimenkul balonunun patlama spekülasyonlarının dünyaya korku enjekte etmeye devam ettiğini kaydediyor. Emtia fiyatlarındaki toparlanmanın ne kadar süreceği ve bunun büyümeye etkileri izlenecek. Üstay bir de ülkelerin globalleşmeden korumacılık politikalarına geri dönmesine dikkat çekiyor. Bunun devam etmesi demek 1985 yılından bu yana dünyanın alışık olmadığı yeni bir döneme işaret ediliyor. Hatırlanacağı gibi 1985 yılında Mihail Gorbaçov’un liderliğinde ekonomik sorunlara son vermek amacıyla uygulanan Glasnost politikası, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla son bulmuştu. Glasnost’la dünyada ticaret, politika farklı bir döneme geçmişti. Burak Üstay, “Şimdi korumacı politikalar ticaret hacimlerinin daralmasını, gelirlerin düşmesini getirir. Bunlar sıkıntı yaratıyor” diyor.

Geçtiğimiz yıl içeride de inişli çıkışlı bir yıl oldu. Ahmet Davutoğlu başbakanlık koltuğunu Binali Yıldırım’a devretti, 15 Temmuz darbe girişimi oldu, terör olayları arttı. Bütün bunlara rağmen piyasalarda büyük çöküşler olmadığına dikkat çeken Üstay, bu yıla ise pek iyi başlanmadığını söylüyor. Reel döviz efektif kur endeksinin son 10 yılın en düşük seviyelerine hızlı bir şekilde geldiğini hatırlatan Üstay, piyasanın Merkez Bankası’ndan zaman içinde toplamda 250-300 baz puanlık bir artış beklediğini belirtiyor. Şu anda Merkez Bankası’nın mevcut rezervleri nedeniyle piyasaya doğrudan bir satış müdahalesi öngörülmüyor. Merkez Bankası parasal sıkılaştırma adımları atıyor. Ancak Üstay’a göre, piyasalar bunu yeterli bulmuyor. Merkez Bankası, 100-150 baz puanlık bir faiz artırım hamlesiyle ve piyasalara enflasyonla mücadele ve istikrarlı büyüme için ileride de artırım yapabileceği mesajını vermesiyle kuru dengeleyebilir. Üstay’a göre, böyle bir hamle sonrasında kurda yüzde 5-10 civarında bir geri çekilme olabilir. 15 Temmuz darbe girişiminde bile kurun 3,10 TL’nin üzerine çıkmadığını hatırlatan Üstay, son altı ayda TL’nin yüzde 20 değer kaybettiğini belirtiyor. Ancak, bugünkü fiyatlamaların ekonomik olmadığının da altını çiziyor.
 
BÜTÇE GİDER KALEMLERİNDE UYARI IŞIĞI
Yüksek kur volatiltesinin ihracatçıya da yaramadığına dikkati çeken Üstay, “Volatiliteden dolayı dövizi TL’ye çevirdiğinde ihracatçı ciddi zarar edebiliyor” diyor. Türkiye’nin spesifik sorunlarını çözmesi gerektiğini vurgulayan Üstay, bütçe gider kalemlerinin uyarı ışığını yaktığını belirtiyor. Ancak, bu durum OVP’de de öngörülüyordu. Bilindiği gibi son iki yılda yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli Türkiye’ye geldi. Cumhurbaşkanı’nın da açıkladığına göre Suriyeli mülteciler için bugüne kadar 25 milyar dolar harcandı. Artan faiz oranlarının yükleri, askeri harcamalar bütçe açığını artırıyor. Önümüzdeki dönemde de bunun devam etmesi bekleniyor. Bu ortamda Türkiye’nin enflasyon oranını düşürmesi gerektiğine dikkati çeken Üstay’a göre, enflasyon beklentileriyle uyumlu bir para politikası uygulandığı algısı piyasalara verilebilirse, şu anda oluşan olumsuz köpük azalabilir. Enflasyonun öngörülebilir bir patikaya indirilmesi gerektiğini belirten Üstay şu değerlendirmede bulunuyor: “Tek haneli enflasyona 2005 yılında inmiştik. Son 12 yılın ortalama enflasyonu yüzde 8,6 seviyesinde. Bu da, son 12 yılda fiyatların iki katından fazla arttığını gösteriyor.” Yine enflasyondaki düşüş adımları için de kurun dengelenmesi gerekiyor.

Nisan ayında Türkiye’de başkanlık referandumu yapılacak. Öte yandan dünyada Trump’ın icraatları izlenecek. Üstay da Ensari gibi ikinci yarının daha ekonomi odaklı olabileceğini belirtiyor.