Anasayfa TEKNOLOJİ Akıllı telefon ajan mı hizmetkar mı?
TEKNOLOJİ - 23 Kasım 2018

Akıllı telefon ajan mı hizmetkar mı?

Akıllı telefonların kullanıcıların bilgilerini elde etmesi, son dönemdeki teknoloji tartışmalarının en şiddetli gündem maddelerinden..

Evde telefonu yanındayken sohbet eden birinin suşiden bahsetmesinin ardından sosyal medyada gezerken suşi restotoranı reklamı ile karşılaşması şu sıralar korku filmi tadında anlatılan hikayelerin bir örneği. Benzer örnekler, resim kursları, tatil seçenekleri ve indirimli alışveriş teklifleri ile çoğaltılabilir. 

Telefon bizim bilgilerimizi alıp bir yerlere gönderip bizimle ilgili casusluk yapıyor olabilir mi? Olabilir. Suşi yemenizin ekonomik değeri olan bir ticari sır olduğunu düşünüyorsanız, cep telefonunuzu çöpe atın. Bunu kimsenin yapacağını sanmıyorum.

Google Earth çıktığında askeri tesislerimizin güvenliği konusunda endişelenen bir halk olarak endişelenmeyi de akıllı telefonları kullanmayı da sürdüreceğimizi tahmin etmek zor değil. Ancak yeni teknolojileri kullanmak, özellikle ticari ve global etki yaratmaya yönelik boyutu ile birlikte düşünüldüğünde biraz daha dikkatle üzerinde durmayı gerektiriyor.

Geçen ay kaybettiğimiz Foto Muhabiri Ara Güler, dijital fotoğraf makineleri ile ilgili ilk röportajlarında “negatifi eline alamadığı makinelere güvenmediğini” söylerken daha sonra bu makineler ve cep telefonlarına ısındı. Güler’in vefatından birkaç gün önce Londra’da sohbet ettiğimiz bir diğer foto muhabiri Coşkun Aral ile cep telefonları ile yapılan çekimlerin sadece o ekran için optimize görüntü oluşturduğu yorumunu sorduğumda Ara Güler’in cep telefonu ile çektiği fotoğraflarının 50×60 baskılarının New York’ta sergilendiğini söyledi. Aral’ın cep telefonunu açıp gösterdiği fotoğraflar sanat eseri tadındaydı. Güler’in kütüphanesinin önünde çekilen fotoğraflar üzerinde oynandıktan sonra büst tadında karelere dönüşmüştü.

Aral, “Ben kendimi foto muhabiri olarak tanımlıyorum ama artık herkes sanatçı olabilir. Bu cihazlar [cep telefonu] bunun olanaklarını sağlıyor. Artık yaratıcılığın öne çıkacağı bir dönemdeyiz” diyordu. Bununla birlikte Aral, kullanım kolaylığı için telefonların kenarına deklanşör benzeri bir mekanizmanın eklenmesini de istiyordu.

Yaşı itibariyle Türkiye’nin bir eli yağda bir eli balda büyümemiş bir kuşağının mensubu olduğu anlaşılan Aral’ın iyi bir şey ortaya çıkarmak için çaba ve para harcama deneyimini çok iyi bildiği aşikar. Leica fotoğraf makinesinin akıllı telefondaki üç objektifi ile birlikte 20 bin dolar civarında fiyatı olduğunu söyleyen Aral’ın Huawei’nin Londra’da tanıttığı Mate 20 Pro’ya bakışı, sıkı bir fiyat performans analizini yansıtıyor. Mate 20 PRO’nun bin euro’nun biraz üzerindeki Avrupa fiyatı (Porsche ile birlikte geliştirilen özel tasarım Porsche Desıgn Huawei Mate 20 RS’in fiyatı da 2 bin euro’nun üzerinde) bu rakam ile karşılaştırıldığında akıllı telefonun değeri ortaya çıkıyor. Aral’ın Ahmet Can’a CNN Türk çekiminde söylediği “zamanında animasyona bir ev parası verdim” sözü ise, Mate 20 PRO’nun üç boyutlu tarama ile animasyon karakteri yaratmasının değerini anlamamızı sağlıyor.

Akıllı telefonun sizin bilgilerinizi edinmesinden korkuyorsanız, akıllı telefonun kamerasını bir kahvaltı tabağına doğrultmanız yeterli. Tabaktaki gıda maddelerinin hacimlerinden toplam kalori değerini hesaplayan akıllı telefon, yapay zeka desteği sayesinde tabağın adını da koyuyor. Bizim Londra’da yaşadığımız örnekte kamera açıkken telefon ekranın altında “English Breakfast” yazdı. Bu deneyimi ister bir ajanın yarattığı kabus, ister size yardımcı olan bir diyet bilgi sistemi desteği olarak kabul edebilirsiniz. Size kalmış ama daha fazlasına hazır olun.
Gizlilik kaygılarını zirvede yaşayanların hoşuna gidebilecek bir diğer özellik, yapay zeka kullanılarak video görüntülerinde yer alan bir kişi ile ilgili diğer görsel içeriğe erişilmesini sağlıyor. Bu özellik, Big Brother tutkunlarına çok daha cazip görünebilir.

Ancak konuya pozitif boyutuyla bakanlardansanız, Mate 20 serisindeki yapay zekâ destekli kamera modunu kullanarak, çektikleri video içeriklerinin tonunu, doygunluğunu ve parlaklığını otomatik olarak ayarlayabiliyor. Cihaz ayrıca hazır modlara da sahip. Mate 20 serisi, görseldeki insan unsurlarını ayırarak ve etrafındaki renklerin canlılığını artırarak, kişileri daha çarpıcı bir şekilde vurgulayabiliyor. Ürünün “AI Spotlight Reel” özelliği ise klipleri otomatik olarak tanımlıyor ve 10 saniyelik bir montajı otomatik olarak üretiyor. Seri ayrıca, 16:9 oranına göre çok daha sinematik bir etki yaratan 21:9 formatını da hem fotoğraf hem de video çekimlerinde destekliyor.

Mate serisinin kameraları ile yapılabilen üç boyutlu tarama ise, animasyon karakteri yaratabilmeyi sağlıyor. Londra’da bir maskot pandanın taranması ile demosu yapılan bu özellik kullanılarak üretilen karakter, akıllı telefonu bir anda artırılmış gerçeklik platformuna dönüştürüyor. Bir spor etkinliğinin maskotunu bu şekilde tarayarak paylaşılan videolara eklemenin yaratabileceği cazibeyi hayal etmek zor değil. Tabii bu hayallerin hemen ardından yaratıcılığı kullanmak geliyor.

Bu özelliğin rekabet tarafında yaratabileceği etki ise, bu sansasyonel etkiden çok daha çarpıcı olabilir. Samsung, dijital fotoğraf makineleri son dönemini yaşarken kendi ürününün ön yüzüne yerleştirdiği küçük ekranla pazarı silip süpürmüştü. Bunu sağlayan, dijital fotoğraf makinelerinin ağırlıkla yeni doğan bebekleri fotoğraflamak için alınıyor olmasıydı. Ön yüzde objektifin hemen yanında yer alan ekrandaki hareket, görüntüyü algılamasa da bebeğin objektife bakmasına ve gözleri açık olarak en güzel pozu vermesini sağlıyordu. Bu özellik, Samsung’a müthiş bir pazar payı sağladı. Sonra akıllı telefonlar gelip ortalığı silip süpürdü ve dijital fotoğraf makinesinden eser kalmadı.

Kısa vadede akıllı telefonların tahtını sarması muhtemel olmasa da, akıllı saatlerin uzun vadede daha cazip hale geleceği görülüyor. Huawei Watch GT, bir yandan geleneksel saat görüntüsünü korurken spor ve sağlık konularını destekliyor. Profesyonel spor organizasyonları ile çalışan Huawei, kapalı egzersizler, açık hava koşuları, dağ tırmanışı, bisiklet ve açık su yüzme gibi bir dizi sporun takip edilmesini sağlıyor. Fitness koçluğu özelliklerini de destekleyen saat, kullanıcıların kalp atış hızlarını bilimsel yöntemlerle analiz ederek güvenli ve sağlıklı bir şekilde egzersize zemin hazırlıyor.

TruSeen 3.0 kalp atış hızı izleme teknolojisi, kullanıcının aktif ve istirahat kalp hızını izlemekle kalmıyor. Yenilikçi PPG optik ve donanım tasarımı ile AI algoritmalarını birleştiren çözüm, kullanıcıların gerçek zamanlı olarak kalp atış hızını yüksek hassasiyetle izleyebilir. Spor modunda HUAWEI WATCH GT, kullanıcıların önceden ayarlanmış bir hedeflenen kalp atış hızı aralığına dayanarak antrenmanlarının yoğunluğunu değiştirmelerini bildirecek şekilde ayarlanabilir. Dinlenme modunda akıllı saat, kullanıcıların dinlenme kalp atış hızını otomatik olarak izler ve kaydeder. HUAWEI WATCH GT, uyku sırasında kullanıcının kalp atış hızını izlemek için görünmez ışıklar kullanıyor.

Bu özelliklerden faydalanmak isteyenler, akıllı telefonlarının kendilerinin hizmetinde olduğunu akıllarında tutarak ve cihazlarına güvenerek yaşamak zorunda.

İlginizi Çekebilir

T-Systems’ın gözü, dijital dönüşümde

T-Systems Türkiye Genel Müdürü Sinan Kılıçoğlu, yönetilen servislerle şirketlerin uçtan uc…